ölmedim baba hâlâ direniyorum, sağlığım tekrar kötüye gitmicek buna izin vermicem. hayat sevinci neydi hatırlamıyorum sadece gülümsüyorum etrafımdaki herkese iyi gelmeye çalışıyorum sokağa çıkacak hasteneye gidecek mecalim yok yavaş yavaş ölümü bekliyorum belkide, ne için? kimin için? ruhum ve bedenim bazı şeyleri kaldırmıyor artık.
Ey Yüce olan Allahım Anne baba eş ve çocuklarımız bile olsa biz hayırlısını diliyor hayırlısını istiyoruz sen bize senin dostlarını habib ve halillerini sevdir anne baba çocuklarımızı severken ölçülü olmamızı nasip eyle bizlere
Memleket ne dünyaya gözümüzü açtığımız ne de yaşamaya çalıştığımız o yerdir. Memleket ne ana yurdumuz, ne baba ocağımız, ne de içinde yetim gibi yaşadığımız o yaban şehirdir.
Uzun yıllar tek başına, ailesinden uzakta yaşamış olanlar, ait olmamanın ne demek olduğunu çok iyi bilir. Ailemizin şehrine gittiğimizde, her yanını bildiğimiz o şehirde hissettiğimiz ve bizi saran yabancılık duygusu nasıl tarif edilir? Bir zamanlar bir olduğumuzla el olmak gibi; her yanını bildiğimizle bir daha birbirimizin olmayacağını bilmek gibi biraz da suçluluk belki.
Yaşadığımız şehre döndüğümüzde hissettiğimiz huzur, oraya alışmış olmamızdandır, düzenimizdendir. İkisinde de sevdiklerimiz vardır; mutluluğu da huzuru da, mutsuzluğu da derdi de buluruz. İnsani şeylerin hepsi vardır içlerinde ama ait değilizdir; ayaklarımız yere değmez, aldığımız nefes bizim değilmiş gibidir; her an gidecek bir misafirmişiz gibi hissederiz.
Bazen orası tam ama sen ait değilmişsin gibi gelir. Bazen fazlaymışsın, o şehir seni kusuyormuş gibi; bazen kalabalığın içinde kendimizi küçük bir zerre gibi hissederiz. Bazen de büyüğüzdür, sanki o şehre sığamıyormuşuz gibi.
Yurdumuz, ülkemiz, vatanımız bellidir ama asıl memleketimiz neresidir? Anladım ki memleket dediğimiz, sevdiğimizin yanıdır. Metropol, küçük şehir, kasaba ya da dağ başındaki küçük bir köy fark etmez. Hepsinin kendine göre zorlukları vardır ama aidiyet hissinin yarattığı boşlukla yaşamayı başarmış olanlar, bu zorluklara da göğüs gerebilirler. Onlar evin dört duvar olmadığını, evin içinde birlikte yaşadıklarımız olduğunu bilirler. İşte şehirler de evler gibidir.
Memleket dediğimiz, sevdiğimizin yanıdır. İnsan ilişkilerinde bağ kurabiliriz ama ait olma hissini yaşayamayız. Sevdiğimiz kişiyle sevmek, sevilmek, birlikte mutlu ve huzurlu olmak değil;
19 haziran cuma saat:03.00
Yarın yks'ye gireceğim. Ama bugün hayatımı sorguluyorum.
Ben çocukken bir keresinde baba diye ağlamıştım.
İnsan hiç baba diye ağlar mı? Ben ağladım.
Nasıl biri olduğunu bilmiyordum.
Ama sanki baba dediğim adam uzaklardan gelince yanında bir poşet de mutluluk getirecek gibiydi.