20'li yıllar ile 34 senesinde yazdığı yazılar arasındaki Türkçe farkı ve kendisinin de değindiği dilin değişmesi, "yürümesi" gözler önüne seriliyor. Büyük şair, zoru başarır. İnsanı anlatmaktan çok insanca duyguları yansıtır şiirlerinde. Erken dönem Nazım Hikmet şiirlerini bulabilirsiniz bu kitapta.
“Futbol potinlerim
Kurşunkalemimden öğrendiler bu sanatı,
O kurşunkalemim ki
9 deliğinizden vücudunuza her tıktığı mısra' İşkembenizde taş!..
Şairiz be Şairiz dedik ya be arkadaş!”
dün gece bir iş yüzünden
Beyoğlunda kalıp; erkenden, ilk vapurla, 6,30 vapurile Kadıköyüne geçmek istediğimde daha candan, daha yakından anladım ...
6,20 de Köprünün Kadıköy iskelesine geldim ..
Yağmur çiseliyor, gök kapalı, ortalık alaca karanlık .. Kalabalık bir adam kümesi; çoluklu çocuklu, kadınlı, erkekli; köprünün Karaköy yakasında bekleşip duruyorlar. Bir böyle yığın da Eminönü yakasında varmış ...
Fransız işçi sınıfıyla onun beğenmediği pasaklı işler arasında kara bir astar teşkil etmek. Bu size ağır gelmiyor mu, 'Viyana Kapıları' edebiyatının çocukları?
Türk'üz, Türk kalacağız. Uygarlığımızı çağdaş ölçülerle
yeniden değerlendirmesini bileceğiz. Batılılık bu. Yoksa
yarım yırtık bir yabancı dil belleyip bir yabancı uygarlığın kuyruğu
na eklenmek değil. Baksanıza canım, İngiliz de, Alman da, Fransız da Batılı, biri ötekine benziyor mu?