Evvel Refik, bade'l Tarik
Hayata Dair
Harabi
Ne çare zahida Kızılbaş olduk Da'ima bade-yi gülfam süzeriz Bezmimize mahbub bir saki bulduk Anın içün böyle sarhoş gezeriz Bektaşiyiz yahu etmeyüz inkâr Ne mahz söylenir dillerde her bar Bizlere bir mahbub olursa şikâr Kırk kişi ile anı heman düzeriz HARABİ nedir bu melâmet hali Efsane söyleyüb uzatma kali Zahid ağzı bizce torba misali Çekince yuların ağzın büzeriz.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ben, sadece bir kez bana bakıp gülümsemesine kanacak kadar ona inanmak için çok çabaladım. Çünkü kusurlarını bir kez görseydim, ona artık eskisi gibi bakamazdım. Ne var ki, onun hayatındaki öncelikler arasında bile olamadım. Gururumu hiçe sayıp yanına gelsem de, o bana hiçbir zaman benim ona baktığım gibi bakmadı. Hasta oldum, üzüldüm, ağladım; ama o zamanlarda bile benim dışımda herkes onun için daha önemliydi. Belki de en çok canımı acıtan şey, onu bu kadar severken benim için aynı duyguları taşımamasıydı. - Bade Nur
Duygu ve Düşünce
Aşık oldum.Gazel yaktım. Bengüyle bade içtim. Sakilere çok aldandım. Sıhhatım marazlandı. İtikatım belli değil. Artık ben muammayım. -FUZULİ
İstekle değil içtiğimiz bade velakin Derd-i ateşi zehr ile söndürmek içindir Mey neş’eye de keyfe de mahsus değildir. Erbâb-ı gamı belki tez öldürmek içindir. Hacı Hayri Bey İçiyoruz ama bakma neşeden değil Derdi kederi tez öldürmek için
Maarif'in Yeni Tercümesi ve Editörlük Çalışmaları
Metinsel Restorasyon ve İrfani Dilin Yeniden İnşası: Seyyid Burhâneddîn’in Ma‘ârif Tercümeleri Üzerine Metodolojik ve Eleştirel Bir Mukayese Bu makalede, tasavvuf tarihinin en cezbeli ve aforizmatik metinlerinden biri olan Seyyid Burhâneddîn Muhakkik-i Tirmizî’ye ait Ma‘ârif’in iki farklı Türkçe tercümesi; dönemsel dil politikaları, terminolojik sadakat, nazım estetiği, metin tenkidi metodolojisi ve dramatik anlatı teknikleri açısından karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Abdülbâki Gölpınarlı tarafından 20. yüzyılın ortalarında üretilen öncü nitelikteki literal çeviri ile yeni neşre hazırlanan tercüme metinleri; ontolojik, hermeneutik ve lirik katmanları aktarma kabiliyetleri açısından masaya yatırılmıştır. Çalışma, bir klasik metnin yeniden çeviri süreçlerinde uğradığı semantik dönüşümü ve kayıp-kazanım dengesini kuramsal bir zeminde temellendirmeyi amaçlamaktadır. 1. Yeniden Çeviri Paradigması ve İki Ufuk Klasik Türk-İslam düşüncesinin irfani metinlerini modern bir dille yeniden buluşturmak, yalnızca bir lügat eşleştirmesi değil, metnin doğduğu batıni uzamın sentaktik (sözdizimsel) ve kavramsal olarak yeniden inşasıdır. Seyyid Burhâneddîn'in Ma'ârif'i; parça parça coşkulu yapısı, manzum geçişleri, sembolik hicivleri ve yoğun ayet atıflarıyla mütercim için çetin bir filolojik sınava dönüşmektedir. Abdülbâki Gölpınarlı çevirisi, metni Türkçe okura ilk kez sunan tarihsel bir kutup çalışma olmakla birlikte, dönemin egemen dil politikalarının getirdiği "Öztürkçeleştirme" ve rasyonalizasyon refleksi nedeniyle tasavvufi ıstılahların dikey metafizik anlam alanını yer yer düzleştirmiştir. Yeni çeviri paradigması ise Gölpınarlı’nın filolojik mirasını bir basamak olarak kullanıp metne teknik terminolojisini, manzum musikisini, metaforik canlılığını ve anlatısal tansiyonunu
Edebiyat