ZULÜM ALLAH'TAN MI GELİR: Dımaşkî - İktidar ve Kader
Hicrî 125 (M.S. 743) yılına yaklaşırken Şam’da, Bâb el-Ferâdîs “Cennet Kapısı” denilen kuzey sur kapısının önünde bir kalabalık toplanmıştı. Kapının altında, az sonra idam edilecek, elleri ve ayakları kesilmiş bir adam vardı; bazı rivayetlere göre, son sözünü söyleyemesin diye dili de kesilmişti. Yanında, bir zamanlar adaletiyle ünlü Halife Ömer b. Abdülaziz’in muhafızlığını yapmış olan müridi Sâlih b. Süveyd duruyordu, o da asılacaktı. İnfazı emreden, dönemin güçlü hükümdarı Hişâm b. Abdülmelik’ti. Asılan adamın adı Gaylân ed-Dımaşkî’ydi. Suçu bir isyan, suikast ya da ihanet değildi. Suçu, tek bir cümleydi: “İnsan, yaptığından kendisi sorumludur.” Bugün bize sıradan bir hakikat gibi görünen bu cümle, sekizinci yüzyıl Şam’ında bir adamın hayatına mal oldu. Çünkü o cümlenin arkasında, düzeni sarsabilecek bir cümle gizliydi: Eğer insan yaptığından sorumluysa, halife de yaptığından sorumludur ve zulüm “Allah böyle takdir etti” diyerek meşrulaştırılamaz. ŞAM’IN KÂTİBİ, SARAYIN İÇİNDEKİ YABANCI Gaylân ed-Dımaşkî’nin hayatına dair elimizdeki bilgiler sınırlı ve yer yer tartışmalıdır. Tam adıyla Ebû Mervân Gaylân b. Müslim, nisbesiyle el-Kıbtî ed-Dımaşkî, muhtemelen Mısırlı bir Kıptî ya da Himyer’in Kıbt koluna mensup bir aileden geliyordu. Her halükârda Arap aristokrasisinin dışında, mevâlî (azatlı) tabakasına mensuptu. Babasının Emevî hanedanına bağlı bir azatlı (yani köleliği sona erdirilmiş kimse) olduğu aktarılır. Kendisi ise Şam’da, imparatorluğun kalbinde, devlet kâtipliği yapıyordu. Kaynaklar onu, Abdülmelik b. Mervân’ın oğlu Saîd’e öğretmenlik yapacak kadar saraya yakın gösterir. Daha da önemlisi, sonradan “İslâm’ın en âdil halifesi” diye anılacak olan Ömer b. Abdülaziz onu yanına almış, vaazlarını dinlemiş ve bazı reformlarda ona dayanmıştı. ADALET SÖZ DEĞİL,
Alıntı
Âl-i İmrân / 146. Ayet وَكَاَيِّنْ مِنْ نَبِيٍّ قَاتَلَۙ مَعَهُ رِبِّيُّونَ كَث۪يرٌۚ فَمَا وَهَنُوا لِمَٓا اَصَابَهُمْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَمَا ضَعُفُوا وَمَا اسْتَكَانُواۜ وَاللّٰهُ يُحِبُّ الصَّابِر۪ينَ Onlar, Allah yolunda başlarına gelen sıkıntılardan dolayı gevşemediler, zaafa düşmediler ve düşmana boyun eğmediler. Allah, sabredenleri sever Ey müjdelenen sahabe diyince Ebubekir buyur canlar sana feda olsun Ya Resul diyince Hz Muhammed cahiliye devrini anlattı baba kızını öldürür kız anasını itekler ve mürşid öğrencisini gasbederdi bir fetret devri yaşanıyordu sanki kıyamet vakti gibi ana oğlundan baba kızından kaçıyor kimin kızı oldu ise ya Ebubekir o kızını taşlıyor onu kızgın çöllerde yansın kavrulsun diye tek başına bırakıyordu işte öyle bir devirde ben her daraldığım sıkıştığım vakit nur dağına çıkar uzlete çekilir Rabbime sığınırdım kim Rabbine sığınırsa ona çöller yeşillik olur diyip Namaz göz nurum diyip Hz Ebubekir arkada Hz Muhammed önde imam efendimiz SAV önde olmak üzere iki rekât namaz kıldılar birbirlerinin abdest alışına yardım ettiler ve uyduk imama Allahu ekber diyip tüm kureyş müşriklerine Mekkenin kızgın ve kavurucu sıcağındaki çöle karşılık kıyama kalktılar Hz Ebubekir o hicret yolculuğunu şu dille anlatır habibini sevgilisini cahiliye devrinde yalnız bırakmayan aziz ve kerim olan Cenabı Hak nasılki Nur dağında habibine oku emrini gönderip peygamber kıldıysa çölün insanı eriten kumlarında bizlere serinlik veren bulutlar gönderdi ben o gün kadar serin bir gün hatırlamıyorum bu düşmana teslim olmayanlara mükafattır o aziz olandır bizi düşmana teslim etmez
