Freida McFadden - Erkek Arkadaş
9/10
·320 syf.··
2026 13. kitabı
Kitabı henüz bitirdim ve düşüncelerim tazeyken hızlıca yorumlamak istedim. Öncelikle bu kitap Freida Mcfadden'dan okuduğum ikinci kitaptı ve okuduğum ilk kitabına göre (Sakın Yalan Söyleme) bu kitabı daha çok sevdiğimi söyleyebilirim. Bu kitabı kafamda daha az soru işaretiyle bitirdim ve sonlarında gerçekten de şaşırdığımı söyleyebilirim. Kafamdan her ihtimali geçirdiğime, herkesi şüpheli gördüğüme inanıyordum ama belli ki yanılmışım. Yazarın kitapları genel olarak inanılmaz sürükleyici, yazım dili olarak oldukça basit ve kolay okunuyor olduğundan, üstelik kendini de merak ettirdiğinden bitirmem çok uzun sürmedi ve okuma sürecinden cidden keyif aldım. Dolayısıyla ters köşeli, hafif gerilimli bir kitap arayışındaysanız kesinlikle öneririm. Spoiler olabilir! Bir puan kırmamı sağlayan tek nokta Tom'un başta soyadı ile çalıştığı yeri farklı söylemesi ve bunun üzerinde bir daha hiç durmamamız, sebebini öğrenmememiz oldu. Bunun yanında Kevin mevzusunun da sırf yazılmak için yazılıp yazılmadığını düşünüyordum fakat son sayfada o mevzu da çözüldüğünden ve eksik kalmadığından memnun kaldım. Sonda Tom'un Daisy ile kaçmasını da açıkçası beklemiyordum. Bir ihtimal polisi aramışken hislerini görmezden gelip onu polise teslim eder diye düşünmüştüm. Ancak ikisinin de kaçıp gitmesine pek üzülmedim. Jake ile Sydney'in yeniden bir araya gelmesine sevindim, Jake'i kitap boyunca çok sevdim çünkü, zaten birbirlerini unutabilmiş de değillerdi. Spoiler sonu! Bence Sakın Yalan Söyleme kitabından çok daha güzeldi dediğim gibi, kitabın işleyişi öbür kitaba kıyasla kesinlikle daha iyi aklıma yattı. Elbette çok küçük yaştaki okurlara değil fakat belirli bir yaşın üzerindeki okurlara önerebileceğim bir kitap oldu, keyifli bir okumaydı.
Erkek ArkadaşFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20251,611 okunma
Yanlış Hesaplar Her Zaman Kötü mü Noktalanır?
9/10
·416 syf.··
2026 24. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 17:25
Evdeki hesabın çarşıya uymaması her zaman kötü mü sonuçlanır? Lucy Maud Montgomery'nin Yeşilin Kızı Anne-1 isimli kitabını okurken sürekli bu atasözü aklıma geldi çünkü olaylar erkek evlat edinmek istenirken gelen bir kız çocuğu ekseninde gelişmekte. Eser; Matthew ve Marilla Cuthbert kardeşlerin ev vs işlerinde yardımcı olması için bir erkek evlat edinmek isterlerken evlat olarak gelen bir kız çocuğunu ve devamındaki olayları ele almakta. Kitabı yaklaşık iki hafta önce okuyup bitirdim o yüzden bu incelememde bazı noktaları atlamış olabilirim. Eksiğim olursa affola, bunları belirtmeniz benim için eşsiz bir katkı olur. Bununla birlikte eserdeki bazı olaylara değineceğim için bu inceleme yazısı spoiler içermektedir. Daha çok gençler ve genç yetişkinlere hitap edecek şekilde yazılan roman; 8 kitaplık bir seri. İncelemeye konu olan bu ilk kitapta evlat edinilen Anne Shirley'in evlat edinildiği sıra olduğu 11 yaş ve 16 yaş aralığındaki olayları ele almakta. Olay kurgusu çok güzeldi. Herhangi bir mantık hatası gibi bir şeye rastlamadım. Olaylar okuru doyurucu bir biçimde sunulmuştu; ne çok gereksiz uzun ne de çok üstünkörüydü. Romanı okurken birçok duyguyu, düşünceyi hissedip deneyimledim. Yani anlatılanların okura hitap etmesi geçmesi çok güzeldi. Hissettiğim, deneyimlediğim temalara kitaptan örnekler verecek olursam: 1) Marilla ve Matthew'in erkek çocuk yerine yanlışlıkla bir kız çocuğu evlat edinmesinde hem Anne'in hem de Marilla&Matthew kardeşlerin yaşadığı hayal kırıklığını hissettim. 2) Anne ve Diana'nın tanışması ve arada sımsıkı bir dostluk bağının oluşması bana çocukluk arkadaşlığı gibi saf, temiz bir değeri tebessümle yad etmemi sağladı. 3) Anne'nin Diana'ya meşrubat ikram edecekken yanlışlıkla şarap ikram etmesi bazen hayatta hiç istemeden olsa da
