Anne ile babanın bir evlâdı olsa, anne ile baba da nefakaya muhtac bulunsalar, evlâdın da ancak bunların birinin nefakasına kudreti yetişse İslâm: Anneye bak. Anne nafakaya babadan ehakdır, diye emreder.
Sayfa 445 - Yaylacık Matbaası 1984 Baskısı·Kitabı okuyor
Din-i İslâm demişdir ki: “Kadın, kocaya varmakla kendi ailesinin ismini kaybetmesi şart değildir. Baba râbıtası dâimîdir, zevciyyet râbıtası ise kabil-i inkıta'dır. Ondan babasının bağını koparmayınız, olur ki, hukuk-ı zevciyyet inkıta'a uğrar, boşanır, başkasına varır ölür, başkasıyla evlenir.. Bugün bir adla, yârın diğer adla anılması, kadın için bir hakaretdir, kadınların esîr addedildiği zamandan kalma bir âdetdir, nâhoş bir şeydir.“ Bu da yine İslâm'ın kadına ne büyük hürmetidir. Kâinata rahmet elini uzatan Büyük Peygamber de: “- Kadını, kocasının ismini almak mecbûriyyetine tâbi' tutmayın. Babasından soymayınız“ buyurmuştur.
Sayfa 444 - Yaylacık Matbaası 1984 Baskısı·Kitabı okuyor
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bizim dokuz buçuk parmaklı çocuğun asıl bilmediği şey ise babasının her gün bu kadar çok çalışmasının nedeninin para kazanmak istiyor olması değil, gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalmak istemiyor olması. Eğer onunla hiç konuşmazsa, birlikte hiçbir yere gitmezlerse... Çünkü o da olanlarla nasıl yüzleşeceğini bilmiyor. Görebildiği tek çıkış yolu, oğlu istediği her şeye sahip olabilsin diye kazanabildiği kadar çok para kazanmak için çalışabildiği kadar çok çalışmak. Parayla alınamayan şeyler de var tabii: anlar.
Anne-babanın kendi olarak gelişip olgunlaşması çocuklarına verebilecek-leri en büyük hediyedir. Anne-baba gelişip olgunlaştıkça, çocukla yapılan sohbetin derinliği ve kapsamı da değişir; gelişen anne-baba çocuklarıyla yaşam boyu sohbet edebilir. Çocukla yapılan sohbetin derinliği ve kapsamı değiştikçe çocuk değişir, gelişir; çocuk değişip geliştikçe anne-baba da gelişir.
Araplarda Ciha isimli meşhur bir tip vardır ki bizim Nasreddin Hocanın Arabıdır. Ciha'yı bir gün babası, pişmiş bir koyun kellesi satın almak üzere pazara göndermiş. Ciha kelleyi almış ve yolda gelirken dayanamayıp kellenin gözlerini, dilini ve beynini yemiş. Baba bu dımdızlak kelleyi evirip çevirdikten sonra Ciha'ya haykırmış: -Ciha bu ne böyle? -Koyun kellesi! -Nerede bunun gözleri? -Sağlığında körmüş. -Ya dili? -Dilsizmiş. -Ya beyni nerede? -Mektep muallimi olduğu için beyinsizmiş. Ben Ciha'nın son hükmündeki teşhisi haksız bulduğum için onu şöylece düzeltiyorum: -Siyasi muharrir olduğu için beyinsizmiş. Tefsirleri, ajans haberlerinin her gelişinde yalancı çıkan ve çıkacak olan bir nevi siyasi muharrire ait çerçeve!
Sayfa 128 - Haziran 2010, “SİYASİ MUHARRİR”, b.d.y·Kitabı okudu
Çerçeve
Bir ara Mustafa uyandı, kucağındaki bebeğe, onun masumiyetle kıvrılmış minik dudaklarına bakti baktı, hayır hayır, ne olursa olsun vermeyeceğim diye geçirdi içinden. Baba yunusun hediyesiydi bu bebek. "Keşke insanlar da yunuslar kadar iyi olsaydı."