Din
Reklam
En güzel selamet ilahi istikamet yoludur Finansör Kraliyet Coğrafya Topluluğu Kraliyet Coğrafya Topluluğu Afrika’ya uzanan hat boyunca Habaşistan coğrafyasının ve devamında orta Afrika’da bulunan göller bölgesinin keşfedilmesi için bir keşif harekat düzenlemişti. Derin Tarih dergisi Alıntıyı paylaşan: müteşekkir müteşekkir Kraliyet coğrafyası olarak kabul edilen bugünün ingilizleri dünün ise biritanya imparatorluğu habeşistan üzerine pek çok sefer düzenleyerek bu zengin coğrafyayı keşfetmek istemişlerdir bediüzzaman hazretleri sözler kitabında şunu diyor Sağ yolda kanun ve nizam vardır. Fakat o külfet içinde bir emniyet ve saadet vardır Kuraanı azimüşşan sağ yolu biz müminler için sıratı mustakim olarak belirtiyor bilge kral Aliya izzetbegoviçin dediği gibi batı hiç bir zaman medeni olmamıştır bugün petrol için iran ve ırağı bir harabeye çeviren Abd gibi biritanya ve fransada afrikanın zengin ülkelerini işgal etmiştir Etiyopya ve Habeşistan Tarihe Yolculuk etmek demektir bugün etiyopya olarak bilinen geçmişin Habeşistanı afrikada en eski hiristiyan geleneklerini yaşatan ilginç vede en köklü ülkelerden birisi etiyopya bölgesi bir zamanlar Hz Süleyman ile saba melikesi belkısada ev sahipliğide yapan tarihi bir bölge Hz Süleyman ve Saba melikesi belkısın soyundan gelen kırallar kayaları oyarak kendilerine kilise ve kaleler inşa ederek kendilerini emniyete almışlardır Bediüzzamanın dediği gibi Hangi yol iyidir?” Sağ yol çünkü sağ yolda kanun ve nizam vardır ilahi nizama uymayan kanun ise batıldır en güzel selamet ilahi istikamet yoludur Kemalizmi sevin ama eleştirin Şeref Aykut tarafından yazılan Kamalizm adlı kitabında şu cümleler geçiyordu: "Kamalizm, yalnız yaşamak dinini aşılayan ve bütün prensiplerini, ekonomik temeller üzerine kuran bir dindir." (s. 3) Derin Tarih
Din
Osmanlı uyuyarak kazanmadı zaferlerini Lala Mustafa paşa komutasındaki osmanlı donanması kıbrısın limasol limanına ulaştığında tarihler 2 temmuz 1570 i gösteriyordu ordular adanın fethini tamamlamıştı lefkoşa girne fethedilmişti Derin tarih sayı 124 temmuz 2022 Gece köpek havladı kediler miyavladı Suna teyzem ak saçlı ninem uyanmadı Hor hor horlarsın suna teyze Uyuyan insandan ne kalır geride Suna Ninem etme vaktini zayi İnsan bilmez iki şeyin kıymetini Biri sağlık biride vakit ikiside inci gibi Resulullahın hadislerini servet bilelim Suna ninem kalkki ülkeler fethedelim Uyumak ve horlamakla geçermi yıllar Saça ak dolunca pişmanlıklar başlar Suna teyzem ibretle dinle kıbrısın fethini Osmanlılar senelerini uyuyarak geçirmedi Tarih 2 Temmuz 1570 i gösteriyordu Kıbrıs işte bu tarihlerde fetholundu Donanmalar kurduk adalar fethettik Kedileri sevip köpekleri besledik Suna Nene uyan kalk bir köpeğe su içir Köpeğe su verenin hikâyesi ibrettir Osmanlı-Venedik Savaşı Kıbrıs Seferi Açtık sancağı şerifi okuduk yasinleri 1570-73 yılları arasında çıktık sefere Papalık maşrapalık döktük denize Venedik ispanya üzerimize gelirken
Şiir
