"Eğer doğru anladıysam, siz Bayan Henriette'in ya da herhangi bir kadının, masumca ani bir serüvene itilebileceğini, böyle bir kadının bir saat önce imkan ve ihtimal vermediği olayları eyleme dökebileceğini, bu olaylar nedeniyle asla suçlanmaması gerektiğini düşünüyorsunuz, değil mi?"
"Kesinlikle böyle düşünüyorum hanımefendi."
"O zaman her etik yargı tamamen anlamsız, her etik kuralın da hiçe sayılmasının bir mazereti var demek ki. Gerçekten Fransızların dediği gibi crime passiomel suç değildir diyorsanız, devlet hukuku ne için var? Hukukta fazla iyi niyete yer yoktur; gerçi siz de insanı şaşırtacak kadar iyi niyetli siniz," diyerek sözlerine hafif bir gülümsemeyle devam etti, " o zaman her suçta bir tutku unsuru bulmak, bu tutkuyu da mazeret saymak yeterli.'
Ne kadar zengin ve bolluk içinde olursa olsun, bağımsızlıktan yoksun bir ulus, uygar insanlık dünyası karşısında uşak olmak konumundan daha yüksek bir muameleye layık olamaz.
Fakat hani bazı adamlar vardır ki kendi bildikleri şeyleri nasıl öğrenmiş olduklarını bilmezler. Özellikle memleketimizde bilenlerin çoğu bildiklerini nasıl öğrenmiş olduklarını bilmezler. İşte Felatun Bey de bildiği şeyi nasıl öğrenmiş olduğunu bilmeyenlerdendi.