Ümit ederek amel etmek, korku ile amel etmekten daha mak- buldür. Çünkü sevgi insanı Allah'a daha çok yaklaştırır. Sevgi ise korkuyu değil, ümidi çoğaltır. Sevgi ve korkunun Allah'a yakın- laştırmadaki etkisi, şu örneğe benzer: Bir adam, iki hükümda- ra hizmet ediyor. Ama birine korktuğu, diğerine de sevdiği için. Elbette sevdiği için hizmet ettiği hükümdarın yanındaki itibar ve makamı, diğerinden daha yüksek olacaktır
Allah Teâlâ, bizler göz açıp kapayıncaya kadar bu dünyayı yerle bir eder, o vakit O'na itiraz etmeye kimse güç yetiremez. Havada uçan kuşa balık veren Rabbü'l- âlemin, kullarına padişahlık devleti verir. Babasız ev- lat bağışlayan o Cenâb-ı Kibriya, beşikteki çocuğu da konuşturmaya kadirdir. Hak Teâlâ yüzyıllık ölüyü tekrar diriltir, bunu O'ndan başka kim yapabilir? O Hâlik'tır, ça- murdan sultanlar yaratır, şeytanı yıldızlara taşlatır. Gök- leri de koruyan O'dur, kuru yerden ot bitiren de O'dur. Hiç kimseye Allah'in jolle celluh) hükümdarlığında or taklık yoktur, O'nun sözünde ses yoktur, sıralama (söz dizimi) yoktur.
Ama soğuğa rağmen ya da belki de soğuk yüzünden, hava insana temiz geliyordu. Ona yeni yıkanmış çarşafları ya da firtinadan sonra denizin kokusunu hatırlatan bir kokuydu.
O kadar güzel kokuyordu ki onu içmek istiyordu.
Söz ve amelin birbirini tutmadığı, sefahat, ahlaksızlık, adalet- sizlik ve korkaklığın kol gezdiği heybetli lakin boş camileri, ülküsüz ve cesaretsiz büyük beyaz sarıklıları, ikiyüzlü şekilde kullanılan İslami tabirleri ve dindarlık tavırları ve imandan yoksun din anlayışıyla Müslüman dünyasının tüm realitesi, Kur'an'a (ve rolüne) ilişkin içinde bulunulan çelişkinin dışa yansımasından başka bir şey değildir. Bu kitaba duyulan güçlü bağlılık ile onun umdelerinin hayata tatbikinin mutlak bir şe- kilde göz ardı edilmesi hâli adım adım birbiriyle kaynaştırıldı.