Uzun İnce Bir Sürgün'deyim
8/10
·136 syf.·
2026 169. kitabı
İzmir'den İstanbul'a gelirken aklımda herhangi bir kitap yoktu. Benim derdim başka şeylerdi. Kullanılmayan istasyonlar, terk edilmiş yapılar, unutulmuş bekleme salonları, insanların çekilip gittiği yerlerde geriye ne kaldığı. Akşama doğru Sirkeci Garı'na vardım. Gün ışığı çekilmeye başlamıştı. Kalabalıkların ilgilenmediği tarafa doğru yürüdüm. Rayların bittiği, seslerin azaldığı yerlere. Orada gördüm onu. Hurdaya ayrılmış eski bir vagon. Boyasının büyük kısmı dökülmüş, camlarının bazıları çatlamış, içi karanlığa terk edilmiş. Kapısı yarı açıktı. Merak edip içeri girdim. Telefonun fenerini açınca yılların bıraktığı izler ortaya çıktı. Yıpranmış koltuklar. Kararmış metal parçalar. Tavana tutunmaya çalışan kablolar. Sanki zaman burada çalışmayı bırakmıştı. Binlerce insanın üstüne oturarak eskittiği bir koltuğa oturdum. Tam o sırada aklıma bir kitap geldi. Aytuğ Akdoğan 'ın Sürgün'ü. Kitabı düşünmeye başlamamla birlikte diğer benlerim de ortaya çıktı. Ravi karşımdaki koltuğa geçti. Hiç pencere kenarına oturdu. Münzevi ise koridor boyunca yürüyüp vagona göz gezdirdi. Sonunda durdu. Burası uygun dedi. Neye. Bu kitaba.
SürgünAytuğ Akdoğan · Hayykitap · 2021149 okunma
Tok Tiker II
7/10
·384 syf.··
2026 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 12:25
" Bizler hayatın renkli fırça darbeleriydik, böyle köşede kalmış, köhne ve kokuşmuş tonlarla pek işimiz olmazdı. -Zeliş Sönmez " Belki de bizim renkli dünyamız diğer insanlar için çok karmaşıktı. Ama bizimdi, onların değil. Onlara farklı gelen bizimdi... Zeliş'in ilk kitapta yaşadığı olay karmaşası 2.kitapta da devam etti ve hiç beklemediği bir yerden devam etti. Bitti sandıkları bir olay tekrardan başladı, dallandığı budaklandı ve hepsinin başına bir çorap ördü. Tabii ki bunların yanında güzel anıları da oldu. Güzel satırların arasında kaybolundu ama olay daha çok Zeliş ve Aytuğ'un geçmişi üzerinden gelen ve ortak bir paydada buluşan sorunlardan ya da olaylardan devam ettiği için kitap biraz daha onun üstündeydi. Arkadaşlık, sevgi bağ, aile bağı, kardeşlik, olaylar entrikalar falan tabii ki de vardı ama dediğim gibi olay ve entrika'nın yanı sıra arkadaşlık da çok revaçtaydı. Yani daha çok şöyle söyleyebilirim arkadaşlık olaylar daha çok ön plandaydı. Tabii ki kitabın sonlarına doğru mutlu olunan yerler oldu alnından yerler oldu ama her böyle mutlu olunan kitaplarda olduğu gibi gidişat tamamiyle bir anda değişebiliyor. Bu kitapta da bir anda da öyle oldu. Kitabın yazım tarzı olsun, kullanılan kelimeler olsun, işlenilen konular olsun yazsrımızın bilgilerine bağlı olarak biraz daha üst seviyedeydi. Kitap biraz daha komedi tarzına kaçtığı için bence çok iyi bir şey. Kitapta çoğunlukta komedi tarzı olaylar oluşturulmuş. Günümüzde Ti.Tok denilen bir mecrada işini ilerletmeye çalışan ve bir anda ünlülerden Zeliş, Aytuğ'un sevenleri tarafından biraz da dışlandı diyebiliriz. Tabii ki onlar yaşamıyorlar ilişkiyi, fanları yaşamıyor yani. Aytuğ ve Zeliş ilişkilerini yaşadığı için her ne kadar dışarının eleştirilerinden etkilenseler de birbirlerine sevgileri hiçbir
Toktiker 2Kader Arvas · Ephesus Yayınları · 202534 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Tok Tiker I
