Avangard, İsyan ve Üslûp*
Besim F. DELLALOĞLU** * 9-10 Mayıs 2008’de Galatasaray Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi ile İstanbul Psikanaliz Derneği’nin ortaklaşa düzenlediği “Gençlik ve Başkaldırı” başlıklı sempozyumda bildiri olarak sunulmuştur. ** Doç Dr. Galatasaray Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Özet: Avangard, isyan ve üslûp arasında çok güçlü bir ilişki vardır. Hem kavramsal olarak hem de tarihsel olarak avangard her zaman isyan ve üslûba yakın olmuştur. Bu yazıda, bu kavramlar arasındaki ilişkiler tartışılmaktadır. Ayrıca, Franz Kafka ve Fernando Pessoa örnekleri üzerinden, melankolik avangard ve şizofrenik avangard kavramları önerilmektedir. İzin verirseniz ben bugün somut olmaktan çok soyut bir isyandan söz etmek istiyorum. Dolayısıyla 68’den değil, ama onu da kapsama alanı içine alabilecek olan avangard kavramından bahsetmek istiyorum. Yani tarihsel olmaktan çok, kavramsal bir açıdan konuşmak istiyorum. Bunun da iki temel nedeni olabilir. Birincisi bir itiraf. Mesleki deformasyon. Felsefi bir dilden konuşurken sürekli olarak kavramsallaştırma eğilimi taşımak gibi. İkincisi ise bir umut. Çünkü kavramsal bir avangard, tarihin koşullarından en azından göreli bir özerkleşmeyi ve dolayısıyla imkânsızı hâlâ ve hep imkânın ufkunda tutabilmeyi işaret eder sanki. Avangard’ın kendisi bir metafor zaten. Askerî bir kavram. Bir ordunun öncü birliklerini ifade ediyor. Bir askerî gücün en nitelikli, en zinde, en cesur, en yiğit, en gözüpek, en fedakâr birliklerini anlatıyor. Ondokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından itibaren öncü sanat akımlarını eğretiliyor. Askerî ve estetik anlamda avangard savunmadan çok hücumu ifade ediyor. Ya da en azından savunmaya geçmeden hemen önceki ânı. Askerî olanla estetik olanın imkânsız ortalaması siyaset belki de. Avangard aynı zamanda çok
Joseph Stalin (d. 18 Aralık, 1878, Gori, Gürcistan, Rusya İmparatorluğu - ö. 5 Mart 1953, Moskova, Rusya, SSCB), Sovyetler Birliği Komünist Partisi'nin genel sekreteri (1922-53) ve Sovyet devletinin başbakanı (1941-53) olarak çeyrek yüzyıl boyunca Sovyetler Birliği'ni diktatörce yönetmiş ve onu büyük bir dünya gücüne dönüştürmüştür. Sovyet diktatör Joseph Stalin, ölümünden önceki çeyrek yüzyıl boyunca muhtemelen tarihteki diğer tüm figürlerden daha fazla siyasi güç kullanmıştır. Stalin, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'ni sanayileştirdi, tarımı zorla kolektifleştirdi, yoğun polis şiddetiyle konumunu sağlamlaştırdı, 1941-45 yılları arasında Almanya'nın yenilmesine yardımcı oldu ve Sovyet kontrolünü Doğu Avrupa ülkelerini de kapsayacak şekilde genişletti. Sovyet totalitarizminin baş mimarı ve yetenekli ama olağanüstü acımasız bir teşkilatçı olan Stalin, bireysel özgürlüğün kalıntılarını yok ederek bireysel refahı teşvik etmede başarısız olsa da muazzam bir askeri-endüstriyel kompleks oluşturdu ve Sovyetler Birliği'ni nükleer çağa taşıdı. Stalin'in biyografisi, kahraman bir Bolşevik çocuk komplocu ve Sovyetler Birliği'nin kurucusu Lenin'in sadık bir takipçisi olarak hünerlerini abartan, Sovyetler tarafından yayılan yalancı bir "efsane" tarafından uzun süre gizlendi. Stalin en parlak döneminde evrensel bir deha, "parlayan güneş" ya da "yaşamın kaynağı" ve ayrıca "büyük bir öğretmen ve dost" (özellikle de en acımasızca zulmettiği toplulukların) olarak selamlandı; hatta bir keresinde Rus Ortodoks Kilisesi'nin bir metropoliti tarafından alenen "Babamız" olarak anıldı. Büstleri, heykelleri ve ikonları aracılığıyla geniş bir görsel propaganda elde eden diktatör, özel hayatında muhtemelen küçümseyerek baktığı fanatik bir kültün nesnesi haline geldi. İlk Yılları Stalin
