Abdullah b. Amr şöyle demiştir: Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Âhir zamanda ümmetimin içinde bazı adamlar bulunacak ki, deve palanı gibi eyerlere (bineklere) binecek ve mescitlerin kapısında duracaklardır. Onların kadınları giyinmiş oldukları hâlde (dar elbiseleri vücut hatlarını gösterdiği için) çıplaktır. Onların başları (topuzları), boyunları uzun ve zayıf develerin hörgüçleri gibidir. Onları lanetleyin. Çünkü onlar melundur. Eğer sizden sonra bir ümmet olsaydı, sizden önceki ümmetlerin kadınlarının size hizmet ettiği gibi sizin kadınlarınız da onların kadınlarına hizmet ederdi."
Abdullah (b. Mes"ûd) tarafından nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (sav) şöyle derdi: “Allah"ım! Senden hidayet, takva, iffet ve zenginlik dilerim.”
(M6904 Müslim, Zikir, 72)
"[S]adece veriyi kabul eden saf bilgi, hakiki bilgisinin esas temelidir ve ona doğanın olaylarının anlamına nüfuz etme imkanı verir."
[B]iyolojiyi becermek için, aklın yardımıyla bile olsa, kendimizi bazen hayvanlar gibi hissetmemiz gerek.
El-Fudayl b. Iyâz şöyle demiştir: "Günah senin nezdinde ne kadar küçülürse Allah katında o kadar büyür. Senin nezdinde ne kadar büyürse Allah katında o kadar küçülür."
Yezid b. Muaviye, Ali b. Hüseyin'i, Medine'ye gitmek istedikleri sırada, yanına çağırdı. Ona, "Allâh, Mercâne'nin oğluna lânet etsin! Vallâhi eğer, Hüseyin'le ben buluşsam, görüşseydim, benden ne isteseydi, onun arzusunu yerine getirir, ölümü, ondan uzaklaştırmak için, bütün gücümü harcar, hattâ gerekirse, bu yolda bazı çocuklarımı fedâ etmeyi bile göze alırdım. Ne çâre ki Allâh, gördüğün şeyi takdir etmiştir. Senin her neye ihtiyacın olursa, bana yaz, yerine getirilir!" dedi.