Mükemmel Aile Portresinin Ardındaki Çatlaklar
8/10
·512 syf.··
2025 9. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2025 00:00
"Bir ailenin en büyük sırrı, çocuklarını korumak için ne kadar ileri gidebileceğidir? Edvardsson, 'Neredeyse Sıradan Bir Aile'de bu soruyu oldukça gerilimli ve katmanlı bir şekilde işliyor. Kitap, perspektiflerin değişmesiyle (baba, anne ve kız çocuğu) olay örgüsünü parçalı bir bulmaca gibi önümüze seriyor. Karakterlerin kendi adalet anlayışlarıyla yüzleştiği o keskin dönemeçler oldukça etkileyici. Suç ve vicdan arasındaki o ince çizgi, kitabın sonuna kadar sizi hem rahatsız ediyor hem de elinizden bırakmanızı engelliyor. Eğer aile içi dinamikleri, güvenin nasıl sarsılabileceğini ve bir ebeveynin 'doğru' bildiğinin aslında ne kadar tehlikeli olabileceğini anlatan bir psikolojik gerilim arıyorsanız, kesinlikle okunması gereken bir eser. Sizi son sayfasına kadar 'Ben olsam ne yapardım?' diye düşündürecek." #NeredeyseSıradanBirAile #MTEdvardsson #PsikolojikGerilim #AileDinamikleri #Polisiye #KitapYorumu #SuçVeVicdan
Neredeyse Sıradan Bir AileM. T. Edvardsson · Martı Yayınları · 2021188 okunma
Mendil Altında
Puan vermedi·208 syf.··
2026 2. kitabı
Kitap Adı : Mendil Altında Sayfa Sayısı : 245 Yazar: Memduh Şevket Esendal ''İçindekiler'' bölümünden sonra, kitabın ilk iki sayfası İstanbul doğumlu Memduh Şevket Esendal'ın hayatıyla ilgili temel bilgileri içeren biyografisine ayrılmış. Kendi kendine Fransızca, Farsça ve Rusça öğrenmesiyle dikkatimi çeken yazarımız müfettiş, büyükelçi ve milletvekilliği görevlerinin yanı sıra edebiyat alanında üstün başarılar sergilemiş; Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu'nca da okullara tavsiye edilen anı, mektup, hikaye ve roman tarzında birçok esere imza atmıştır. Kitabımızda yer alan hikayeleri henüz okumadan önce M. Sunullah Arısoy'un ''Edebiyatçılarımız Konuşuyor'' başlığıyla 1953 yılında Varlık Yayınları Cep Kitapları 73. sayı sayfa 5 ile 15 arasında Memduh Şevket Esendal'la yaptığı röportaj karşılıyor bizi. Bu röportajla birlikte Memduh Şevketi biraz daha yakından tanıyor bütün sorulara titizlikle verdiği yanıtlara, mütevazi kişiliğine, zarif nüktelerle süslediği keskin zekasına bire bir şahit oluyoruz. ''Nasıl yazarsınız?'' Diye sorunca Sunullah Arısoy ''İşte, oturur yazarım. Gecesi gündüzü belli olmaz. Ne zaman olsa yazarım'' diyerek cevap veriyor. Bir başka soruyla ise bugünkü edebiyat hakkındaki düşüncelerini öğrenmek istiyor. ''Hiç hüküm veremem'' diyerek söze başlıyor ve devam ediyor. ''Söyleyeceklerim tam olarak doğru olmasa da ben insanlara yaşamak için ümit, kuvvet ve neşe veren yazılardan hoşlanırım. İnsanları yuğunmuş mutfak paçavrasına çeviren ve yeise düşüren yazılardan hoşlanmam. Tam bir ferah içinde yaşamıyorken bir de karanlık ve kötü şeylerden bahsederse bize.. Onları okursak... Bu insanları bir havana koyup ezmeye benzer. Halbuki insanların içinde bir umut olmalı, yaşama umudu... Neşe vermeli insanlara okudukları. Ancak dediğim gibi
Edebiyat
Mendil AltındaMemduh Şevket Esendal · Bilgi Yayınevi · 2012852 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2026 145. kitabı
