*HİCRET - 3* *Karısını dul, çocuklarını yetim bırakmak isteyen varsa önüme çıksın* Bu arada Hazret-i Ömer bir gün kılıcını kuşandı, yanına oklarını ve mızrağını alıp Kâbe'yi açıkca tavâf etti. Orada bulunan müşriklere yüksek sesle şunları söyledi: "İşte ben de dînimi korumak için Allah yolunda hicret ediyorum. Karısını dul, çocuklarını yetim bırakmak, anasını ağlatmak isteyen varsa önüme çıksın." Böylece Hazret-i Ömer ve yanında yirmi kadar Müslüman güpegündüz açıktan Medîne'ye doğru yola çıktılar. Onun korkusundan bu kâfileye hiç kimse dokunamadı. Daha sonra Eshâb-ı kirâmdan diğerleri de hicrete devâm ettiler. Bu arada Hazret-i Ebû Bekr de hicret için izin istedi. Resûlullah efendimiz "aleyhissalâtü vesselâm"; *"Sabreyle. Ümidim odur ki; Allahü teâlâ bana da izin verir. Berâber hicret ederiz."* buyurdu. Hazret-i Ebû Bekr; "Anam babam sana fedâ olsun. Böyle ihtimâl var mıdır?" diye sordu. Resûlullah da; *"Evet vardır."* buyurunca sevindi. Sekiz yüz dirhem vererek hemen iki deve satın aldı. Beklemeye başladı. Nihâyet Mekke'de Peygamber efendimiz, Hazret-i Ebû Bekr, Hazret-i Ali, fakirler, hastalar, ihtiyarlar ve müşriklerin hapsettiği kimseler kaldı. Diğer taraftan Medîneliler (Ensâr), hicret eden Mekkelileri (Muhâcirleri) çok iyi karşılayıp, misâfir ettiler. Aralarında kuvvetli bir birlik meydana geldi. Resûlullah'ın da hicret edip, Müslümanların başına geçeceği ihtimâliyle Mekkeli müşrikler telâşa kapıldılar. Mühim işleri görüşmek için bir araya geldikleri Dârünnedve'de toplandılar, ne yapacaklarını konuşmaya başladılar. Bu toplantıya şeytan da "Şeyh-i Necdî" yâni Necdli bir ihtiyâr kılığında, düzgün kıyâfetli olarak katılmıştı. Çeşitli teklifler öne sürüldü. Hiç biri beğenilmedi. Kendisine söz verilen Şeyh-i Necdî kılığındaki şeytan onlara; "Sizin
Alıntı
Ben babasız büyüdüm, bir babam olduğunu biliyordum ama nerede olduğunu, ne yaptığını, neden ortadan kaybolduğunu bilmiyordum. Üzerimde asılı bu boşluk benim için müthiş bir üzüntü kaynağıydı. Öğretmenin verdiği "baba" konulu kompozisyonlarda ne yazabilirdim? Uyduruk masallar anlatmaktan başka çarem yoktu. Bir keresinde -büyük elleri olduğunu anımsadığımdan-uzun parmaklarıyla daktilo yazan bir kişi olduğunu anlatmıştım. Sonraki bir dönemde her gece onun gizli ajan olduğuna ilişkin kesin hayallerimle uyuyakaldım, çünkü ancak böyle bir görevin ağırlığı ve önemi yüzünden insan çocuklarından uzak kalabilirdi. Günün birinde zaferle dönecek ve artık hep yanımızda kalacaktı. Evlatlık edinilmiş çocukları çoğu zaman ergenlikte esir alan sıkıntıyı ya da kimsesiz çocukların içlerinde büyüdükleri gurur kırıcı mutsuzluğu göz önünde bulundurmamak mümkün mü? Var Olan Ada
Kitap Alıntısı
Reklam
Kardeşim bombok konuşup kahvaltımı sen hazırla dedi. Babam da benim kızım senin hizmetçin değil elin var ayağın var kalk hazırla ye dedi. Ulaan babacım akşama en sevdiğin tatlıyı yapıcammm🤭😁
Bir bardak suya boşanan diyenlere...
Kadının evde iş yapması demek bir erkeğin ayak işini özel yapmak zorunda olduğu anlamına gelmez. 1 bardak suyu isteyen ayakkabısını sildirtiyor. Yetmiyor. Elde yıkanacak bir küçük parça minik eşyasını bile sana kitliyor. Yetmiyor. Yatağını yapmıyor eğer ayrı odada uyumak istiyorsa. Bu da yetmiyor. Zaten yapılmış yemeği sen başka odadayken bir tabağa koyup yiyemiyor. Hadi, onları koydun önüne! Bu kez "bu eksik, şu eksik" diyip iki adım ötesindeki şeyi de kendi istiyor. Bunları babam benden istiyor. Evli olmasam da evli kadınların neden 1 bardakla boşandığını anlıyorum. O bir bardak değil. Sürekli suyu senden genelde istiyor. Bir sürü ayak işi istiyorlar. Peki, ben neden çekip gitmiyorum? Çünkü babam. Biyolojik bağım var. Ama elin adamı sırf para kazanıyor diye her ayak işini bir kadına yaptıramaz. Kadın ev hanımıysa yemeği yapar. Evi temizler. Çocuğa bakar. Gerisi erkekte. Kendi kişisel işlerini de yapsın. Bebek değil. Babam, erkek kardeşim ense traşını da benden istiyor. Elin adamı istese sürekli mesela yapmazdım. Gidip kuaförde yaptır biraz da derdim. Hiçbir kadın sırf çalışmıyor diye biyolojik bir bağı falan da yoksa arada katlanmak zorunda değil. Ben aileme bile kısa süreliğine katlanıyorum. Uzun vadede değil. Bunlar kadının işi değil. Aşk falan hikaye. Ben kan bağına bakarım. Kan bağımın olmadığı bir adamın eli kolu tutuyorsa kendi kişisel işini yapar. Felç falan veya hasta da değilse paşa paşa işini yapacak. Erkek bir eş eve para getiriyor ama kadının kişisel işini yapmıyor. Genel eve para getiriyor. İşte kadınlar da ev hanımıysa evde çalışır ama erkeğin ayak işini yapmak zorunda değil çünkü erkekte onun ayak işini yapmıyor.
1000Kitap
Çünkü her tarafı gece olan bi kadını ışıkları kapatarak korkutamazsın… Ruhunu Satan Kadın Mustafa Görgüç Ben isterdim ki bu hayata her zaman mavi bakayım... Sarsıntı Mustafa Görgüç Bazı sırlar belki de her zaman sır olarak kalmalıydı. Sarsıntı Mustafa Görgüç Ulan kıyafete göre adam veya kadın muamelesi yapan bir milletten ne bekleyebilirsiniz… Ruhunu Satan Kadın Mustafa Görgüç Neden aynaya yumruk attın çünkü beni bir bütün olarak gösteriyordu. Oysa ben paramparçaydım Sarsıntı Mustafa Görgüç İki biradan sonra herkes sever, sen beni kahvaltıda sev Ruhunu Satan Kadın Mustafa Görgüç
Duygu ve Düşünce

Apsuva.

@Hkla
·
Yastığınızı ısırıp ağlarken sizi ağlatan insanın götünü dönüp uyuması nereden bakarsan bak, adaletsizliktir.
Güzel bir şey düşün dediler Ben de annem, babam ve kardeşlerimle birlikte Kahvaltı yapıp güldüğümüz bir sabah düşündüm.
1000Kitap
Reklam
Reklam