Ya fetih ya nasip Akdeniz uygarlığını en iyi temsil eden Venedik ve ihtiyar Doc Enrico Dandolo ise, Bizans'a 1180'de Peradaki olaylar ve Venedik kolonisine yapılan zulümden dolayı kin duydugundan seferi Kudüs'e değil Konstantinopolis'e yöneltmişti..." İlber ortaylı-Fatih doğu ve batının efendisi Fatih Sultan Mehmet han kaftanını yukarı Bismillahirrahirrahmanirrahim diyip Allahın 99 adıyla Kuraan okumaya başladı VAKİA suresinin ayetlerini okuyordu Olacak vak'a olduğu zaman Onun oluşunu yalanlayacak kimse yoktur diyip yanındakilere döndü yanında zağanos paşa Akşemseddin ve çandarlı vardı olacak olan olur sultanım olacak olan mutlaka vaat edilmiş ve de yazılmıştır vaat edilen ise mutlaka gerçekleşir diyordu Akşemseddin hazretleri defterdar ihsan dedemiz Sultan Mehmedi daha önce yapılan istanbul kuşatmaları hakkında bildirdi Sultan Mehmet kitap okumayı sever okudukları kitapların başında homerosun ilyadası gelirdi defterdar ihsan O, alçaltıcıdır, yükselticidir diyip şehirlerin ve insanların birbirini nasıl yükseltip alçalttığını anlattı Sultanım diyip yerler sarsıldığı zaman ayağımızı kararlı bir iman ile yere basalımki depremler bizi sarsmasın bu şehre daha önce konstantipol denirdi nice devletler krallar kuşatsada o şehri aziz istanbul kapısını kime açacağını iyi bilir sultanım istanbula yapılan kuşatmalardan biride 1203 te yapılan Konstantinopol kuşatmasıdır tarihte 4.haçlı seferinin bir parçasıdır yerler şiddetle sarsıldı dağlar serpildikçe serpildi ocak kızıştı olan oldu ya Nasip İstanbul imanla fetholunacaktır inşAllah Türkler, atlı-göçebe bir toplumdur; hızlı örgütlenmeleri buna bağlıdır ve Uzak Asya'daki komşulukları Moğollar ve Çin İmparatorluğu'yla olmuştur İlber ortaylı-Fatih doğu ve batının efendisi Çandarlı gönülsüzce Sultan Mehmetin fermanını tebliğ
Tarih
TÜRK EDEBİYATINDA FRANSIZ EDEBİYATI ETKİSİ ÇALIŞMALARI ÜZERİNE BİR İNCELEME İrem ÇANDIR Medeniyetler insanların meydana getirdiği bir dünyadır. Ve bu dünyanın kendilerine ait kültür, değerler ve bir yaşam tarzı vardır, zaman zaman bu insanlar birbirleriyle edebiyat, tarih ve sosyoloji kavramları içerisinde faydalı bir alışveriş gerçekleştirirler, Türkler ise edebiyat alanında en çok Fransız toplum ve kültüründen faydalanmıştır, hatta Türk Edebiyatı’nın büyük bir bölümünü Fransız Edebiyatı’nın örnekleriyle oluşturulmuş eserler oluşturur, Fransız Kültür’ü gerek dil gerek yaşam tarzı kıyafet ve eğlence, alafranga yaşam şekilleri ile Türk Edebiyatı’na etki etmiş ve bu batı mefkuresi dahilinde eserler kaleme alınmış gerçek hayata nüksetmiş ve batılı bir yaşam tarzına örnek olacak karakterler Osmanlı toplumu ve yaşam şeklini değiştirmiştir. Bir nevi o dönemin edebiyatı bir sosyal medya konumundadır. İnsanlar roman, tiyatro ve gazetede yer alan edebi yazılardan etkilenmiş. Ve bunların Türk Edebiyatı’na yansıması şeklinde Türk Edebiyatı’nın gelişmesine neden olmuştur. Tanzimat’tan sonra garp zihniyetini temsil eden mütefekkirler arasında Fransız inkılabından ve inkılabı hazırlayan mütefikkirlerden mülhem bir siyasi felsefe temayülü hakimdir. Şinasi, Ziya Paşa ve Namık Kemal’in makale ve eserlerinde bu eserlerden mülhem oldukları görülüyor. Fakat maalesef gazetecilik, vulgarisation seviyesini aşmıyan bu neşriyat arasında siyasi felsefeye dair ciddi tercüme ne de bir telif vardı. Bu devirde Ziya Paşa’nın tamamlanmamış Emile tercümesiyle, Rousseau’ya dair makalelerinde Ebüziyya Tevfik Mecmuasında ve Namık Kemal’in neşredilmemiş ve mühim bir kısmı kaybolmuş olan bazı tercümelerini ifade etmek gerekir. Rıza Nur “Namık Kemal” adlı eserinde şeraiti içtimai adıyla Contrat social’i
Reklam
Reklam