Çalışmam gereken saatlerde paçavralaşmış bir idrâkle baş başayım. O kadar çok "déception"la delik deşiğim ki belki bu somnolans hayatın bir müdafaası. Yalnız hayat kendini zekânın zararına da korumak ister. Şuurun kaderi, biyolojiğin umurunda değildir. Külçe gibi, leş gibi yaşamak da yaşamaktır. Şuurun her isyanı fizik varlığımızın muvazenesini tehlikeye düşürür. Şuuru isyan etmeyecek hale getirmek, maddenin yaşamak için gerçekleştirmek zorunda olduğu bir zaferdir. Cinnet reel'le ideal arasındaki uçuruma atılan bir köprü. Yani maddenin zaferi. Yok olmamak için asılınan bir dal.
Bildiğim şu: sevenler arasında her ketumiyet ihanettir. Ruhunu bir dağla çevrelemektir. Küfür, hakaret, hezeyan.. hepsi güzel, ekmek gibi bölüşülüyorsa. Samimiyet bütün buzları eritir, saklanmak artık sevişmemektir. Beraber ağlamayacak, beraber gülmeyeceksek niçin sevişiyoruz? Seni günahların, faziletlerinle kendimden bir parça saydığım için, şuurumun frenlerini kullanmaz oldum. Aklıma geleni söylüyorum. İstesen de, istemesen de, böyle olacak. Bir suç işler gibi saklanmak. Hayır canım, bütün öfkelerimi bilmelisin. Sen ruhumun ırmak ırmak boşandığı okyanus, sen kaynağım, sen mensabım.
Nihâyet karakter teşekkül etmiş şahsiyet, terbiye görmüş irade, uyanık bir şuur, fikir ve hareketlerine sahiplik ve prensip adamlığı mânâsına gelir ki, bunu Türkçede "seciye" kelimesi ile ifade edebiliriz.