🌧🌧🌧🌧🌧 Kar deyip geçmeyin! Kar insanlara neleri düşündürüyor: Kar, ilahî rahmet elinin yerin yüzüne sürdüğü bir krem gibi; yeri nemlendiriyor, çatlaklarını tamir ediyor, canlandırıyor. İnsana nimeti hatırlatıyor. (Şükür) Kar, Settar olan Allah'ın yeryüzüne serdiği bir yorgan. İnsana tövbeyi, günahların silinmesini, masumiyeti hatırlatıyor. (Tövbe) Kar, bir açıdan yeryüzü mezarının üzerine atılan ölü toprağı. İnsana ölümü hatırlatıyor. (Tefekkür-ü mevt) Kar, karlı zeminde yürürken düşmemek için azamî gayret göstermeyi, bu yönüyle de müslümana günaha bulaşmamak için attığı adıma dikkat etmeyi hatırlatıyor. (Takva) Kar, düşe kalka, bata çıka yürürken, soğuktan ellerini ovuşturup gözlerini kısarken zorluklara karşı sabretmeyi hatırlatıyor. (Sabır) Kar! Yâr-ı Hakîkiden bize Kâr! 🌨🌨🌨🌨🌨
Araştırma-İnceleme Tarih
Devlet ve Toplum / Yavuz Alogan
Devlet’in bağımsız bir akla sahip olmadığını, kendisini ele geçirenin aklıyla hareket ettiğini anlamış bulunuyoruz. Bu noktada Devlet ile toplumu ayırıyoruz. Devlet’i ele geçiren, kendi aklını kullanarak toplumu dönüştürüyor. Önce toplumun tarihsel belleğine saldırıyor, onu silmeye çalışıyor. “Geçmişte olanlar sizin bildiğiniz gibi değil,” diyor. Mesela bütün devrimleri halkın iradesine karşı yapılmış askerî darbeler olarak gösteriyor. Eğitim kurumlarını ve medyayı bu görüşü yaymak için kullanıyor. Sonra Devlet’i düzenleyici ve denetleyici bir kurum olmaktan çıkarıyor. Toplumun refahı ve selameti için Devlet’ten halkın bütününe uzanan bütün elleri ve kolları kesiyor. Devlet, iktidar partisinin asgari ve azami programına bağlı bir baskı ve denetim aygıtı olarak yeniden tertipleniyor. Partileşen Devlet, milletten ayırarak devlet-altı grupların içinde koruyup kolladığı kendi halkını, genelin çıkarlarına ters düşecek şekilde besliyor, en uç kesimlerini silahlandırıyor ve onu dışarıdan ithal edilmiş nüfusla takviye ediyor. Ümmet dediği kendi halkını milletin bütününden sağladığı servetle güçlendiriyor. Partileşen Devlet, varlığını borçlu olduğu emperyalist sistemin küresel programını tam bir sadakatle fakat aşırı biçimde, ülkenin kaynaklarını tahrip ederek uyguluyor, kendi halkını yanına alarak toplumun bütününden kopuyor. Yarattığı her fiili durumu kanun/kararnameyle meşrulaştırıyor. Önce mevcut yasaları ihlâl ederek bir şey yapıyor, sonra yaptığı şeyi kanun çıkararak meşrulaştırıyor. Fakat bu yetmiyor... Toplam icraatını, yarattığı dönüşümü, yeni bir anayasayla tescil ettirmesi ve nihai bir meşruiyet edinmesi gerekiyor. İnsanlar tartışsınlar diye 1921, 1924, 1982 Anayasalarını masanın üzerine koyuyor fakat 1961 Anayasası’nı gözden kaybediyor. Tartışanlar bu anayasayı
1000Kitap
Reklam
Ticarette kar zarar etmek olağandır. Lakin zaman ticaretinin telafisi yoktur; nerede, nasıl, niçin ve kime harcadığımıza azami derecede dikkat etmemiz gerekir.
Düşünce
osmanlının amerika kıtasına gidememesi üzerine
Osmanlının elindeki coğrafya doğru kullanıldığı taktirde bir amerika macerasına atılma ve bundan azami kar elde etme durumu dönemin ortamında pek makul gelmemekle beraber ispanyol kaynaklarında geçen rakamlara göre osmanlının mısırda yılda bir vergi taşıyan gemileri amerika kıtasından gümüş dolu olarak gelen ispanyol gemilerine eşit 400.000 dukka değerinde osmanlının bu keşif dinamizmini eldeki bölgerini korumak ve bu vergileri taşıyan gemilrin yolların güvenliğini sağlamak için kullanmıştır işin bir kısmı diğer tarafı kalyona geçisin geç dönemde olması okyanus denizciliği ve coğrafi şartlar yazarken sıkıldım tarih sıkıcı
AZAMİ KAR
İnsan hem doğanın hem de insanın yıkıcı gücüne karşı yaşam mücadelesi veriyor. Ama insanı en çok insan yıkıyor. Doğanın yıkım tarihi ile insanın yıkım tarihine şöyle bir bakın. Doğanın yıkımı, insanın dev yıkımı yanında cüceler cücesidir. Son iki dünya savaşı, insandaki yıkımın ve dehşetin boyutunu daha iyi gösteriyor bize. Depremi yıkıcı olarak biliriz. Ama depremi yıkıcı hale getiren asıl ögenin insandaki azami kâr dürtüsü olduğunu pek düşünmeyiz. İnsan, depremi yıkıcı olmaktan çıkaran, mağara kadar sağlam yapılar yapabilen bir yaratıktır. Ama yapmıyor. Çünkü pahalıdır. Azami kâr sisteminin işine gelmiyor bu. Şu an minarelerde salalar okutuyor Azami Kâr sistemi. Taktiri ilahilerden, fıtratlardan söz ettiriyor. Tanrı ihramı içinde kalabalıkları tepeden süzen bu korkunç güç, bu habis yıkıcı, kalabalıkların kendisine yönelecek yıkıcı öfkesini ustaca yatıştırıyor.
Muzaffer Oruçoğlu
Seviyoruz ama tabi :))
Kışın bizim memleketin sokaklarında yürümek mücadele parkurunda savaş vermek gibi bir şey. Bir taraftan kaymamak için azami çaba sarfederken bir yandan da gözünüz kafanıza düşme ihtimali yüksek olan sarkıtlarda olmalı. Yağan kar buza dönüşmeye başladı, sarkıtlar da yakında oluşur. 🤦🏻‍♀️ O zaman başlasın bizim mücadele 🥴
1000Kitap
Reklam
Reklam