Toplumsallaştırılmış ve planlı bir ekonomi -başka bir deyişle, sosyalizm olarak bilinen ekonomik sistem- kapitalist bir sistemi yöneten ilkelerle yasalardan çok farklı ilkelerle yasalar çerçevesinde işler. Ayrı ayrı üretim ve ticaret birimleri, azami kâr elde etme amacıyla çalıştırılmaz; bu birimlerin amacı, ulusal ekonomik planda kendilerine verilen görevleri yerine getirmektir. Kapitalizmde bir sanayicinin başarısı, kendisine ya da temsil ettiği hissedarlara kazandırdığı para miktarıyla orantılıdır; sosyalizmde ise sanayicinin başarısı, yönetmesi için kendisine emanet edilen fabrikanın, plan çerçevesinde toplum tarafından ona verilen görevleri yerine getirmedeki başarı derecesiyle ölçülür.
Sayfa 157·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Dünyada enerji sınırlıyken, ekonomimiz sınırsız büyüme derdinde.
Enerji konusunda ise, son derece önemli bir değerlendirmeye bakılırsa, ekonomik sistemimiz ve üretim tarzımız değişmediği sürece sadece verimliliğin değil tasarrufun da bir yararı olmayacaktır. Enerji, yararlı bir işi gerçekleştirme kapasitesidir: Enerji kullanılarak eşya üretebilir, hizmet sunabiliriz. Dolayısıyla enerjinin ekonomik bir değeri vardır, çünkü işlenmemiş hammaddeye ekonomik değerini katan esasında iştir. Bir parça demir minerali tek başına büyük bir değer taşımazken onu enerji kullanarak uygun biçimde sac levhaya dönüştürdüğümüzde yeni bir değer kazanır. Sonrasında daha büyük bir enerji harcayarak bu levhadan araba yaptığımızda deyim yerindeyse daha büyük değer elde ederiz. Nesnelere değerini veren iştir. Dolayısıyla enerji kullanımının da asli bir ekonomik değeri vardır. Herhangi bir yerde ister verimliliği artırmak ister tasarruf etmek amacıyla olsun kullanılmayan bir enerji başka bir yerde muhakkak devreye girecektir çünkü yalnızca enerji kullanılarak değer üretilir – yani para kazanılır. Bu sebeple yegâne odağı azami kâr olan, üretimin ve tüketimin biteviye artırılması üzerine kurulu bizim gibi toplumlarda başıboş enerji diye bir şey asla olmaz: Enerji kullanılabilir olduğu sürece birileri illa ondan bir şey üretmek ve para kazanmak için faydalanacaktır.
Sayfa 72·Kitabı okudu
Reklam
Sermaye, bir taraftan ait olduğu ülkedeki emek gücünü, üretimin başka ülkelere kaydırılarak işsiz kalmalarıyla tehdit ederken, diğer taraftan emek gücü mücadelesinin düşük yoğunluklu ya da hiç olmadığı alanlarda azami kâr oranlarını elde edebilmektedir. Bu bağlamda, kapitalist üretimin işçi sınıfı mücadelesinin zayıf olduğu bölgelere aktarılmasının anlamı ise, emperyalist sermayenin yönünün, ‘istikrar’ın devamlı olduğu alanlara doğru olacaktır. ‘İstikrar’ kavramıyla, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde ortaya çıkan söylem biçimi ise, işçi sınıfının uslu çocuk olması ve devrimci işçi sendikal oluşumların önüne geçilerek işçi sınıfının pasifize edilmesidir.
Sayfa 29·Kitabı okudu
Azıyla mı yetinseydik, gerekirse savasacağız (!)
Bakınız koalisyonda tartışma doğuran konuya: Bir taraf özelleştirme yasasının bir an önce yürürlüğe girmesini savunuyor; diğeri özelleştirmeyle birlikte demokratikleşme paketinin hükümetçe kabulünü istiyor. Kamuoyuna sanki iki farklı tutumu savunuyormuş numarası yapıyorlar. Gerçekte bu yasal düzenlemelerin her ikisi de Türkiye'de ipleri elinde tutanlara emperyalizmin dayatmasıdır. Madem öyle ve madem patronları müşterektir, neden kolayca anlaşamıyorlar diyeceksiniz. Anlaşamıyorlar çünkü bayilikkendilerine bırakıldığı takdirde Türkiye piyasasından azami kâr sağlanabileceğini patronlarına ispat etmek istiyorlar. En azından kendileri gözden çıkarılırsa bu piyasadan yeterince kâr temin edilemeyeceğini göstermeye çalışıyorlar.
Yine de, kapitalizm maddi refahı azami düzeye çıkarma kapasitesini üretmiştir ve o anlamda, farklı türde bir toplumun temelini kurmuştur. Sosyalizm, kapitalizmin yarattığı üretim güçleri üstüne kurulacaktı, ama üretici kapasite ile yaşam kalitesi arasındaki uyuşmazlığa neden olan kar maksimizasyonu ve sermaye birikimi baskılarını ortadan kaldıracaktı. Kapitalizm, Manifesto' da savunulduğu gibi, kapitalizmi devirme ve onun yerine sosyalizmi koyma kapasitesine sahip bir toplumsal güç, bir sınıf da yaratmıştır. Marx, Rusya'da bir tür devrim beklemeye başladığı zaman bile, her zaman, gerçek bir sosyalist devrimin daha ilerlemiş üretim güçlerine ve daha gelişmiş bir proletaryaya sahip bir kapitalist ülkede, İngiltere ya da ABD gibi bir ülkede meydana gelmesi gerekeceğini farz etmiştir
İşçilerin sömürülmesi, yalnızca kendilerinin ve ailelerinin yaşamlarını sürdürmek için değil, işverenlerine azami kârlar kazandırmak için de çalışmaya zorlanmaları ,bu öykünün özüdür. Marx, üretim araçlarının yalnızca kapitalist sahiplerine azami kar sağlamak amacıyla örgütlendiği zaman çalışmanın uğradığı bozulmayı tanımlar.
Sayfa 148·Kitabı okudu
Reklam
Reklam