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
MARX VE ENGELS ARASINDAKİ YAZIŞMALAR
V. İ. Lenin Komünizmin Kurucularından Biri Olarak Engels Bilimsel sosyalizmin ünlü kurucularının yazışmalarının çoktandır ilan edilmiş olan basımı nihayet yayınlandı. Engels vasiyetinde, [yazışmaları-ÇN] yayınlamakla Bebel ve Bernstein'ı görevlendirmişti ve Bebel ölümünden kısa süre önce kendi bölümünün redaksiyon çalışmasını bitirmiştir. Birkaç hafta önce Stuttgart'ta Dietz Yayınevinden çıkan Marx ve Engels arasındaki yazışmalar, dört büyük cildi kapsıyor. Ciltler, 1844'den 1883'e kadarki muazzam zaman dilimini kapsayan, Marx ve Engels'in toplam 1386 mektubu içeriyor. Redaksiyon çalışmasını, yani çeşitli dönemlere ait mektuplara ön- söz yazılmasını, Ed. Bernstein üstlendi. Bekleneceği gibi, bu çalışma gerek teknik, gerekse de düşünsel bakımdan doyurucu değil. Aşırı oportünist görüşlere doğru o üzücü ünlü "evrimi"nden sonra Bernstein'ın, baştan sona devrimci ruhla dolu olan bu mektupların redaksiyonunu üstlenmemesi gerekirdi. * Bernstein'ın önsözleri kısmen içerikten yoksun, kısmen düpedüz yanlış örneğin, Lassalle ve Schweit- zer'in Marx ve Engels tarafından açığa çıkarılmış oportünist hatalarının tam, berrak, açık karakterizasyonu yerine şöylesi eklektik lafız ve çıkışlarla karşılaşılıyor: "Marx ve Engels'in Lassalle'in politikasını daima doğru değerlendirdikleri haklı olarak reddedilebilir" (Cilt III, s. XVIII) ya da taktiklerinde Liebknecht'e nazaran Schweitzer'e "çok, daha yakın" oldukları (Cilt IV, s. X). Bu çıkışlar, oportünizmi örtbas etmek ve şirin göstermekten başka hiçbir şey içermiyor. Ne yazık ki bugünün Alman sosyal-demokrasisinde, Marx'ın birçok hasmına karşı ideolojik mücadelesine eklektik yaklaşım gittikçe yaygınlaşıyor. Teknik bakımdan şunu söylemek gerekir ki, 4 cildin hepsi için tek fihrist doyurucu biçimde düzenlenmemiş (örneğin Kautsky ve Stirling
DİYALEKTİK YÖNTEM / STALİN
«Var olan her şey... sadece herhangi bir hareket sayesinde vardır, yaşar... Biz, üretici güçlerin büyümesi, toplumsal ilişkilerin parçalanması sürekli hareketi içinde yaşıyoruz...» Karl Marx Marksizm, yalnızca sosyalizmin teorisi değil, kendi içinde kapalı bir dünya görüşü, Marx’ın proleter sosyalizminin mantıksal olarak çıktığı felsefi bir sistemdir. Bu felsefi sisteme diyalektik materyalizm denir. Bu nedenle, Marksizmi açıklamak, aynı zamanda diyalektik materyalizmi de açıklamak demektir. Bu sisteme niçin diyalektik materyalizm deniyor? Çünkü yöntemi diyalektik ve teorisi materyalisttir de onun için. Diyalektik yöntem nedir? Toplumsal yaşamın sürekli bir hareket ve gelişme halinde bulunduğu söylenir. Bu doğrudur: Yaşam değişmez ve donmuş bir şey- olarak görülemez, hiçbir zaman aynı basamakta kalmaz, sonsuz hareket içindedir, sürekli yokoluş ve oluş halindedir. Onun için yaşamda daima yeni ve eski, gelişen ve ölen, devrimci ve karşı-devrimci vardır. Diyalektik yöntem yaşama, gerçekte nasılsa öyle bakılması gerektiğini söyler. Yaşamın sürekli hareket halinde olduğunu gördük, onun için bizim yaşama, hareketi içinde bakmamız ve şunu sormamız gerekir : Yaşam nereye doğru gidiyor? Yaşamın sürekli bir yokoluş ve oluş resmi sergilediğini gördük, onun için görevimiz, yaşamı yokoluşu ve oluşu içinde görmek ve şunu sormaktır. Yaşamda ne geçip gidiyor ve ne doğuyor? * Yaşamda doğup günbegün büyüyen şey yenilemez ve İleriye doğru hareketinde durdurulamaz. Bu şu demektir : Örneğin, eğer yaşamda sınıf olarak proletarya doğuyor ve günden güne gelişiyorsa, bugün henüz zayıf -ve sayıca küçük de olsa, sonunda yenecektir. .Niçin, Çünkü o büyüyor, güçleniyor ve ilerliyor da onun için. Tersine yaşamda eskiyen ve mezara doğru giden, bugün bir dev kuvveti gösterse bile, kaçınılmaz olarak
