10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
Mo serisini bitirdikten sonra yeni kitabımız yine aynı yazardan devam ediyor. Bildiğiniz üzere yada Taşı Türk’ler için önemlidir. Hava değişimi yaptığı yağmur ve kar yağdırdığı efsanelerde dile getirilir. Bu taşın çok önemli bir tarafı da insanlara sevgi dirlik dinginlik getirmesidir. 13 yaşlarına gelen yada adlı kızımız yıllarca dedesi ve ninesi tarafından bakılıp büyütülmüş anne ve baba sevgisinden mahrum kalmıştır yıllar onları unutturacağına özlemine özlem katmış özellikle baba sevgisi ve özlemi ağır basmıştır. Nice zorlasa da babası hakkında bilgi edinemeyip ona hep bir gün geleceği söylenmiştir. İşte Yada daha fazla bekleyemez ve babasını araştırmaya başlar sonunda babasının çok önemli bir görev üstlendiğini ve mihenk taşının asıl kendisi olduğunu öğrenir bu zorlu yolculukta baba ve kızı bir çok tehlike hatta ölüm beklemektedir heyecanlı bir macera doğaüstü olaylar ve insanüstü yetenekler bizi bekliyor hayal dünyanızı zorlayın ve bu güzel hikayeye katılın…
Yada’nın GizilgücüGülten Dayıoğlu · Altın Kitaplar · 2021508 okunma
Puan vermedi·544 syf.··
2026 105. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 00:12
Göğe Kadar Sen ~ Gizem Topak . Acilen ikinci kitabı okumamız lazım, yoksa bir arkadaş ölecekmiş arkadaşlar… Göğe Kadar Sen ile aslında kitap olmadan önce tanışmıştım ve kitap olarak elime alıp okuduğumdan çok daha fazlasına tanık olmak inanılmaz iyiydi. Buram buram Karadeniz ve ayrılık kokan bir kitaptı. Dağhan tam yedi yıldır memleketinden uzaktaydı. Memleketine, toprağına ve cebindeki bir resme bağlı bir askerdi. O şehirde büyük bir sevda ve büyük bir kalp kırıklığı saklıydı. Yıllar sonra acı bir kayıp, tekrar ayak basmayı planlamadığı yere götürdü onu. Yaranın diğer tarafı ise orada, Artvin’de nefes alıp vermeye devam etmişti. Her adımda Dağhan’ı yaşamış, her adımda acısı katlanmıştı. Yıllar sonra yeniden karşılaşmak, onları bu duruma getiren olaylar zincirini öğrenmek ve büyük bir maceraya atılmak inanılmaz heyecanlıydı! Dağhan’ın kızgınlığını ve katı duruşunu anlıyor ama kalbim de kırılıyor okurken. Zülal öyle bir cehennemde ki ablaları onun büyük bir şansıydı. Dağhan ile yıllar sonra tekrar karşılaşıp onu o köprüye çağırıp gerçekleri anlatmak istediği sahnede ve sonrasındaki hüsranında kalbim çok kırıldı. Zülal’e sarılmak, acısını paylaşmak istedim. Ama sonrası… Kitapta aksiyon, yıllara meydan okuyan sevda ve intikamla dolu sahneler asla bitmiyor. Dağhan ve Zülal’in geçmiş hesaplaşması, geçmeyen, azalmayan duyguları ve yan karakterlerle olan sahneleri inanılmaz iyiydi. Özellikle Hızır Ali favorim dostlar O kadar keyifli bir karakter ki bayıldım! Dağhan ve Hızır Ali’yi shipledim resmen Deccal bir baba var ki nefret ettim. Asla Zülal ve ablalarını hak etmeyen bir pislikti. Bir insanın bu kadar çamura bulanmış olmasını aşamıyorum. Kitabın Artvin kısmı ayrı, Iğdır kısmı ve karakterleri ayrı güzeldi. Ama tüm bunlarla beraber karakterlerimizin zekice planları derken
Göğe Kadar SenGizem Topak · Dokuz Yayınları · 202647 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·480 syf.··
2026 33. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 08:32
