Hangi Batı

Attila İlhan

Yorumlar ve İncelemeler

Hangi Batı - Atilla İlhan
9/10
·224 syf.··
2021 42. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2021 20:06
Bu metinler, solun içinden sola karşı yapılan bir protesto metinleridir aslında. Şair Atilla İlhan, Türk aydınına veryansın etmiş. Dedikleri şeyler, kırklı ve ellili yılların entelektüel sancılarını çekenler için yazmış; yani Batı karşısında afallayan Türk aydını için. Sadece kendi kuşağına değil, bütün Türkiye için yazmış bunları. Zavallı İlhan, yazdıkları şeylerin arasından elli yıl geçmesine rağmen, tespitlerinin güncelliğini görse, bu ülkeden ümidini keserdi herhalde. Bu Türkiye hâlen, evet hâlen, Batı karşısında aşağılık komplekslerine tutulmaya devam ediyor! Daha beteri nedir biliyor musunuz? Eski Türk aydınlarının çoğu, Batıcı olmasına rağmen, milli bir sentez üretememenin beceriksizliğinden utanç duyarlardı içten içe. Son yirmi yılın neo-liberal Türk aydınında ise, bu beceriksizlikten bir utanma da yok. Evet, şuanki Türk aydınları, hem yetersiz hem de yüzsüzdür, ve ahlâksızdır. Bunu belirtmeden geçemeyeceğim. Sözü uzatmadan Atilla İlhan'ın kitabına gelelim: Bizim aydınlarımız diyor, Atatürk devriminin milli karakterini unutup, Atatürk batıcılığını, Tanzimat'ın kozmopolit batıcılığı zannettiler. Halbuki diyor, Atatürk batılılaşmadan değil çağdaşlaşmadan yanaydı. O anki şartlar gereği batıya dönüldü, Atatürk aslen batıcı değil; milliyetçi, çağı yakalamış ve kalkınmış bir Türkiye'den yanaydı diyor anladığım kadarıyla. Ve devamında diyor ki, sözde Atatürkçü aydınlar, Atatürk'ün devrimci ve halkçı karakterinden ilham alıp endüstirileşmeyi gerçekleştirselerdi, Türk kültürü ile Batı kültürü arasından yeni bir sentez (bileşim) çıkabilirdi diyor. Kitabının ana fikri bunlar. Tabi Atilla İlhan, sosyalist bir yazar, Üçüncü Dünya ülkelerinden yana. Mazlum milletlere kol kanat germekten yana. Atilla İlhan'a göre, emperyalist batıcılığa karşı direnmenin tek yolu, ağır sanayi
Siyaset
Hangi BatıAttila İlhan · Bilgi Yayınevi · 0722 okunma
7/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2023 91. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2023 09:34
Günaydın, Bursa yolundan hepimize mutlu bayramlar dilerim. Yıllarca Batı kavramı üzerine pek çok eser okuduk. Bunlar gerek edebi gerekse de bilimsel olan metinlerdi. Bunlarda en çok gözümüze çarpan ise ‘Zannetmek’ eğilimli tanımlardı. Efendim Batılı olacağız o halde ne görürsek alalım düşüncesine karşı pek çok aydın, bilhassa genç cumhuriyet aydınları, hayatını bu yanlışlığı düzeltmek için adadı. Hüseyin Rahmi Gürpınar’a kadar pek çok sanatçı ve yazarımız aslında yobazlaşan bir toplum olduğumuzu ve Batılılık kavramının özentiye geçtiğini duyurdu. Evvela bir araba meselesi çıktı. Batılılar arabaya biniyorsa hepimiz binmeliyiz dendi ve araba sevdası ortaya çıktı. Mesele binmek değil, üretmekti. Onlar yaptıysa bizler daha iyisini yapmalıydık. Mesele her