Lenin Seçme Eserler Cilt: 1
VLADİMİR İLYİÇ LENİN 1870-1924 Kısa Bir Biyografi ULYANOVLAR- SİMBİRSK -KAZAN -SAMARA Marx ve Engels'in eserini devam ettirmiş olan, devrimci proletar­yanın üstün dehası, Bolşevik Parti'nin ve Komünist Enternasyonal'in kurucusu ve lideri, dahiyane politikacı, Marx'tan sonraki. dönemde Marksizmin büyük teorisyeni, ekonomist ve filozof, olağanüstü yazar ve konuşmacı Vladimir İlyiç Lenin 22 (10) Nisan 1870'de, Volga kıyısındaki Simbirsk kentinde (Şimdi Ulyanovsk), okul müfettişi İlya Nikoloyeviç Ulyanov'un oğlu olarak doğdu. Lenin, Vla­dimir İlyiç Ulyanov'un, ilk kez 1902'de "Ne Yapmalı?" kitabında kul­landığı, yazımsal takma adıydı. V .İ. Ulyanov tarihe de, tüm ezilenlerin ve sömürülenlerin mücadelesinin sembolü haline gelmiş olan bu ad altında geçti. Astrahan kentinde bir küçük-burjuva aileden gelen Lenin'in babası (doğumu 1831), Kazan'da üniversiteyi bitirdikten sonra uzun süre, Pensa ve Nijni-Novgorod orta okullannda matematik ve fizik öğretmeni olarak çalıştı, sonra 1869 yılında Simbirsk vilayeti okul­lannın müfettişlik görevini aldı ve nihayet 1874 yılında bu okulların yöneticiliğine atandı. Halk eğitimi alanında olağanüstü işler. yaptı, işine tüm ruhuyla bağlıydı ve tüm Volga bölgesinde pedagog ve okul organizatörü olarak herkesçe tanınıyordu. 1886 yılında, Lenin henüz liseye·giderken öldü. Lenin'in annesi -Maria Aleksandrovna Blank (doğumu 1835}--, olanakları kızına tam bir eğitim sağlamaya el vermeyen bir doktorun kızıydı. Kendisini tümüyle ailesine ve çocuklarının eğitimine ada­mıştı. Tüm oğulları ve kızları -erkenden (1891) ölen Olga hariç­ deyrimci oldular: 'Aleksander "Halkın İradesi" partisinin yandaşıydı, Vladimir, Demertrius, Anna ve Maria Bolşevik oldular. Annesinden olağanüstü bir irade gücü ve karakter sağlamlığı miras almış olan Lenin, yaşamda çok
Genel Kültür, İdealizm, Materyalizm…
_Evrimsel Psikoloji_ _Beynimiz evrimleşiyor. Artık, mağara adamları gibi kadınların başına vurup saçlarından sürüklemek yerine kulaklarına güzel saçmalıklar, boş şeyler fısıldıyoruz. Çağ’a uyum sağlayamayan medeniyetsizler ise doğal seçilimle elenmeye başlıyor. _Evrimsel psikoloji, insanın sinir sisteminin doğurduğu davranışların evrimsel süreçlerin ürünleri olduğunu ileri süren bir ilkeler bütünüdür. İnsanın zihni ve davranışları bir takım tabii ilkeler doğrultusunda, rastgele değil belli bir amaca yönelik ve kendi içinde tutarlı şekilde oluşmuştur. İnsanın hangi psikolojik özelliklerinin, ne tür bir uyum geliştirdiğini, yani doğal seleksiyon veya cinsel seçilimin işlevsel sonuçlarını tespit etmeye çalışır. _Evrimsel psikologlar, insan davranışlarının birçoğunun, insanın atalarının yaşadığı çevre ve ortamlarda kendini tekrarlayan sorunları çözmek için evrilmiş olan psikolojik uyumların bir ürünü olduğunu savunurlar. _Erkek olarak bir yılda yüzlerce kadını hamile bırakabilme kapasitemiz varken kadınların bir yılda sadece bir kişiden genetik miras (çocuk) yapabilme imkanı olduğu için kadınlar seçici. Evrimin kadınlara dayattığı yılda bir kez çocuk doğurabilirsin o yüzden en sağlam güçlü adamı bul ve sakın ahlaksız olma. Eğer itibarsız bir kadın olursan tercih edilmeyebilirsin. Erkeğe, yürü koçum dilediğin kadar kadına sahip ol, en güçlü sensin. _Başarı, doğru eylemlerin sonucudur. _Evrimsel gerçeklik, ancak üreme ve hayatta kalma başarısına katkısı oranında önemlidir. Mantığımız, doğru olanı değil, uyum sağlayan kanıyı doğru bulmak üzere evrilmiştir. Hataların, geçmişte insanların hayatta kalma ve üreme başarısına sağladıkları faydalar dolayısıyla, günümüzde hâlâ var olan adaptif eğilimlerden kaynaklandığı”dır. __ _Çekicilik_ _Güzelliğin, bilimin inandığının aksine
Cumhuriyetin 100. Yılı