İlber Ortaylıİlber Ortaylı Gazi Mustafa Kemal AtatürkGazi Mustafa Kemal Atatürk YAŞA MUSTAFA KEMAL PAŞA YAŞA! Öncelikle şunu belirtmek isterim. Kitap için kimileri çok yüzeysel, daha iyi biyografi kitapları var diyenler olmuş. Muhakkak daha iyi biyografi kitapları vardır ama bu kitabı İlber Ortaylıİlber Ortaylı zaten torunu Deniz Ali ve arkadaşlarına ithaf etmiş. Belki de onlar için başlangıç kitabı olsun istemiştir. Bu sebeple yüzeysel değil, ağır akademik bir dilden ziyade sürükleyici bir roman, bir sohbet havasında yazılmış. Kurucu önderimiz, Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk'ü aile köklerinden, ilk gençlik yıllarından, askeri eğitimine kadar anlatır. Sonrasında tarihsel arka planıyla Trablusgarp, Balkan Savaşları, Sofya günleri gelir. Cumhuriyet'e giden zorlu yolda Milli Mücadele günleri, Kurtuluş Savaşı ve askeri başarıları anlatılır. Kitabın son bölümünde ise, Atatürk'ün kişisel özellikleri, bir lider olarak vizyonu ve dünya hafızasındaki yeri ele alınır. Kolay anlaşılır tarih anlatımıyla Atatürk'ü yakından tanımak isteyenler için ideal bir kitap.. Birkaç alıntı; "Atatürk'ün anne ve baba tarafı Balkanlar'a yerleştirilmiş Yörük Türkmenlerdendir." "Bu toplumda Atatürk'ü zihinlerden silmeye çalışmak bir lükstür, lüzumsuz çabadır." İyi ki TÜRK olarak dünyaya geldim ve iyi ki MUSTAFA KEMAL ATATÜRK gibi bir liderim oldu. NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE!
Gazi Mustafa Kemal Atatürkİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 201813,5bin okunma
Hamnet: Bir Ölümün Bir Aileyi Nasıl Değiştirdiğinin Romanı
9/10
·293 syf.··
2026 24. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 22:06
Maggie O’Farrell’in Hamnet romanı ilk bakışta Shakespeare’i anlatıyormuş gibi görünse de aslında merkezine Shakespeare’i değil, bir annenin yasını ve bir çocuğun ölümünün aile üzerinde bıraktığı derin izleri koyuyor. Kitabın en etkileyici tarafı da tam olarak burada başlıyor. Çünkü bu roman büyük olaylardan çok insanların iç dünyasında kopan sessiz fırtınaları anlatıyor. Kitap boyunca Shakespeare’in adı neredeyse hiç geçmiyor. O sadece “Latince öğretmeni”, “tiyatrocu” ya da “baba” olarak var oluyor. Yazar tüm odağı Agnes karakterine yöneltiyor. Ve bence kitabı unutulmaz yapan şey de Agnes’in ruhunu bize bu kadar güçlü hissettirebilmesi. Agnes sıradan bir karakter değil. Doğayla iç içe yaşayan, bitkilerden şifalı karışımlar yapan, insanları sezgileriyle anlayabilen farklı bir kadın. Toplumdan uzak durmasına rağmen insanların ona ihtiyaç duyması oldukça etkileyici bir detaydı. Ancak romanın asıl kırılma noktası, Agnes’in kendi çocuğunu kurtaramaması ve bunun suçluluğunu yıllarca içinde taşıması oluyor. Roman iki farklı zaman çizgisinde ilerliyor. Bir tarafta Agnes’in gençliği, Shakespeare’le tanışması ve evliliği anlatılırken; diğer tarafta çocuklarının hastalığı ve Hamnet’in ölümü işleniyor. Bu geçişler kitabın temposunu yavaşlatsa da duygusal yoğunluğu artırıyor. Kitabın en güçlü tarafı kesinlikle atmosferi. 16. yüzyıl İngilteresi, kasvetli hava, köy yaşamı, salgın korkusu ve insanların iç dünyası çok başarılı aktarılmış. Özellikle vebanın dünyaya yayılışını anlattığı bölüm bence romanın zirve noktalarından biriydi. Bir gemiden başlayan salgının insanlara ulaşmasını öyle gerçekçi anlatıyor ki okurken yalnızca bir roman değil, yaşayan bir tarih hissi oluşuyor. Bunun yanında kitabın duygusal yönü oldukça ağır. Çünkü Hamnet olay odaklı değil, tamamen his odaklı bir
Alıntı
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,3bin okunma
