“Duanın sonu, alışkanlıktan ötürü “Amin”le biterdi. Amin’in tam ne demek olduğunu bilmiyordu; ama sonunda Tanrı, dünyanın sonunu getirdiğinde herhalde o tok sesiyle “Amin” diye bağırmayacak, “Bugünlük bu kadar, çocuklar!” diyecekti.”
“Zamanla bu işte çok ustalaşacağı kanısındaydı. Bunun birinci nedeni, kızın ufak tefek ayrıntılara önem vermeyişiydi. Her dalın acemileri titizlenir, ilhamın yerine düzeni koymaya çalışır, işi berbat ederlerdi.”
“Bir bakıma onların ortadan kaybolduğunu sevinmişti. Ama yine de kalbinin kadife gölgeleri arasında, günün birinde yine onlarla ya da onlar kadar rahatsız edici başkalarıyla başa çıkması gerekeceğini biliyordu. Sonsuzluk denilen şey ne de olsa öyle başını alıp gitmezdi ya da birden insana konuk olmazdı”