7/10
·208 syf.··
2026 22. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 22:44
Bu sitede görüp okuma listeme aldığım bir kitaptı. Kitap kulübümüzde de oylamaya sunuldu, birlikte okumaya karar verdik. Başka başka mecralarda da karşıma çıktı öncesinde. Şu an okuyup bitirdim. Çok beğendim mi? Hayır. Yani aslında kitap insanın babasını kaybetmesini ve bunun hissettirdiklerini işliyor. Hassas ve duygusal bir konu ama ben yazarın yazarlık meziyetlerini çok da sevmedim. Konu insanı illaki etkiliyor ama üslup, akış pek de aman aman değil. Bu kitaptan bana kalan en önemli şey 166. sayfadır, o sayfada ben kendimi gördüm. Babam, ben ve babamın bana küçükken hissettirdiği bazı şeyler. Okulda millet patır patır dökülürken takdir alan ben, babamdan "Niye teşekkür almadın?" tepkisini almıştım. En iyisini bile yapsam hep eleştirilecek bir şey bulmaya çalışıyordu sanırım.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,7bin okunma
6/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2026 109. kitabı
Her serinin bir karakoyunu olur. Bu serinin ki de bu oldu. Maalesef ki. Kitap en başından beri bir hayal kırıklığı oldu. Bu kitap 1.5 kitap diye geçiyor. İçinde hem novella hem de 4. Kitap var. Alex’in uyanışından sonrasını anlatıyor. Ama Alex’in Seth’im Seth’im diye gezdiği 150 sayfa çok yorucuydu. Aynı şekilde Alex’in bu kadar güçlü bir karakter olup bir anda bu kadar sinmesi kötüydü. Ana karakteri dizi de çıkınca telefon görüşmesiyle var gibi gösterilir ya. Bu kitapta Seth’e onu yapmışlar. Yazar bir önceki kitapta bizi Seth’ten soğutmuştu. Ama şimdi Alex’in bakış açısıyla geri empati yaptırıyor ya sabır. Mitoloji kısmı bir kitapta daha ağır basıyordu. Ama her kitapta bir kayıp olmak zorunda mı cidden? Yazar bir tür kişisel travma yaratıyor üstümüzde. Tabii güzel kısımlar da vardı. Ama sonu da biraz tuhaf bitti. Cennet seni bekliyor nedir ya sabır? SPOILER??? Alex’in gördüğü öldüğü rüya büyük ihtimalle gelecek kitapta olacak ama yine doğar yani. Dizideki Supernaturel göndermelerine benzedi HLWŞGŞWĞVŞWŞŞF. Aidan ve Alex ilişkisi de sonunda oturdu. Ama bazı kısımlar saçma geldi ya. Alex’in sürekli babam babam diye gezmesi. Lea’nın ölmesi. Romvi’nin Ares çıkması şaşırttı mu hayır? Serinin son kitabını da yakında okurum.
