artik benim favori klasigim. brontë kardesleri okumayi hep merak ediyordum ve ugultulu tepeler ile basladim olmeden 1 yil once bitirmis ilk ve tek romani. yazdiklarini okudukca keske daha fazlasi olsaydi dedim. burada bikac inceleme okurken isim tekrari ve karakterlerin karisik oldugu soylenmisti ancak onlar da gayet anlasilirdu. karakterlerin dogumundan itibaren hayatlarinin anlatilmasi guzeldi. lintonlari da seviyordum yazik oldu onlara.
overrated. zar zor okudum acikcasi. en sonunda birlikte olmalarini bekledim ne sanssiz adammis. ama ne anlatilirsa anlatilsin gatsbynin muhtesem oldugunu dusundurtmedi bana.
benim retable karakter. o olmak cok zor. isimsiz bir ogrencinin gunlerini anlatiyor. dazainin yazdiklarini seviyorum sacma bir sekilde can sıkıcı ve karamsar olsa da kendimi buldugum icin comfort hissettiyor. dazai okurken diger yazarlardan daha cok iyi anliyorum onu. zaten cok klasik olsa da dostoyevskinin yazilarini sevdigimi bilmeyen yoktur. ancak rus edebiyatindaki karisik isim davalarindan daha kolay dazainin karakterleri. ikisi de yeralti edebiyati sayilacak turde yaziyorlar ancak dazaiyi anlamak ve yakin hissetmek benim icin daha kolay. (kultur farkliligi) kitaptan bahsetmek yerine en sevdigim yazarlardan bahsettim
reduce your expectations to zero.
japon seydi ali reis olarak hayal etmistim ama gezi yazilarindan daha cok gezilerinde kendinin nasil hissettigini anlatip duygularini aktariyor. gezdigi yerlerin ve orada bulunanlarin ismini veriyor ya da cok az bahsediyordu. vakit gecirmek icin okuyabileceginiz bir kitap olabilir. gezdigi yerlerden bahsederken vakit buldukca o yerler hakkinda siir yazmis ayni zamanda okumaya doyamayacaginiz turden degil de kisacik kisacik.