Aslında genelde kitapları en azından 30-40 sayfa okur öyle karar veririm okuyup okumamaya anca büyülü gerçeklik tarzıyla yazılan kitaplar bana göre değilmiş. 24 sayfa zor dayandım ve yarım bıraktım kitabı. Olaylar inanılmaz hızlı, sürekli karakterler değişiyor olay örgüsünde. Bir olayı okurken bir anda başka bir isim geliyor o nerden geldi anlamaya çalışırken hop başka bir isim… Maalesef kitaba daha fazla devam edemedim
Büşra Sanay’ın Kardeşini Doğurmak adlı kitabı, okuması zor ama bir o kadar da gerekli eserlerden biri. Kitabı okurken birçok yerde durup nefes alma ihtiyacı hissettim. Anlatılanların gerçek olması, yaşanan acının ağırlığını daha da derinden hissettiriyor. Bazı sayfalarda devam etmek zorlaştı; çünkü kitap yalnızca bir hikâye anlatmıyor, toplumun çoğu zaman görmezden geldiği büyük bir yarayı gözler önüne seriyor.
Kitap, çocuk yaşta cinsel istismara uğrayan bireylerin yaşadıklarını, aile içindeki sessizliği, korkuyu ve çaresizliği çarpıcı bir şekilde aktarıyor. En etkileyici taraflarından biri ise istismarın yalnızca bireyi değil, bir çocuğun tüm hayatını ve ruhunu nasıl etkilediğini açıkça göstermesi. Okurken insanın içini sızlatan şey sadece yaşanan olaylar değil; çoğu zaman çevrenin suskunluğu ve çocukların anlaşılmaması oluyor.
Bence bu kitabı özellikle öğretmenlerin, eğitimcilerin ve çocuklarla çalışan herkesin okuması gerekiyor. Çünkü bir çocuğun davranışlarının ardında görünmeyen travmalar olabileceğini anlamak, onlara daha bilinçli ve hassas yaklaşabilmek açısından çok önemli. Kitap, istismar yaşamış çocuklara nasıl yaklaşılması gerektiği konusunda okuyucuya güçlü bir farkındalık kazandırıyor. Empati kurmayı, yargılamadan dinlemeyi ve bir çocuğun sessizliğinin bile aslında yardım çağrısı olabileceğini hatırlatıyor.
Kardeşini Doğurmak, yalnızca bir kitap değil; toplumsal bir yüzleşme. Zorlayıcı, sarsıcı ama kesinlikle okunması gereken bir eser. Psikolojik olarak kaldırabileceğini düşünen herkesin bu kitabı okuyup üzerine düşünmesi gerektiğine inanıyorum.