Ayşe

Karşısında ürperdiğimiz ama onsuz hiçbir güzelliğin olamayacağı o tuhaf faniliği soluyorum. Güzelliğin ve ölümün, hazzın ve faniliğin birbirine bu kadar muhtaç, bu kadar bağlı olması ne harika! Duyusal bir şey gibi derinden hissediyorum doğa ile aklın etrafımdaki ve içimdeki sınırını. Nasıl çiçekler fani ve güzelken, altın kalıcı ve sıkıcıysa, doğal hayatın da tüm devinimleri fani ve güzelken, akıl kalıcı ve sıkıcı. İşte şu anda reddediyorum onu, aklı ebedi hayat olarak değil, ebedi ölüm, donup kalmış, verimsiz, biçimsiz bir şey, ancak kendi ölümsüzlüğünden ödün verdiğinde biçim ve hayat kazanabilecek bir şey olarak görüyorum. Altın çiçeğe, akıl bedene ve ruha dönüşmeli yaşayabilmek için. Hayır, bu ılık sabah saatinde, kum saati ile solgun yaprak arasında, başka zamanlarda hayranlık duyabildiğim akılla ilgili bir şey bilmek istemiyorum. Ben fani olmak, çocuk olmak, çiçek olmak istiyorum.
“Yüzünde maske taşıyan değişken insanın, doğada büyüyen her varlığa ciddiyetle bakmaya başladığı anda ürkmesi kaçınılmazdır.”
Froyd meselesi
Dedim “Güzel kızım, ne okuyorsun bu pezevengi? Yok babamızı tamamlıyormuşuz da… Adamlara zalim demeye kıyamamış, kim gadre uğradıysa ona diyor ki vay efendim size kötülük edecek insanı siz seçtiniz. Ulan Froyd pezevengi, hırsızın hiç mi suçu yok? Bu Froyd’un ağır tahrik bahanesiyle katile iyi hâl indirimi veren hakimden ne farkı var?”
Sayfa 50·Kitabı okudu
Şimdi, şu İstanbul'da herhangi bir güzellik, iyilik, sevinç verecek bir olay üstüne böylesine ağız dolusu bir sevinçle gülecek bir kişi var mı? "Dur Mahmut, sen de onlar gibi oluyorsun." Var, var, tabii var, olmaz olur mu? İnsanlıktır bu...Kat kattır, en sağlam, en güzel mücevheri en alttadır, soydukça insanlığı, kabuğunu soydukça, bir kat, iki, üç, dört, beş kat, gittikçe aydınlanır insanlık, güzelleşir. Çirkin olan insanlığın en üst kabuğudur. Adam olan hem kendi kabuğunu, hem insanlığın kabuğunu durmadan soymaya çalışır. Soydukça ortalık aydınlanır, soydukça... "Dur, Mahmut dur." "Durmam," diye bağırdı, "insanlara söz ettirmem. Olmaz. Bir yerlerde bir şeyler kalmıştır. Durmam, vardır. Parlıyordur. Biz onu göremiyorsak, gücümüz yoktur. O parlak ışığı göremiyorsak, gözümüz içimizin karanlığındadır." Umutların öldüğüne iyice inandığın bir anda insanlık, binbir yönden açan bir ışık-umut çiçeğiyle birden aydınlanıverir...
Sayfa 54·Kitabı okudu
Düğme Var Ancak İlik Yok
"Fakat o düğmeler yalnızca iş uğruna yapılmış düğmelerdi. İçi bu yüzden acıyordu. Yine de düğmeler uğruna harcadığı onca zamanı bir kayıp olarak görmek istemiyordu. Vücudunun, kalbinin bir yerlerinde o günlere dair keyifli hatıralardan anlar kazılıydı. Değil miydi? Tamamen yanlış seçimler mi yapmıştı?"
Sayfa 61·Kitabı okudu