Oysa kaybolandan geriye tek kalan, dünü, bugünü ve yarını yutup yok etmeye yeminli, devasa bir şüpheler girdabıdır. Bu girdabın laneti bir kez dile geldi mi sadece giden değil, kalanlar da kayıplara karışır. Dün bile ihanete teşnedir, kalleştir, yalancının dik alasıdır. Durmadan şekil değiştirir ve her tahayyülde yeni baştan yazılır. Akı karadan, hakikatı yalandan ayıramaz hale gelirsin, etrafın tekinsiz gölgeler tarafından kuşatılır. Kalbin ağırlaşır, nefesin daralır. Sen kaybın karanlığını aydınlatacağına, kayıp seni kendi karanlığına çekip alır. İşte bu yüzden, feci bir sondan daha fecidir sonlanamadan gözden kaybolmuş, yarım hikayeler. Birini kaybetmemiş, aramamış, dönüp dönmeyeceğini bilmeden umarsızca beklememişler, bu ıstırabın ne demek olduğunu bilemezler.