1000Kitap
Yeşilin Kızı AnneL. M. Montgomery · Ephesus Yayınları · 202017,9bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·336 syf.··
2026 30. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:47
Bir trafik ışığında başlayan ve kısa sürede tüm şehre yayılan beyaz körlük salgını üzerinden ahlakı, korkuyu ve çaresizliği sorgulatan oldukça güçlü bir hikâye anlatıyor. Olaylar ilerledikçe insanların zor koşullar altında nasıl değişebildiğini görmek bazen şaşırtıcı, bazen de oldukça rahatsız ediciydi. Saramago'nun anlatım tarzı ilk başta alışılmadık gelebilir. Noktalamanın az kullanılması ve diyalogların farklı aktarılması nedeniyle ilk sayfalarda adapte olmak biraz zaman aldı. Ancak hikâyenin içine girdikçe bu anlatımın akıcılığına kapılmamak mümkün değil. Karakterlerin isimlerinin olmaması da kitaba ayrı bir derinlik katmış. İlk kör, doktorun karısı, siyah gözlüklü kız gibi ifadeler, karakterleri tek tek değil, insanlığın bir parçası olarak görmemizi sağlıyor. Özellikle herkesin kör olduğu bir dünyada görmeye devam eden doktorun karısının yaşadıkları hikâyeyi benim için daha da etkileyici kıldı. Kitap boyunca iyilik ve kötülük, vicdan ve bencillik üzerine sık sık düşündüm. Körlük aslında sadece gözlerle ilgili değil; bazen görmeyi seçmediğimiz şeylerle de ilgili gibi hissettirdi. Yazardan okuduğum ilk kitaptı ve kesinlikle son olmayacak. Saramago'nun anlatım tarzı ve yaptığı gözlemler beni fazlasıyla etkiledi. Distopik hikâyeleri sevenler bu kitaptan çok etkilenir.
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,9bin okunma
8/10
·466 syf.··
2026 2. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 23:26
uzuuuun zamandır merak ettiğim o kitabı sonunda bitirdim. öncelikle kitap söylendiği kadar akıcıymış ve beni rs’den çıkarmayı başardı eğer daha az üşengeç olsaydım bir haftadan bile kısa sürede biterdi. yazarın ilk kitabı olduğunu göz önünde bulundurursak yazım dili de yeterliydi yine de biraz çeviri kitap hissiyatı veriyordu. kafa yormanıza gerek kalmadan çok rahat bir şekilde okuyup geçebiliyorsunuz fakat burada beni rahatsız eden noktalardan biri çok sık kelime ve cümle tekrarına düşülmesi oldu. kitabın neredeyse 500 sayfa olmasında bunun büyük bir payı var. bir noktada “e biz aynı cümleleri zaten on beş yirmi sayfa önce de okuduk??” hissine kapıldım. yapılmak istenen şeyi anladım ama kesinlikle geliştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. karakterlere gelirsek ana karakterin amacına ulaşmak için yaptıklarından sonra hiçbir şey olmamış gibi davranmak yerine kendiyle yüzleşmesini vs. beğendim açıkçası toxic bir ana karakter bekliyordum ama öyle çıkmadı. yan karakterlerin de çok fazla oldukları için derinlikli olmamalarını anlıyorum, her birine detaylı bi arka plan oluşturulsaydı okurken yorucu olabilirdi ki bildiğim kadarıyla zaten seri bir iki tanesi hariç onlardan bağımsız ilerliyor. o nedenle çok takılmadım. genel olarak kitabı okurken gayet eğlendim, ters köşeleri de beğendim son sayfaya kadar devam ettiler ve çoğu hoşuma gitti. 7,5 verilebilseydi kesinlikle 7,5luk bir kitaptı ama yuvarlayıp 8 verdim. not: kitabın başında tetikleyici unsur uyarısı var etkilenmem diye düşünsem de üç gün rüyama girdi nxpsmfpsmf hoş olmadı..