kıyafeti olduğu gibi almak değil modern toplum nasıl giyiniyorsa ona göre giyinmekti. Yani bazı gericilerin ifade ettiği kıyafet reformu ile yapılan reform aynı değildi. Günümüzde hepimiz pizza sipariş ediyoruz ama kimse lahmacun yemiyor, burgere adeta tapan bir toplum varken kimse köftenin yüzüne bakmıyor, üzerine krema dökülmüş makarnaya aç kurtlar gibi saldıranlar köy makarnası (erişte) olunca yüz çeviriyor. Buralardan başlayan bu değişimler bütün topluma lanse ediliyor. Pizza’nın ülkemize nasıl girdiği ve yerleştiği, bir çizgi film üzerinden yapılanlar tamamen ortadayken hele. İşte Batı ve bu oyunları ile yaşanan özenti hayat ve görgüsüzlüğün eleştirildiği, aslında pek çok konuya değinen deneme türünde bir eser var karşımızda. Farklı bir yayınevinden okumuş olsak da konu nasılsa aynı. Bununla alakalı Arap kültürünü İslamiyet sanmakla Avrupa kültürünü medeniyet sanmak aynı hatadır şeklinde kıymetli bir sözümüz vardır. Attila İlhan’da benzer şekilde 74 numaralı sayfa şöyle diyor (daha doğrusu iletiyor): Ahmak hayran
Hangi BatıAttila İlhan · Bilgi Yayınevi · 0722 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2020 15. kitabı
Bir çok insanın düşünceleri fikirleri düşünceleri vardır. Peki arkasına takılıp Google dan ve çeşitli sözlük ,siteden aratıp sözlerini paylaştığımız insanlar için "Kim,kimden ? Ben Hangi taraftayım ? " diye sorular sorduğunuz.Batı ve yenilikçilik kavramlarının yeniden anlam bulacağı bu kitaptan sizinde kendi tarafınızı bulmanızı sağlayacak bir alıntı. “Ya düşmansındır batıya ya hayran; ya koşa koşa gelirsin memleketim diye ya da ardına bile bakmadan gidersin buralardan.”
Hangi BatıAttila İlhan · Bilgi Yayınevi · 0722 okunma
Günümüzün Gözünden ‘Hangi Batı’
Puan vermedi·224 syf.··
Beğendi
·
2019 218. kitabı
Attila İlhan’ın kitapta anlattıkları günümüz Türkiye’ sinde istenilen konuma gelmiş midir? Hayır. Değil o dönemden bu döneme, kitabın yazılışından itibaren geçen kırk yedi yıldan bu zamana değişimler olmuş; fakat batıcılık hala bir çağdaşlaşma olarak algılanamamakta ya da çağ buna olanak sağlamamaktadır. Kitabın önsözünde geçen şu paragrafa bakacak olursak: ‘Lisede Sophokles okuduk, klasik Türk musikisine sövmeyi, Divan şiirini hor görmeyi, buna karşılık devletin yayınladığı kötü çevrilmiş, batı klasiklerine körü körüne hayranlık göstermeyi öğrendik. Sanki Sinan Leonardo’ dan önemsiz, Mevlana, Dante’ den küçüktü, Itri ise Bach’ın eline su dökemezdi. Aslında kültür emperyalizminin ilmiğini kendi elimizle boynumuza geçiriyorduk, ulusal bileşim arama yerine hazır bileşimleri aktarmak hastalığımız tepmişti.’ (Önsöz, s.17) Emperyalizm her alanda baskısını korumakta, geçmişte diğer ülkeleri sömüren dünyanın güç unsurlarını ellerinde bulunduranlar işlerine devam etmektedirler. Dünyada gerçekleşen emperyalizm eskisinden daha açık ve seçik olarak yapılmakta; fakat buna karşı direnme veya karşı gelme gücü ise eskisinden kat kat düşüktür. Bunun nedenini ben, insanların gözleri açık ve dış dünyadaki olayları anlar halde uyumalarında buluyorum. Attila İlhan’ın yaşadığı dönemde kitaplar ve onların içindeki bilgiler hala öğrenilmek için zaman harcanmaya değer şeylerdi. İster ülke çapında ister dünyada halk tarafından okunması istenmeyen kitaplar tespit ediliyor ve kitapların yasaklanması olgusuyla karşı karşıya kalınabiliyordu. Bu durum kitapların kitleleri etkileyecek düzeyde bir etki gücünün olduğunu gösterir bize. Her ne kadar kendi ülkemiz okuma oranı yüksek bir ülke olmasa da bu durum bizde de hatırı sayılır şekilde yaşanıyordu. O dönemde yasaklanan kitaplar şu an en çok tanınan
Edebiyat
Hangi BatıAttila İlhan · Bilgi Yayınevi · 0722 okunma
8/10
·224 syf.··
2023 61. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2023 21:31
Attila İlhan'ın harika kalemi 60lı ve 70li yıllar üzerinden yola çıkarak yazdığı yazıların bir araya gelmesiyle ortaya çıkan Hangi Batı eserinin özünde Tanzimat'tan Cumhuriyet'e gelen geleneğin aslında ne olduğu ve nasıl anlaşıldığı bir nevi yarı sömürgeci bir ahlak anlayışına saplanıldığı buna da karşı çıkılmadığı anlatılmaktadır. Attila İlhan'a göre yanlış batılılaşmak ve batılılaşmaktan anladıklarımız büyük problem yaratmaktadır ve aydınların çoğu bu ikilem arasında kendisini kaybetmektedir. Bir kimlik kaybı, çağdaşlaşmaktan ziyade sömürgeleşmeye giden ahlakın şu an ne durumda olduğu ve neyi yansıttığı açıktır.
Hangi BatıAttila İlhan · Bilgi Yayınevi · 0722 okunma
Hangi Batı
Puan vermedi·323 syf.·
2025 186. kitabı
“Türkiye’nin sorunu batılılaşma değil, çağdaşlaşma; çağdaş kişiliğini bulma sorunudur.” (s.208) Şairliğiyle tanınan, ama toplumcu bakışı ve denemeleriyle çağdaş Türk düşüncesinde ayrı bir hat açan Attila İlhan yazdıklarıyla şiirin ritmini düşüncenin sertliğiyle buluşturuyor. Kalemindeki estetik yapıyı ideolojik bir direniş alanına taşıyor. Bunu yaparken didaktik olmadan, sürekli sorgulayan tavrıyla harmanlayarak sunuyor. Bu çizginin tipik örneği olan Hangi Batı deneme-inceleme türü kitapta, akademik ve soğuk bir makale dili kullanmadan düşüncelerini kişisel gözlem, anı ve zaman zaman iğneleyici eleştirel bir tonda anlatıyor. İlhan, Hangi Batı ismiyle daha ilk bakışta bir sorgulamanın adını koyuyor Batı derken kastedilen nedir soruyla Türkiye’nin yüzyıllardır süren yönelişini mercek altına alıyor. Yazara göre Tanzimat’tan itibaren süren batılılaşma gayreti aslında kendi özünden kopuk bir taklit hareketine dönüşen bir yozlaştırmaya giden ilerlemek fikrinin ne denli tehlikeli olduğunu tartışıyor. Türkiye batılı, fakat Türk bir toplum olacaktır, çünkü Türk ulusu özgürdür ve bağımsızdır; bu işi o da batılıların yaptığı gibi akıl ve bilim yoluyla yapacak, fakat onlara öykünmeyecektir. Çünkü Türk ulusu, kendi ne benzer. Sadece batılılaşmayı tartışmıyor, Türk aydınını da Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği çağdaşlaşma hedefinden nasıl saptığı açısından da değerlendiriyor. İlhan’a göre Atatürk’ün amacı Batı’yı taklit etmek değil, Batı’nın ulaştığı muasır medeniyet seviyesini kendi kültürel temellerimiz üzerinde yakalamak olduğunu vurguluyor. Her bölümü bağımsız okunacak eserinde hem bir düşünce yolculuğu hem de bir kimlik sorgusu bulunuyor. Batı’nın salonlarından Anadolu köylerine uzanan bir bilinç haritasında okuruna sunuyor. Bu yolculukla Türk milletinin kendi
