"... şehir hakkı , şehrin barındırdığı kaynaklara bireysel veya kolektif erişim hakkından çok daha öte bir şeydir: Şehri gönlümüze göre değiştirme ve yeniden icat etme hakkıdır bu. Dahası bireysel değil kolektif bir haktır, çünkü şehri yeniden icat etmek kaçınılmaz olarak kentleşme süreçleri üzerinde kolektif bir gücün uygulanmasına bağlıdır. Kendimizi ve şehrimizi şekillendirmek ve yeniden şekillendirmek, insan hakları içinde en değerli, fakat bir o kadar da ihmal edilmiş olanıdır."
"Ünlü kent sosyoloğu Robert Park'ın bir keresinde belirttiği gibi: şehir, insanın içinde yaşadığı dünyayı arzularına daha uygun hale getirebilmek için verdiği çabaların en tutarlısı ve bütününe bakıldığında en başarılısıdır. Fakat insanın yarattığı bir dünya olan bu şehir, aynı zamanda onun bundan böyle içinde yaşamaya mahkum olduğu dünyadır. Böylece dolaylı olarak ve kendisini bekleyen görev hakkında net bir fikri olmaksızın, şehri inşa ederken insan kendini de yeniden inşa etmiştir."
Ayrıntı Yayınları'nın, kitabın sonunda Sonsöz olarak paylaştığı metinde Fowles (1976) şöyle yazmış:
"Büyücü'nün "gerçek bir manası" varsa, psikolojideki Rorschach testininkinden fazla değildir. Anlamı okurda yarattığı her türlü tepkidir; hem bana kalırsa, önceden belirmiş "doğru" tepki diye bir şey yoktur." (s.684)
Kitabı okurken beliren "ben ne okuyorum" ve bitirdikten sonra beliren "ben ne okudum" hissinin cevabı burada yatıyor bence. Okuduğun şeyin anlamı, sende yarattığı her türlü tepkidir.