ApollyonJennifer L. Armentrout · Dex Yayınevi · 2014823 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 181. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 03:22
"FERDENGEÇTİ ÇİÇEKLERİ" "Ferdengeçti çiçeği rüzgârda salınan eteklerindeki mor haleleri görebilmek için başını eğmek istedi. Ama alt tarafı bir çiçekti. Yapamadı. Eteklerindeki renkleri göremiyorsan, çiçek olmanın ne anlamı var?" Babam hiç bana vurmadı ama her vuruşunda kanayan bir yara gibiydi ruhum. Çocukluk yıllarında en güvende olmamız gereken yerdir ailemiz. Ama ya güvende hissettiğimiz liman, fırtınanın merkeziyse? Küçükken tanık olduğumuz ya da hedefi olduğumuz baba şiddeti, sandığımızdan çok daha derin yaralar bırakıyor. Peki, bu yaralar üzerine kalın yorganlar çekip "hiç yaşanmamış" gibi devam mı ediyor hayat? Sanmıyorum. Küçük bir kız çocuğu için babası, ilk kahraman, ilk koruyucu, ilk erkek ve ilk sınırları koyan figürdür. Onun sevgisi, güveni, sınırları hepsi bir dünya kurar o çocuğun zihninde. Ama baba şiddet varsa, bu dünya sarsılır. Ve o çocuk büyüdüğünde, o sarsıntı izleriyle hayata devam eder. Aile içi şiddet denilince akla pek çok başlık gelir ama yazar, belki de en çok göz ardı edileni, en çok "mahrem" sayılanı ele alıyor: Baba şiddeti ve babanın işlevi. Ne yazık ki toplumumuzda "baba" denildiğinde akla ilk gelen güç, otorite ve disiplin oluyor. Peki ya şefkat, güven, koruma ve sevgi? Eserde bu eksik kalan parçaya odaklanıyoruz. Ve bunu yaparken de yalnızca kuru bilgilerle değil; bilimsel verilerin ve yapılan araştırmaların ışığında hazırlanmış. Gerçek hayattan izler taşıyan kurgusal hikâyelerle, kadınların kalplerinde o günlerden kalan izleri de gördüğümüz dört hikâye; baba şiddetine uğrayan kadınlarla yapılan görüşmeler neticesinde şekillenmiş ve tamamen kurgusaldır. Ama bu kurgusallık, onları etkisiz kılmıyor. Aksine, her bir hikâye o kadar gerçekçi ve samimi ki, okurken "Bu benim komşum, bu benim arkadaşım, belki bu benim" demeden edemiyoruz.
Edebiyat
Ferdengeçti Çiçekleri - Baba Şiddeti ve SonrasıAzize Nilgün Canel · Pinhan Yayıncılık · 095 okunma
9/10
·280 syf.··
2026 40. kitabı
Çok sevdiğim bir yazar olan Jean-Christophe Grangé’nin otobiyografik romanı Ben Şeytanın Oğluyum’u okurken, o usta kalemin arkasındaki karanlığı ve ilham kaynaklarını da görme fırsatı buldum. Meğer Grangé gerçekten bir “şeytanın”, bir diablonun oğluymuş. Okurken böyle bir babaya sahip olma fikri bile tüylerimi diken diken etmeye yetti. Kitap, bir kadının üç kar maskeli adam tarafından kaçırılıp mezarlığa götürülerek canlı canlı gömülmeye çalışılmasıyla başlıyor. Grangé olayı tüm çıplaklığıyla anlattıktan sonra şu cümleleri kuruyor: “Ah, az kalsın unutuyordum! Soluğu tükenmiş genç kadın benim annem. Kar maskeli şeytan, benim babam.” Sanırım bu birkaç cümle bile nasıl bir hikâyeyle ve nasıl bir insanla karşı karşıya olduğumuzun en güçlü kanıtıydı. Grangé’ye yıllardır her röportajında sorulan o meşhur soru: “Bu korkunç fikirler aklınıza nereden geliyor?” İşte bu kitap biraz da o sorunun cevabı.Okuyanlar bilir ki Grangé’nin romanlarında sıkça karşımıza çıkan o geçmişin gölgeleri, travmalar, aile bağları ve kötülüğün kökeni gibi temaların aslında nereden beslendiğini görüyoruz burada.Onun kurgularını şekillendiren karanlığın kaynağı, sandığımızdan çok daha gerçek ve çok daha sarsıcıymış meğer. Kitap boyunca bir yandan Grangé’nin çocukluğuna ve ailesine tanıklık ederken, diğer yandan eserlerine farklı bir gözle bakmaya başlıyorsunuz. Okudukça bazı romanlarındaki karakterlerin, korkuların ve saplantıların izlerini fark etmek mümkün. Kitap hakkında çok fazla detaya girmek istemiyorum çünkü etkisinin büyük kısmı, okurun bu hikâyeyi adım adım keşfetmesinde yatıyor bence.Büyüyü bozmak istemem. Ancak şunu söyleyebilirim ki; çok sevdiğim bir yazarın hayat hikâyesini okumak beni beklediğimden daha fazla duygulandırdı. Sayfalar ilerledikçe içime garip bir hüzün çöktü. Bir
Ben Şeytanın OğluyumJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 0165 okunma
Tam bir aile dramı..