Düşünce
Hangi BatıAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2012722 okunma
9/10
·321 syf.·
2019 59. kitabı
Batılılaşma, genelde az gelişmiş ülkelerin Avrupa’daki toplumsal ve siyasi yapıya, kültüre uyum sağlamaya çalışarak, Avrupa toplumlarına benzer bir toplum oluşturmak için Batı’yı hedef almaktır. Gelişmişlik statüsüne Batı’nın toplum yapısını özümseyerek ulaşılabileceği inanılması akımıdır. Modernleşme, en yalın tanımıyla modernliğe doğru yaşanan süreci niteler. Wilbert E. Moore, modernleşmeyi “geleneksel ya da geri kalmış ülkelerin, ileri teknoloji düzeyine erişmiş ulusal birimlerin ekonomik ve diğer yapısal özelliklerini edinme doğrultusunda geçirdikleri çağdaş dönüşümler” olarak tanımlamaktadır. Bizim yenilikler kovalamamız çağdaş dünyaya uyum sağlayabilmemiz endüstrileşme ile, yönetsel, toplumsal ve siyasal unsurların yenilenmesiyle sağlanabilecekken;  “batı özentiliği” gibi kendi geleneğine uyum sağlayamayacak, kendisiyle özdeşleştiremeyecek Avrupa yaşam biçimini bir anda topluma dikte etmek bocalamamıza sebep olmuştur. Dolayısıyla Osmanlı modernleşmesi, bir modernleşme değil batılılaşmadır. Geniş bir sorgulama ve zihniyet devrimi gerekirken, belli sektörlerin Avrupai olmasına dair ısrarcı bir baskı olmuştur. Batı’daki uygarlık anlayışı daha fazla teknoloji, daha fazla endüstrileşme, siyasal ve toplumsal yenilikler iken, bizim Avrupai yaşam biçimine özenerek özümüzü bir kenara atıp ilmi gelişmeleri de es geçip “yaşam tarzımızı” değiştirerek çağdaş olacağımızı düşünmemiz kendimize güldürmekten başka bir şey değildir. Attila İlhan: “Batılı bir ülke için ilerlemek,  gerçekte endüstrileşmek demek, batılılaşmak diye ayrıca bir sorunu yok! Bizim ikisini birleştirişimiz, daha doğrusu, endüstrileşmenin anlamını iki yüzyıl kavrayamayıp da işin sadece uygarlık yönüne bakışımız neden?”Diyerek tam da bu yaramıza parmak basar.  Gelişmek isteyen ve kendini çağdaş uygarlık
Hangi BatıAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2012722 okunma
Puan vermedi·323 syf.··
2024 12. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2024 13:56
İlk okuduğum Hangi Laiklik kitabına göre referansları olduğu için daha hoşuma giden bir kitap oldu Hangi Batı. Batı'da bilinen bizde yayını da çevrilmiş aydınlardan birçok alıntı içeriyor. İlk 100 120 sayfa daha edebiyat eksenliyken sonraki sayfalar siyasetle ilgiliydi. İlginç noktalara değiniyor. Batı'ya yedeklenmeden "bize has" bir duruş nasıl geliştirilir sorusunu soranın okuması gereken bir kitap Hangi Batı.