Merhabalar Size @m.akyüz yazardan okuduğum ikinci kitabım olan Köprü Kralı ile geldim. Ama ne geldimmm böyle birşey yok bayıldım. Köprü Kralı, karanlık dünyanın güçlü isimlerinden Pars Tuna ile hayatı bambaşka bir noktada duran Miray'ın kesişen yollarını okumaya hazır mısınız? Aksiyon bir an bile düşmedi, romantiz zaten eksik olmadı eee daha ne olsun soluksuz okudum. Pars Tuna, Köprü Kralı olarak bilinen, Asya ve Avrupa kartelleri üzerinde büyük bir güce sahip, korkulan ve saygı duyulan bir iş adamı. Ancak sahip olduğu tüm gücün ardında, yalnızlığı ve korumaya çalıştığı değerleri vardır. Miray'ın hayatına girmesiyle birlikte yıllardır ördüğü duvarlar sarsılmaya başlar. Pars bile anlamaz nasıl aşık olduğunu ve onu Koruma isteği ile dolduğunu. Şu Derin ile iyiki devam etmedin yedinci. Oğlu okuyanlar anladı. Miray bambaşka güçlü akıllı bir abla ve hemşire. Evet hemşireliğini Pars'ın babannesinin bakımını yaparak devam ederken vakitsiz bir ayrılık yaşarlar. Olaylar ilerledikçe sadece onların yaşadıklarını okumadım, onların korkularını, öfkelerini, kırgınlıklarını ve umutlarını da hissettim. Bazı bölümlerde gerilimden nefesimi tutarken bazı bölümlerde onlarla birlikte yaşadığı duygusal yük kalbime kadar ulaştı. Pars Tuna, uzun zamandır okuduğum en etkileyici erkek karakterlerden biriydi. Dışarıdan bakıldığında güçlü, sert ve ulaşılmaz görünse de yalnızlığı, kırılmış yanlarını ve sevdiklerini korumak için verdiği mücadeleyi görmek bambaşka bir boyuta geçirdi. Bazen kararlarına kızdım, bazen onu anlamakta zorlandım ama hissettiklerini görmezden gelmek de mümkün değildi. Miray duygusal ama bir okadarda güçlü bir kadın. Yaşadığı acılara rağmen ayakta kalmaya çalışması, kırıldığı hâlde pes etmemesi ve güçlü görünmeye çalışırken iç dünyasında verdiği mücadele beni ona daha
Köprü KralıMerve Akyüz · Dokuz Yayınları · 202678 okunma
7/10
·264 syf.··
2026 17. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 23:03
Kitabın isminden dolayı çok farklı bir kitap okuyacağını düşünmüştüm. Ama yazar şaşırttı beni. J. M. Coetzee 'den okuduğum ilk kitap. Ve sarsıcı bir konu. Üniversitede hocalık yapan 52 yaşındaki David iki kere evlenip boşanmış ve bir kızı olan ama aynı zamanda tutkularına engel olamayan, öğrencileriyle bile cinsel münasebette bulunan bir kişi. Ve okul yönetimi bu durumu öğrenince David'in ilişiğini bir şekilde kesiyor okulla. David'in öğrencisiyle yaşadığı münasebet farklı boyutlarda yalnız. Biraz zorlama gibi hafif tecavüzvari. Kızı Lucy'nin yanına gidiyor. Kızının çiftlik benzeri bir evi var. Cape Town denilen bir bölgede yaşıyor ve orada siyahiler var anladığım kadarıyla. İlk başta kızı babasından, babasının onun yanında kalmasından memnun. Fakat talihsiz bir olay gerçekleşiyor ve işte orada, yaşananlardan dolayı baba ve kızın arasında bir uçurum oluşuyor. David'in genç kızlara yaşattığı şeyin çok daha beterini kızı yaşıyor. Belki de kızı babasını suçluyor. Zaten mantık onun düşünmeye itiyor insanı. David'e bir baba olarak hem üzülüyorsunuz, hem nefret ediyorsunuz ondan. Adamın kızı hakkındaki düşünceleri bile leş. Yer yer beni rahatsız etti. Belki de ben henüz alt metnini anlayacak kapasitede değilimdir. Böyle rahatsız edici bir konu okumak isterseniz buyurun. Sürükleyici, kendini hızlı okutan bir kitap. İyi okumalar...
