Göğe Kadar Sen ~ Gizem Topak
.
Acilen ikinci kitabı okumamız lazım, yoksa bir arkadaş ölecekmiş arkadaşlar…
Göğe Kadar Sen ile aslında kitap olmadan önce tanışmıştım ve kitap olarak elime alıp okuduğumdan çok daha fazlasına tanık olmak inanılmaz iyiydi. Buram buram Karadeniz ve ayrılık kokan bir kitaptı.
Dağhan tam yedi yıldır memleketinden uzaktaydı. Memleketine, toprağına ve cebindeki bir resme bağlı bir askerdi. O şehirde büyük bir sevda ve büyük bir kalp kırıklığı saklıydı. Yıllar sonra acı bir kayıp, tekrar ayak basmayı planlamadığı yere götürdü onu.
Yaranın diğer tarafı ise orada, Artvin’de nefes alıp vermeye devam etmişti. Her adımda Dağhan’ı yaşamış, her adımda acısı katlanmıştı. Yıllar sonra yeniden karşılaşmak, onları bu duruma getiren olaylar zincirini öğrenmek ve büyük bir maceraya atılmak inanılmaz heyecanlıydı!
Dağhan’ın kızgınlığını ve katı duruşunu anlıyor ama kalbim de kırılıyor okurken. Zülal öyle bir cehennemde ki ablaları onun büyük bir şansıydı. Dağhan ile yıllar sonra tekrar karşılaşıp onu o köprüye çağırıp gerçekleri anlatmak istediği sahnede ve sonrasındaki hüsranında kalbim çok kırıldı. Zülal’e sarılmak, acısını paylaşmak istedim. Ama sonrası…
Kitapta aksiyon, yıllara meydan okuyan sevda ve intikamla dolu sahneler asla bitmiyor.
Dağhan ve Zülal’in geçmiş hesaplaşması, geçmeyen, azalmayan duyguları ve yan karakterlerle olan sahneleri inanılmaz iyiydi. Özellikle Hızır Ali favorim dostlar O kadar keyifli bir karakter ki bayıldım! Dağhan ve Hızır Ali’yi shipledim resmen
Deccal bir baba var ki nefret ettim. Asla Zülal ve ablalarını hak etmeyen bir pislikti. Bir insanın bu kadar çamura bulanmış olmasını aşamıyorum.
Kitabın Artvin kısmı ayrı, Iğdır kısmı ve karakterleri ayrı güzeldi. Ama tüm bunlarla beraber karakterlerimizin zekice planları derken