Hangi BatıAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2012722 okunma
Bir Zamanlar Batı'da
Puan vermedi·323 syf.··
2021 17. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Eylül 2021 14:59
Fikir, bitmeyecek tükenmeyecek sonu gelmez düşünsel bir yolculuk. Biz bugün bildiklerimizi, çıkarımlarımızı geçmiş zamanların tecrübeleri sayesinde yapabiliyoruz ve bu bize mantıklı geliyor, sanki hatalı değilmiş gibi geliyor. Ama bundan 50 yıl sonra bambaşka bir hayat, düzen, insan ilişkileri ortaya çıkınca önceki çıkarımlarımız o geleceğin gerçeklerine uyabiliyor da uymayabiliyor da.      Kitapta Attila İlhan 'a bazı yönlerden hak verebiliyorsak da bazı yönlerden veremiyoruz. Ancak biz bu hak vermemeleri bugünden yapabiliyoruz. Attila İlhan buradaki denemelerini yazdığı zaman, bizim bugün yanlış diyebileceğimiz görüşleri biz o gün diyebilir miydik yoksa bu karşı çıkışlarımızı geçen zaman içindeki tecrübelerimize mi borçluyuz? Ben ikinci kısım olduğunu düşünüyorum.  Kitabın ana iskeletindeki görüş şu şekilde :  1-Batı 'yı gözümüzde çok büyütmemeliyiz. Sizin o çok aydın, akıllı zannettiğiniz toplum o kadar da akıllı değil. Onları insan haklarına, demokrasiye çok saygılı olduğunu düşünüyorsunuz ama sadece kendilerine öyleler, bazen o bile olmuyor. Bu konuda Attila İlhan tarihten, kendi tecrübelerinden bolca örnekler de veriyor düşüncelerini kanıtlamak için. Bu konulardaki fikirleri akla yatkın yerler olduğunu düşünüyorum. Lakin burada Batı toplumunun fikir özgürlüğüne dünyanın geri kalanında daha çok önem vermesi sebebiyle daha ideal bir bölüm olduğunu düşünüyorum.  2- Taklitçi Türk aydınlarını eleştiriyor. Yenileşmeyi kendi kökümüzün doğrultusunda yapmamız gerektiğini düşünüyor. Böyle kişilerin Tanzimat döneminde ve İnönü dönemi Türkiye 'sinde oluştuğunu düşünüyor. Dede Efendi, Mevlana, Nedim varken, bunlardan hiç haberi olmadan Mozart, Platon, Hugo' yu ezbere bilmenin Batı'ya karşı eziklik duygusundan kaynaklandığını düşünüyor. Batılı yazarları boş verin demek
İnceleme
Hangi BatıAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2012722 okunma
Düşmanlıklarıımızın temel nedeni; YETERİNCE TANIMAMAK
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2019 5. kitabı
1975’ti sanırım; bir kavga sırasında, karşı gruptan bir çocuğun elindeki iki kitabı çekip aldım. İki kitap da Attila İlhan’ındı. Birisi, Faşizmin Ayak Sesleri. Faşizme karşı olduğumuz halde “Faşist” suçlamasına maruz kalmamızın verdiği öfkenin tesiriyle, kitabı hemen orada parçaladım. Diğeri, Hangi Batı. Attila İlhan’ı şair olarak biliyordum, siyasi yazılarından haberim yoktu. Onu kendime alıkoydum. *** Okuyanlar bilirler, Attila İlhan’ın “Hangi” serisi gazete/dergi yazılarından oluşur. Önce birinci yazıyı okudum. Yazı bitti “ben bunun altına imzamı atarım” dedim. Sonra ikinci yazı, aynı tepki. Üçüncü yazı; şaşkınım… Gece geç vakit kitap bitti. Koskoca kitapta, yazarın görüşlerine katılmadığım iki üç cümle ya çıkar ya çıkmaz. **** Kendi kendime söylendim: İyi de biz niye dövüşüyoruz? O günden sonra hiçbir kavgaya girmedim. Tek yönlü okuma dönemim de sona erdi. **** 1975’ten bugüne süregelen okumalarımı isimlendirmem gerekirse; “araştırıcı okuma dönemi” diyebilirim. Bu dönemdeki okumalarımda seçici oldum. Konusunu ve yazarını araştırmadan hiçbir kitabı okumadım. Not; Bu satırlar "Meyve Tadında Romanlar" kitabımdan alınmıştır...
