Ama Anne, Lowell'ın ne dediğini biliyorsun: 'Başarısızlık değil, düşük hedef belirlemek suçtur' Hiçbir zaman tam anlamıyla başarılı olamasak bile ideallerimiz olmalı ve onlara göre yaşamaya çalışmalıyız. Onlar olmadan hayat berbat bir hal alırdı. Onlarla birlikte muazzam ve harikadır. İdeallerine sımsıkı tutun Anne. "
İnsan yaradılışı kusurludur. En parlak yıldızların bile üzerinde lekeler vardır. Miss Scatcherd'inki gibi gözler yıldızların parlaklığını görmezler de ancak bu ufak tefek lekeleri seçerler.
"Biz, hepimiz, sürekli değerli bir şeylerimizi kaybediyoruz," dedi zil sesi kesildikten sonra. "Önemli fırsatları, olasılıkları, bir daha yerini asla dolduramayacağımız duyguları. Hayatta olmanın bir anlamı da bu işte. Fakat kafamızın içinde, ben kafamızın içinde olduğunu sanıyorum, öyle şeyleri bellek haline getirebilmemiz için küçük bir oda var. Herhalde, kütüphanenin depo kısmı gibi. Dahası, bizler kendi yüreğimizin ne durumda olduğunu doğru şekilde takip edebilmek için, sürekli arama kartları yapmak zorundayız. O odayı temizlememiz, havalandırmamız, çiçeklerine su vermemiz de gerekiyor. Başka bir deyişle, sen sonsuza kadar kendi kütüphanende yaşayacaksın."
Onsuz yaşamaktan korktuğumu fark ettim. Benim hayatımı yıkmaya ne hakkın var, demek istiyordum. Benim senin hayatının üzerinde hiçbir şey söylemeye hakkım yokken bunu yapmaya ne hakkın var?
Ama bir söz vermiştim.
Ona sarıldım. Will Traynor, parlak şehir çocuğu, dalgıç,sporcu, gezgin, sevgili. Onu yakınımda tuttum ve hiçbir şey söylemedim. Aslında sessizce sevildiğini söylüyordum. Ah hem de ne kadar çok sevilmişti!
"Ne var biliyor musun?"
Bütün gece yüzüne, göz kenarlarıdaki kırışıklıklara, boynunun omuzlarında birleştiği yere bakabilirdim. "Neymiş?"
"Bazen sabahları uyanmak istememin tek nedeni sen oluyorsun Clark."