Edebiyat
UtançJ. M. Coetzee · Can Yayınları · 20183,539 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2026 3. kitabı
Nuriye Çeleğen’in kaleme aldığı Babam Hz. Muhammed, İslam tarihinin en özel bağlarından birini, Hz. Muhammed ile en küçük kızı Hz. Fâtıma’nın ilişkisini merkezine alan, biyografi ile edebi anlatımı harmanlayan çok dokunaklı bir eserdir. Yazar, klasik siyer kitaplarının dışına çıkarak İslam'ın doğuşundan Peygamber'in vefatına kadar uzanan tarihi süreci, Hz. Fâtıma’nın gözünden ve onun iç sesiyle okuyucuya aktarır. Kitabın kalbini, dönemin kız çocuklarını yük gören cahiliye zihniyetine inat, Hz. Muhammed’in kızı odaya girdiğinde ayağa kalkıp onu alnından öpmesiyle örülen ideal baba-kız modeli oluşturur. Çeleğen; Hz. Fâtıma'nın daha küçük bir çocukken Kabe'de eziyet gören babasına kol kanat gererek kazandığı "Ümmü Ebîha" (Babasının Anası) unvanının duygusal derinliğini başarıyla işler. Hz. Fâtıma ile Hz. Ali’nin evliliği, un öğütmekten nasır tutan eller, evdeki yokluklar ve tüm bu zorluklara karşı Peygamber evinde öğretilen sabır, şükür ve mütevazı yaşam kültürü eserde çok duru bir dille anlatılır. Nuriye Çeleğen'in zarif, şiirsel ve adeta bir modern zaman mersiyesini andıran üslubu, kuru tarihi bilgileri et ve kemiğe büründürür. Roman, toplumlara yön veren güçlü bir lideri evladı hastalandığında içi titreyen "insan ve baba" yönüyle hissettirmeyi başarır. Özetle Babam Hz. Muhammed, siyer okumalarına kalbi ve edebi bir soluk getiren; şefkati, sadakati ve aile içi ilişkilerdeki peygamberi metodu hissetmek isteyen okurlar için naif bir başucu kitabıdır.
Babam Hz. Muhammed (a.s.m.)Nuriye Çeleğen · Nesil Yayınları · 2015653 okunma
9/10
·256 syf.··
2026 34. kitabı
Kitabın başlığı gayet açık aslında, kitap tam da annesinden kopamayan erkekleri anlatıyor. Ve bu annesinden kopamayan erkeklerin yaşam ve ilişki sorunlarına yakından bakıyor. Annesiyle iç içe geçmiş bir erkekle ilişki yaşayan kadınların da yaşadığı zorlukları anlatmış bize. Nedir bu anneyle iç içe geçme hikayesi? Kısa ve öz haliyle, anneye karşı "hayır" diyememe, kendi olamama, annenin istek ve ihtiyaçları etrafında şekillenmiş bir hayat! Bizim kültürümüzde anne kutsal olarak geçtiği için; annenin sözünden çıkmayan, annenin her şeyine koşan, kendi hayatını anneye adayan bir erkek; "Hayırlı evlat!" kategorisine giriyor ve böyle olunca da sınır koymak daha da zorlaşıyor. Anneye karşı gelmek "saygısızlık" olarak addediliyor. Annenin onayı, annenin beğenisi, annenin mutluluğu her şeyden önce geliyor. Bazılarınız için bu olması gerekenmiş gibi geliyor olabilir, sağlıklı olup olmadığını belirleyen şey ise bunun dengesi! Şiraze kaydığında ilişki sağlıksız tarafa geçiyor ve maalesef bu durum kişinin büyüdüğü çevrede normalse, sağlıksız olan şey kişinin normali haline geliyor. Bazı evliliklerde baba var ama duygusal olarak yok oluyor, bazen gerçekten (bir sebeple) uzakta oluyor, bazen de evi terk etmiş veya ölmüş olabiliyor. Evlilik içinde kocasından alamadığı duygusal yakınlığı ve desteği, çocuklarından almaya çalışan her anne, çocuğunu istemeyerek de olsa bu iç içe geçmeye sürüklüyor. İstek ve ihtiyaçlarının karşılanmadığı bir ilişkinin mutsuzluğunu, çocuklarına aktararak, kendine kendince yeni bir kaynak oluşturuyor. Anne, bir çocuk için o kadar kıymetli ve hayati bir önem taşıyor ki, çocuğun bu taleplere duyarsız kalması neredeyse imkansız. Yaşamak için annesine ihtiyaç duyan bir çocuk, anneyi yaşatmak ve mutlu etmek durumunda hissediyor. Anne yoksa kendi yaşamı da yok.
Annesinden Kopamayan ErkeklerKenneth M. Adams · Diyojen Yayıncılık · 2024129 okunma