İnternet bağlantınız hızlı, arabanızı park edecek yer de bulduysanız mutluluğu başka yerde aramayın. Tabi bir de okumak için rahat bir koltuğunuz olsa gerek.
Fakat, icimizde, bizim “ahlak” tarafimızda hiçbir şekilde münasebete geçmeyerek hadiseleri muhakeme eden, neticeler çıkaran ve tedbirler alan bir “hesabi” tarafımız vardı ve lafta değilse bile fiilde daima o galip çıkıyor ve onun dediği oluyordu.
Orhan Pamuk Osmanlı’nın son zamanlarındaki zor durumunu, bunun nedenlerini, batılılaşma hamlelerini ve bunların neden işe yaramadığını, bu döneme ait diğer dinamikleri tek bir hücreden yola çıkarak insanın tüm özelliklerini tespit eder gibi hayali Minger adası ve bu adadaki veba salgını üzerinden ele aldığı gerçekten usta işi eseri.
Okurken hem çok bilgilendim hem de çok zevk aldım. Yeni Hayat kitabında karşılaştığımız “kötü bir tercüme” Türkçesi ile okurken tekrar gerektiren dolambaçlı cümlelerden kaçınılmış. Bu bakımdan okurun (dolayısıyla yazarın) yine de haz duyduğunun anlaşılması, gelecekte bizi böylesi dolambaçlardan koruyacak gibi gözüküyor. Göreceğiz.
Veba GeceleriOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 20218,7bin okunma
2000’li yıllarda, artık eski tarz imparatorluklar ve sömürgeler çok gerilerde kalmışken, “milliyetçi”, yalnızca devletin her dediğini onaylayan,
İktidardakilere dalkavukluk etmekten başka bir niyet beslemeyen ve hükümeti eleştirecek cesareti olmayanlara itibar kazandırmak için kullanılan bir sıfata dönüşmüştür. Oysa hayranlık duyduğumuz “Kolağası” Komutan Kamil’in zamanında milliyetçilik, sömürgecilere isyan eden ve onların hiç durmayan makineli tüfeklerine karşı elde bayrak cesaretle, kahramanca koşan vatanseverlere verilen itibarlı bir sıfattı.