Mitat Karaman'ın sıkıcı, tekdüze ve amaçsız geçen günlerine hareket getiren beklenmedik bir olaylar zincirinin hayatına girişini anlatan, kara mizahla yoğurulmuş güncel bir polisiye roman. Dümdüz bir insan olarak romanın kahramanı olması, herkesin kendinden bir parça bulmasını kolaylaştırıyor sanırım.
Buket Uzuner'in "Kumral Ada Mavi Tuna" romanını çok severek okumuştum ve hep güzel hatırladığım bir roman olarak aklımda yer etti. Bu öykü kitabındaki "Bir Erkeğin Dayanılmaz Bilinçaltı Tutkusu" isimli ilk hikaye de beni kitaba bağlayan ve kitaptaki diğer öyküleri merak etmemi sağlayan kısım oldu. Buna ek olarak "Shangri-La", "Önceki ve Sonraki Kadın, "Kuşku" ve "Yerli Filmlerle Büyütülmüş Kız Çocuklarından Biri" de beni oldukça içine çeken hikayelerdi. Yazarın bir öykü kitabını ilk kez okudum ve hemen bir başka öykü kitabı olan "Yolda" isimli kitabına başladım. Buket hanımın öykü diliyle iyi anlaştık gibi görünüyor!
Alper Canıgüz kitaplarıyla tanışıklığım üç yaz önceye dayanıyor ve ben sanki her yaz bir kitabını okumam gerekli gibi hissediyorum. Bu yaz Gizliajans’tan sonra okuduğum Kan ve Gül Bir Kara Dejavu romanını okuduğum süre boyunca kitabı elime her alışımda istemsizce “Kan ve gül, gül ve diken, sevgim ve seeen…” diye mırıldanmadan edemedim. Romanın mezun olduğum üniversiteyi tarif ettiği yerlerde okul günlerime bir dönüş yaşadım. Üslubunu ve dilini çok beğendiğim bir yazar olan Alper Canıgüz, kitapları her ne kadar hızlıca okunup bitse de gerçekçi betimlemeleri, yaptığı göndermeler ve imalarıyla, bende bıraktığı his ve düşüncelerle gönlüme taht kurmuş bir yazar oldu. Elimde okumadığım son bir kitaba kaldı, Kıyamet Park. Onu okumadan önümüzdeki yaza kadar bekleyebilecek miyim bakalım!
Çok güzel başlayan ve özellikle ilk yarısında okuru oldukça eğlendiren; ikinci yarısında ise nereye varacağını bir türlü kestiremediğiniz, saçmasapanlıklara yeni saçmasapanlıkların eklenerek devam ettiği bir absürt Alper Canıgüz romanı...
Oğullar ve Rencide Ruhlar, Tatlı Rüyalar romanlarından sonra Gizliajans bana biraz "atıştırmalık" bir kitap hissi verdi. Kitap zaten en başından itibaren absürtlük vaadetmesine rağmen sayfalar ilerledikçe "Yok artık!" demekten kendimi alıkoyamadım.
Yine de üslubu, betimlemeleri fazlasıyla gerçekçi, yaratıcı olunca oldukça akıcı bir hal almış. Durdurak bilmeden okuyup elinize aldığınız gibi bitirebileceğiniz bir roman.
Kitabın son sözlerini "Bunları yazmakla çıldırmaktan kurtulunur mu?" olarak seçmiş yazar.
"Bunları okumakla çıldırmaktan kurtulunur mu?" diye düşünmeden edemiyor insan.