Puan vermedi·208 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Kitapçıda gezerken ilk çıktığı günlerde almıştım bu kitabı. Kapağı ve ismi dikkatimi çekmişti. Aradan beş altı ay geçmesine rağmen kalan son elli sayfayı anca bitirebildim. Metin olarak gayet akıcı ama duygusal tarafı o kadar ağır kii okumakta daha doğrusu sindirmekte güçlük yaşıyorsunuz. Bir de anneniz vefat edeli yeni bir sene olmuş ve hâlâ yas süreciniz bitmediyse ( o süreç hiç bitmiyor) okumak daha da zor oluyor. Gerçek hayattan kaleme alınmış bir iç döküş, bir günlük desem doğru olur sanırım. Yazar, babasıyla olan hem geçmiş hem de 2023'teki zamanlarını sayfalara ustaca aktarmış. Yaşananlar gerçek olduğu için okura da o samimiyet, acı, hüzün, özlem...fazlasıyla geçiyor. Annemin ve onunla birlikte benim yaşadıklarıma da benziyor. Çok fazla spoi vermek istemekle bereber diyebilirim ki bir evladın babasına ya da babanın evlatlarına olan vedâsına gün gün nasıl yaklaştığını anlatıyor. Sonucu bile bile o günü bekleyerek günleri tüketmek insanı çok yıpratıyor ama teselli eden yazarın da deyimiyle bu ayrılığın bir daha tekrarlanmayacak olması. Anılarla, babadan kalan eşyalar ve bahçıvan defteriyle o bağ hiçbir zaman kopmayacak. Ölüm, soğuk bir kelime. Soğuk olduğu kadar da gerçek. Nereye, ne kadar kaçarsak kaçalım o son mutlaka birimizi buluyor. Önemli olan sonrasında nasıl yaşamaya devam ettiğimiz. Tabii ki tavsiyedir. Yalnız yas sürecinde ya da duygusal olarak zor bir dönemdeyseniz okumayı sonraya erteleyin.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,2bin okunma
Puan vermedi·202 syf.··
2026 24. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 16:35
Gerçek bir şaheser! Teknik ve psikolojik olarak mükemmel! Öldürmek mi bağışlamak mı, ikilemini en iyi veren roman. Yaşar Kemal Ustanın bu kitapla ilgili düşüncesiyle başlamak istedim. Saygıyla... Kitabın önsözünde şu ilginç bilgiyle başlar roman. Zülfü Livaneli normalde 1974 yılında bu kitabın yazımına başlamış. Ancak yanlış bilmiyorsam 2001 yılında bitirmiş. Yani yıllara yayılan bir roman. Önsözünde detaylı bir şekilde bu durumu anlatıyor. Özet olarak kitapta Sami Baran adında bir siyasi mültecinin, 12 Mart askeri darbesinde nişanlısının öldürülmesi ve bu olaydan dolayı Stockholm'de siyasi sığınmacı olarak yaşamaya başlar Mülteci olduğu yerde başka ülkelerden de gelen kişilerle olan paylaşımları, yalnızlıkları, öteki olmaları çok güzel anlatılmış. Bunun yanında "medeni" "uygar " bir ülkenin yaşam biçimleri, insan ilişkileri, mültecilere bakış açıları güzel işlenmiş. Sami Baran hastanede kaldığı dönemde yaşlı bir adamla karşılaşır. Ölümüne yakın , kanser hastası bu adam 12 Mart darbesinde Filizin ölümüne ve ardından Sami Baran'ın işkence görmesinde rol almış bir devlet yetkilisidir. Sami Baran'ın intikam alma duygusuyla vicdanı arasında kalmasını, psikolojik çıkmazlarını, arada sıkışıp kalmasını biz okuyucular da derinden hissederiz. Bunlar kitabın genel özeti. Benim kitapla ilgili en çok ilgilimi çeken iki tarafı oldu. Birincisi Zülfü Livaneli yazar ve karakteri arasında deneysel bir tarz kullanmış olması çok etkileyici olmuş. Bölüm sonlarında Sami Baran karakteri adeta rolden çıkıp bizimle (okurla ) konuşmaya başlıyor. Okur olarak yaşanan olayın kurgumu, yaşanmış bir olayın birinci ağızdan anlatımı mı ikilemi arasında kalıyoruz. Organik bir bağ kurmuş oluyor bizimle. ikincisi kitaba ismini veren Kedi metaforu.... Bence kitabın ana teması gibi. Romanda
Edebiyat
Bir Kedi, Bir Adam, Bir ÖlümZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202329bin okunma