6/10
·416 syf.··
2026 17. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 12:46
**" Yüzleştiğimde gerçeklerimle, anlamıştım hayat değildi toz-pembe; hayat her renkten bir parçayla bilinmeyen bir bilmece. -Zeliş Sönmez " ** Toktiker Macerasına girmiş bulunmaktayız. Evet olur arkadaşlarım, Zeliş'in annesi Hatice Bacı'nın deyimiyle Toktik bu kitabınızın teması. Zeliş'in bir gün Toktik'e video atmasıyla başlayan serüveni mız bütün hızıyla devam etti. Aytuğ Ulusoy, kızların favorisi halinde olan bir karakterimiz ve Zeliş'in de radarına girmiş bulunmakta. Zeliş'in Toktik'e adım atmak istemesi, biraz da Aytuğ temelli olabilir diyebilirim. Zeliş Sönmez, babasının deyimiyle 'Babasının Tulumbası '... Evinde 3 kardeş içinde en deli dolusu, arkadaş grubunun şenliği... Kendi içinde bir şeyleri halletmeye çalışsa da her insan da olduğu gibi onun da yapamadığı noktalar oldu. Toktik macerası Zeliş'e düşman kazandırsığı gibi yeni dostluklar da kazandırdı. Grup Trol, başta Aytuğ olmak üzere diğer grup üyeleri sanki Zeliş ve arkadaşlarını uzun yıllardır tanıyorlarmış gibi kaynaştılar. Düşman, her yerde düşmandır ama bazen düşmanların da kalitelisi olmalı demiş tanıdığım ancak hatırlayamadığım bir yazar. Beklemediği yerden bir düşman kazanan Zeliş'in her şey üst üste gelmesiyle daealdığı bir noktada arkadaşları ve beklemediği bir insan ona çok yardım etti. Kitapta arkadaşlıktan tutun da, aklınıza gelebilecek düşmanlık, kıskançlık, entrika, oyunlar falan bütün her konuyu bulabilirsiniz. Kendinizi hiç olmadığınız bir yerde bulabileceğiniz gibi ' Aaa, burda mı oldu bu? ' derken de bulabilirsiniz. Benim bu, kitabı biraz uzun sürede okumamın sebebi, işlerimin yoğun derecede olması oldu. Vakit atıramadım da diyebilirim. Ancak bulduğum veya ayarlamaya çalıştığım boş zamanlarımda okumaya çalıştım. Şöyle bir şey var ki; ben büyük ihtimalle RS'a girmiştim ve
ToktikerKader Arvas · Ephesus Yayınları · 2025119 okunma
3/10
·368 syf.··
2026 7. kitabı
Burayı güncellemiyorum ama bu kitap okumuyorum demek değil tabii ki. Sadece unutuyorum :) Yakın zamanda Seoulmates kitabına başlamış yarım bırakmıştım. Kısa bir dönem RS’ye girip bu kitaba başladım ve işte şimdi kitabı bitirmiş bir şekilde buradayım. Öncellikle şunu söylemek istiyorum, cadıları çok seviyorum. Cadılık, küçüklüğümden beri araştırdığım, yanlış gelse bile hala olmak istediğim varlıklardır. Öyle ki annem, cadılar için yaptığım araştırma kağıtlarımı çöpe attığında günlerce ağlamıştım. Hala içimde vardır bir burukluk. Bu yüzden bu kitabı büyük bir hevesle almıştım. Beni harika bir evrenin beklediğini, kitaptan fazlaca zevk alacağımı, hatta yılın kitabı falan seçeceğimi düşünmüştüm. Yanılmışım. Üzülerek söylüyorum, maalesef öyle olmadı. Kitap beklentimin çok çok altında kaldı. Yazarın yarattığı evren ve kurgusu beni hiç sarmadı. Bana kalırsa mantık hatası fazlaca vardı. Ve en önemlisi, yazarın yazım dili beni çok memnun etmedi. Basit bir dili olduğunu düşünüyorum. Yani demek istediğim, bu evrene bu dil fazla basit kaldı. Yapay zeka ile yazılmış bir havası vardı. Hatta kitap, küçükken yazmaya çalıştığım uyduruktan hikayelere benziyordu. Yaratmaya çalıştığı, bize vermek istediği o gerilim çoğu zaman doğru yerindeydi ama anlatımı yanlış, dediğim gibi, dili basit kalıyordu. Doğruyu söylemek gerirse konusu da çok hoşuma gitmedi. Karakterler birer cadıydı ama çoğu zaman cadı olduklarını unutuyorlardı. Gelişim çağındaki cadılardı ama bu kısım bize yeterince doğru bir şekilde anlatılmadı bence. Fakat bunca olumsuz şeye rağmen kitap kendini okuttu. Şükürler olsun ki RS’a da sokmadı. Ben de kapağına kanıp aldığım bir kitaptı. Günün sonunda ne demişler; kitabı kapağına kanıp almayacaksın :D