1000Kitap
Vârislerin OyunuAdora Yağmur · İndigo Kitap · 20233,651 okunma
"Atilla'nın Atını Çalan Çocuk" Üzerine
Puan vermedi·87 syf.··
2026 4. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:19
Iván Repila'nın 2013 yılında yayımlanan *Atilla'nın Atını Çalan Çocuk* adlı eseri, yüzeyde kuyuya düşen iki kardeşin hayatta kalma mücadelesini anlatıyor gibi görünse de alt metninde çağdaş kapitalizmi, neoliberalizmi ve insan doğasının sınırlarını parçalarına ayıran bir felsefi laboratuvardır. 2008 Küresel Ekonomik Krizi'nin Avrupa'da yarattığı ahlaki ve toplumsal çöküşün edebi bir yansıması olan bu roman, mekânsız ve zamansız soyutlamasıyla okuru eşine az rastlanır, klostrofobik bir yüzleşmeye davet ediyor. Repila, romanın iskeletini henüz en başta iki zıt epigrafla kurar. Bir yanda neoliberalizmin ve acımasız serbest piyasanın temsilcisi Margaret Thatcher’ın "damlama ekonomisi"ni savunan alıntısı dururken, diğer yanda Bertolt Brecht’in *"Açların elinden yiyecekleri alınırken ben nasıl yiyip içebilirim?"* diyen devrimci çığlığı yer alır. Kuyu, Thatcher’ın savunduğu sistemin en alt tabakası, toplumun itildiği o kaçınılmaz "çöp kutusu"dur. İki kardeşin kuyudaki direnişi ise, Brecht’in müjdelediği o kaçınılmaz isyanın adım adım inşasıdır. Okuma sürecimde altını özellikle çizdiğim ve üzerine uzun uzun düşündüğüm bir nokta var: Bu kuyu, basit fiziksel bir hapis alanı olmanın çok ötesindedir. Küçük'ün de halüsinasyonlarında açıkça hissettiği ve felsefi olarak sorguladığı üzere, bu kuyu kelimenin tam anlamıyla bir ana rahmidir. Ancak bu, şefkatli ve besleyici bir rahim mi? Travma, açlık ve vahşetle beslenen karanlık bir alandır. Yazar, "Büyük" ve "Küçük" karakterleriyle aslında tek bir insanlık durumunun (veya toplumun) ikiye bölünmüş halini resmeder. Büyük; otoriteyi, bedeni ve dış dünyanın acımasız rasyonalitesini temsil eder. Kardeşine merhamet etmek yerine, ona sistemle savaşabilmesi için gereken "nefreti" ve "somut öfkeyi" aşılar. Küçük ise zihni, sanatı ve devrimci
Atilla'nın Atını Çalan Çocukİvan Repila · Dergah Yayınları · 2020668 okunma
4/10
·88 syf.··
2026 29. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 00:00
Yazarın 1900 lü yılların başlarında yazdığı aslında makalesinden kitaplaştırılan ensest yasağı ve kökenlerini anlatan kitabı. Sayfa olarak bakıldığında az gibi görünse de içeriği çok dolu, beyin yakan düşünmenizi sağlayan cümlelerle dolu bir kitap. Ensestin yasağını egzogami, evrensel olgular ( ki ilk başta genelde sadece Avustralya kıtası örneği var birkaç bölüm sonra dünyadan örnekler verilse de birkaç cümleyle özetlenebilir şekilde ayrıntı yok) klanlar, totemcilik, kan algısı ile işlenmiştir. Beklentimi karşılamayıp özellikle düşünülmesi gereken noktaların çoğunu tabu vs gibi kelimelerle genelleştirilmesi benim açımdan kitabı daha da aşağılara çekti, ama o dönemde bu kadar geniş araştırmalarla (özellik Avusturalya kıtası örnekleri) yazılmış olması, bu kadar zor bir alanda dönem şartlarında araştırmalar yapması takdir edilesi.
Ensest Yasağı ve KökenleriEmile Durkheim · Pinhan Yayıncılık · 2019152 okunma