Puan vermedi·224 syf.··
2026 63. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 23:41
Aynı evde, aynı anne babayla büyüyen çocuklar birbirlerinden nasıl bu kadar farklı yetişkinler olabilir? Yaşadıkları olaylardan her biri nasıl bu kadar farklı etkilenebilir? Yazarın tarzını Türkçe’ye çevrilmiş 3 kitabını da okuduktan sonra çözdüm sanırım; “aile dramı” üzerine söyleyecek çok sözü var. Bu kitabı okuduklarım için de beni en yoranıydı. Favorim hala “Malma İstasyonu”. Kitap annelerinin ölümüyle tekrar bir araya gelen 3 kardeşi anlatıyor. Öykü bir çocukluk zamanlarına, bir de annelerinin cenazesinin olduğu zamana giderek farklı iki zaman diliminde anlatılıyor. Zor geçirilen bir çocukluk, ailenin çocuklara karşı umursamaz tavırları, çocukların bu tutum karşısında hayatta kalma mücadelesi. Her biri ayrı yaralı, her biri ayrı yerinden yaralı. Hikaye ortanca çocuğun ağzından anlatılıyor, anne ve babası için annem ya da babam asla demiyor hiçbir iyelik eki kullanmıyor. Bu bile ebeveynlerinin hayatını ne kadar etkilediğinin ispatı niteliğinde. Kitaba puanım 6/10, yazarın öncelikli olarak diğer kitaplarını okuyun • • #alexschulman #hayattakalanlar #neokudum #kitapönerisi #kitapokumakgüzeldir
Hayatta KalanlarAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20252,190 okunma
Yas.
10/10
·208 syf.··
2026 5. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 20:46
Bahçıvan ve Ölüm Bazı kitaplar var ki bitse bile hayatımızın bir köşesinde sizinle beraber yaşamaya devam eder. Bahçıvan ve Ölüm benim için öyle bir kitaptı işte. Aslında kitabın başında yazar bize babasının öldüğünü söylüyor ama hikaye de tam burada başlıyor. Çünkü bu kitap ölümden çok ölümden sonra tutulan yası ve kaybın verdiği boşluğu anlatıyor. Kitap boyunca yazarın babasıyla olan anılarına, özlemine ve yasına tanıklık ediyoruz. Zaman zaman kitabı bırakıp uzun uzun düşündüm, ölümü düşündüm, sevdiklerimi düşündüm, onları kaybetseydim ne yapardım bu kayıpla nasıl başa çıkardım diye düşündüm. Kitabın ilk cümlesi beni çok etkiledi "Babam bahçıvandı, şimdi bir bahçe." Kitabı bir cümleyle anlatmış resmen. Beni en çok sarsan bir diğer cümle de şuydu: "Siz olmadan nasıl yaşayacağım, nasıl öleceğim, nasıl ölümde kalacağım sonsuza dek!" Bu cümle ölüme başka bir pencereden baktırıyor çünkü ölüm sadece geçmişten ayrılmak değildir aynı zamanda yaşamayacağı gelecekten de ayrılmak demektir. Bir gün torunlarını göremeyecek olmanın, diktiğin ağacın meyve verdiğini göremeyecek olmanın hüznüdür. "Bizi çocuk olarak hatırlayan son kişi de gittiğinde hala var olduğunu söylenebilir mi?" demiş yazar kitabın arka kapağında son cümle olarak. Bu sorunun kesin bir cevabı yok belki ama ben kitabı okurken dünyanın ne kadar küçük, hayatın ne kadar geçici olduğunu bir defa daha anladım. Kitabın sonunda yazar "Babam öldü ne yapacağımı bilmiyorum." diyor sanırım yas biraz da bu sevdiğin birini kaybetmene rağmen hayata devam etmek zorunda kalıyorsun ama ne yapacağını bilmiyorsun. Kitap beni zaman zaman ağlattı, zaman zaman susturdu, zaman zaman hayatı sorgulattı. Bu kitabı kalbimde nereye koyacağımı bilmiyorum ama benim için hep özel bir kitap olarak kalacak...
1000Kitap
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,7bin okunma