1000Kitap
Cadılar KonseyiAytuğ Tunç Deveci · Ren Kitap · 202541 okunma
Şarlatan
9/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2026 72. kitabı
Distopik kurgu sevenler buraya… Çünkü ben yazarın yarattığı o karanlık ama büyüleyici dünyaya bayıldım. Ulu savaş sonrası nükleer kalıntılar insanlığı mutasyona uğratmış ve bu insanlar “Dünyadaki Mahlûkatlar” olarak damgalanmış. Yeni ve kusursuz nesiller yaratmak için genç nüfus seçmelere alınıyor. Bu yılki seçimler Aurora’nın doğum gününe denk geliyor. Gençler özenle hazırlanıyor, en güzel kıyafetler giyiliyor… ama bu seçimler bir ödül değil. Kazananlar ailelerinden koparılıp “Malikane”ye götürülüyor ve çoğu bir daha geri dönemiyor. Aurora ve Victor birlikte malikaneye giriyor. Kraliçe Leydi Marcilus ile tanışmalarıyla olaylar başlıyor. Victor, sarayın bahçesindeki çiçeklerden elde edilen bayıltma tozu sayesinde Leydi Marcilus’un geçmişini rüyalarında görmeye başlıyor. Ve karanlık sırlar tek tek ortaya çıkıyor… Şarlatan ölümleri artarken kim hayatta kalacak? Leydi Marcilus’un geçmişinde ne saklı? Aurora ve Victor’u nasıl bir son bekliyor? Seçmeleri kazanamayanlara ne oldu? Tüm cevaplar bu kitabın içinde. Distopya severler kaçırmasın derim. Okuyun, okutturun. Pişman olmazsınız. “Bir fener yakabildiği sürece karanlıkta da ilerleyebilirdi insan. Fakat karanlıktan tamamen kurtulabilmesi için önce bulutları yok etmeyi bilmesi gerekirdi.”
1000Kitap
ŞarlatanAytuğ Tunç Deveci · Otantik Kitap · 2023280 okunma
6/10
·368 syf.··
2026 3087. kitabı
“Cadılar Konseyi”ni okurken kendimi gizemli ve karanlık bir dünyanın içinde buldum. Daha ilk sayfalardan itibaren atmosfer o kadar güçlü kurulmuştu ki sanki ben de o konseyin toplantılarına uzaktan şahitlik ediyormuşum gibi hissettim. Kitabın en sevdiğim yönü, fantastik unsurların sadece süs gibi durmamasıydı. Büyü, sırlar ve güç mücadeleleri hikâyenin tam merkezindeydi. Özellikle konsey içindeki çekişmeler ve karakterlerin birbirine karşı hamleleri oldukça sürükleyiciydi. Kimin gerçekten ne istediğini anlamaya çalışırken sürekli bir merak duygusu oluşuyor. Karakterler tek boyutlu değil; her birinin kendi amacı, korkusu ve geçmişi var. Bu da hikâyeyi daha inandırıcı yapmış. Özellikle güçlü kadın figürlerinin ön planda olması hoşuma gitti. Güç kavramının sadece fiziksel değil, zihinsel ve stratejik yönüyle de ele alınması kitabı farklı kılmış. Bazı yerlerde olaylar hızlı gelişti ama bu tempo kitabın akıcılığını artırmış. Sıkılmadan, merak ederek okudum. Fantastik türü sevenler için güzel bir alternatif olduğunu düşünüyorum. Genel olarak gizemli, sürükleyici ve yer yer karanlık bir kitaptı. Okurken hem heyecanlandım hem de o büyülü atmosferin etkisinde kaldım diyebilirim.
Cadılar KonseyiAytuğ Tunç Deveci · Ren Kitap · 202541 okunma