Yıkık bir oyun bahçesi, sınırda zorun raddesi Güneşin o ıssız sesiyle biter sorunlar kesin Daha çok yolum var kesin Sorun var, onun darbesiyle düştük Arka sokaklarda mutlu sonun maddesi Olumsuz sonuçlarda doğdun, kaderi yolundan çevir Ki lafını dinlemezse gövdesine doğrult hançeri Kaybolur o ruhban şeritte söner kudurtan şehir Bu zehri kustun bütün korkularını burundan çekip İnsandan robot yaptı, atomdan su, balıktan gemi Beyazdan siyah, griden bi' şehir, pamuktan demir Yok olma kurtul egondan son hızla atıp maskeni Kim miyim? Siktir et, bu kafiyeler kanıtlar beni Varoluş kâğıttan gelirken Doğu'dan ağıtlar gelir Bir darbe sarsabilir bedeni fakat dağıtmaz seni Senin tek hazinen kimliğin, düşün vazifen nedir? Ve neden ölümlerle beraber şu haziran gelir Boş verdim süslü cümleleri, ömür hüzünlü gülmeleri getirdi Ner'den baksan yetmiş sene sürdü gülmeleri Ve hepsi delirmişti Hayatları gürültülüydü, derinlerde yok ettiler sessizliği Günbegün geberip gitti hepsi megalomandı Hepsi cüzdanından emin Ve para düşmandı, zaten ölüm düşmanınla gelir Onun rüzgârıyla sevin pislik insanoğlu Benim hayalim ayaklarıma belki İzmir İzban'ıyla gelir Zengin ölmek için elli senemi harcayamam baba Buraya hapsedip avuttular bak arta kalan parayla Ve başlatıldı gezegenimde onca savaş, yalan Fazla yaşamak için düzene başımı sallayamam baba
Müzik
Tülay German, varlıklı bir ailenin kızı olarak, 27 Ocak 1935'te İstanbul'da dünyaya gelir. Tülay, daha dört yaşındayken, Kalamış'taki yazlık evlerinde komşularına şarkılar söyler, güçlü yanık sesiyle onları büyüler. İlk söylediği parça: Yesari Asım Arsoy'un "Ayrı Düştüm Sevgilimden, Dünya Bana Dar Oldu" şarkısıdır.. İlkokul yıllarında Ankara Radyosu'nda Schubert'in "Serenad"ını ve "Ihlanur Ağacı"nı söyler. İlkokul yıllarında da sesinin güzelliğiyle dikkat çeker ve çoğu etkinlikte şarkı söyler. İlkokulu bitirdiğinde Ankara Devlet Konservatuvarı'na girmeyi hayal eden Tülay, baba ve annesinin isteği üzerine konservatuvara gidemez. Eğitimine, annesinin ısrarıyla Üsküdar Amerikan Koleji'nde devam etmeye başlar.. 1960 yıllarında Tülay, İtalyan orkestrasının basçısı Mario Bergamini ile bir konser sonrası tanışır. O gün ona kendi çaldığı piyano eşliğinde "Summertime" şarkısını söyler. Mario, kusursuz caz parçası söyleyen Türk kızından çok etkilenir ve inatlaşmayla başlayan bu ilişki kısa sürede aşka dönüşür. Mario'dan evlenme teklifi alan Tülay, evlenerek aralarındaki sihrin bozulmasını istemediğini söyler. Tülay, Mario ile beraber İtalya'ya yerleşip hayatlarına orada devam etme kararı aldıklarını ailesine söylediğinde; kızlarının zaten şarkıcı olmasının istemeyen aile, şarkıcı biriyle evlilik dışı yaşamasını reddeder ve Fikret German'ın yüksek mevkili arkadaşları aracılığıyla Mario ülkeden sınır dışı edilip ülkesi İtalya'ya yollanır. Bu olay Tülay'ı çok etkiler ve ailesiyle arasının iyice açılmasına neden olur.. Tülay, 25 yaşındayken arkadaşlarıyla sık sık gittiği Ankara "Süreyya Gazinosu"ndan teklif alır. Ailesinden gizli, evden kaçar ve bu gazinoda ilk defa sahneye çıkıp şarkı söylemeye başlar... Bir gün babasının arkadaşına gazinoda yakalanır. Bunun üzerine babasından
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Malya'da Bir Paradoks: 1240 Babai İsyanı'nın Bastırılmasında Frank Paralı Askerleri ve Selçuklu Meşruiyet Krizinin Anatomisi Bir Devletin Kendi Eliyle Açtığı Yara Bir devletin, kendi tebaasına karşı yabancı bir kılıcı sahaya sürmesi, salt askeri bir tercih değildir; bu, devletin kendi toplumsal sözleşmesiyle arasındaki bağın ne ölçüde gerildiğinin de bir itirafıdır. 1240 yılında Kırşehir yakınlarındaki Malya Ovası'nda yaşanan çatışma, tam da bu türden bir itirafın sahnelendiği yerdir. Anadolu Selçuklu Devleti, Baba İlyas ve Baba İshak önderliğindeki büyük Türkmen-derviş hareketini bastırmak için, ordusunun en etkili vurucu gücü olarak zırhlı Frank paralı askerlerini öne çıkarmıştır. Bu makalenin amacı, sayısal olarak küçük bir askeri unsurun —birkaç yüz ya da bin kişilik bir Frank süvari gücünün— nasıl olup da 13. yüzyıl Anadolu'sunun toplumsal hafızasında bu denli ağır bir iz bıraktığını, dönemin kaynakları ve modern araştırmalar ışığında incelemektir. İddia şudur: Malya Ovası'ndaki bu askeri detay, Selçuklu'nun kendi toplumsal tabanıyla ilişkisinde yaşanan derin bir kopuşun en görünür semptomudur ve bu semptom, sonraki yüzyıllarda Anadolu'nun siyasi-dini hafızasını şekillendiren bir referans noktasına dönüşmüştür. Olayın Anatomisi: Kaynaklar Ne Diyor? Babai İsyanı'nı birinci elden anlatan dört temel kaynak bulunmaktadır: Selçuklu sarayına hizmet eden İbn Bîbî (el-Evâmirü'l-Alâiyye), Süryani tarihçi Bar Hebraeus (Ebü'l-Ferec), vak'anüvis Sibt İbnü'l-Cevzî ve isyanın bastırılmasına bizzat katılan Frank birlikleriyle Anadolu'ya gelen Dominiken misyoner Simon de Saint Quentin. Bu dördüncü kaynak özellikle dikkat çekicidir: Simon, olaydan altı yıl sonra Anadolu'ya geldiğinde, hem isyanı bastıran Frank askerleriyle hem de Türkmenler ve yerli Hristiyanlarla görüşerek
Tarih
Funda'dan...
Psikoanaliz derki; Senin ilk hatırladığın anın ilk travman. Eksikliğini hissettiğin ilk şey...
Funda'dan...
Meskun mahalde sev beni; ihbar etsinler, tutuklasınlar, suçumuz aşk olsun...
Funda'dan...
​Sende gönlüm var diyememiş. İki çay söylemiş biri içilmiş diğeri soğumuş. ​Did you understand?