Hangi BatıAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2012722 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Attila İlhanYazar · 61 kitap
Attilâ İlhan (15 Haziran 1925 - 10 Ekim 2005), Türk şair, romancı, düşünür, deneme yazarı, gazeteci, senarist ve eleştirmen. Aydın çalışmalarıyla Türk edebiyat ve düşünce dünyasına önemli katkıları olmuştur. 15 Haziran 1925'te İzmir, Menemen'de doğdu. İlk ve orta eğitiminin büyük bir bölümünü İzmir ve babasının işi dolayısıyla gittikleri farklı bölgelerde tamamladı. İzmir Atatürk Lisesi'nin birinci sınıfındayken mektuplaştığı bir kıza yazdığı Nazım Hikmet şiirleriyle yakalanmasıyla 1941 Şubat'ında, 16 yaşındayken tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı. Üç hafta gözaltında kaldı. İki ay hapiste yattı. Türkiye'nin hiçbir yerinde okuyamayacağına dair bir belge verilince, eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldı. Danıştay kararıyla, 1944 yılında okuma hakkını tekrar kazandı ve İstanbul Işık Lisesi'ne yazıldı. Lise son sınıftayken amcasının kendisinden habersiz katıldığı CHP Şiir Armağanında Cebbaroğlu Mehemmed şiiriyle ikincilik ödülünü pek çok ünlü şairi geride bırakarak aldı. 1946'da mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu. Üniversite hayatının başarılı geçen yıllarında Yığın ve Gün gibi dergilerde ilk şiirleri yayımlanmaya başladı. 1948'de ilk şiir kitabı Duvar'ı kendi imkânlarıyla yayımladı. Paris yılları 1948 yılında, üniversite ikinci sınıftayken Nâzım Hikmet'i kurtarma hareketine katılmak üzere ilk kez Paris'e gitti. Bu harekette faal olarak yer aldı. Fransız toplumu ve orada bulunduğu çevreye ilişkin gözlemleri daha sonraki eserlerinde yer alan birçok karakter ve olaya temel oluşturmuştur. Türkiye'ye geri dönüşünde başı sık sık polisle derde girdi. Sansaryan Han'daki sorgulamalar ölüm, tehlike, gerilim temalarının işlendiği eserlerinde önemli rol oynamıştır. Şair bu gerilim havasını ilk şiirlerinde olmasa da özellikle Bela Çiçeği gibi kitaplarında eski günlerini yâd ettiği ya da eleştirdiği şiirlerini yayımladı. Birkaç kez gözaltına alındı. Attilâ İlhan, "Kaptan" lakabının kendisine Paris yıllarında bir dönem sakal bırakması üzerine arkadaşları tarafından yakıştırıldığını belirtmiştir. Lakabın yayılmasında beş bölümden oluşan Kaptan şiiri etkili olmuştur. İstanbul-İzmir-Paris üçgeni 1951 yılında Gerçek gazetesinde bir yazısından dolayı soruşturmaya uğrayınca Paris'e tekrar gitti. Fransa'daki bu dönem, Attilâ İlhan'ın Fransızcayı ve Marksizmi öğrendiği yıllardır. 1950'li yılları İstanbul-İzmir-Paris üçgeni içerisinde geçiren Attilâ İlhan, bu dönemde ismini yavaş yavaş Türkiye çapında duyurmaya başladı. Yurda döndükten sonra, Hukuk Fakültesi'ne devam etti. Ancak son sınıfta gazeteciliğe başlamasıyla beraber öğrenimini yarıda bıraktı. Sinemayla olan ilişkisi, yine bu dönemde, 1953'te Vatan gazetesinde sinema eleştirileri yazmasıyla başlamıştır. Sanatta Çok Yönlülük 1957'de gittiği Erzincan'da askerliğini yaptıktan sonra İstanbul'a dönüş yapan Attilâ İlhan, sinema çalışmalarına ağırlık verdi. On beşe yakın senaryoya Ali Kaptanoğlu adıyla imza attı. Sinemada aradığını bulamayınca, 1960'ta Paris'e geri döndü. Sosyalizmin geldiği aşamaları ve televizyonculuğu incelediği bu dönem, babasının ölmesiyle birlikte yazarın İzmir dönemini başlattı. Sekiz yıl İzmir'de kaldığı dönemde, Demokrat İzmir gazetesinin başyazarlığını ve genel yayın yönetmenliğini yürüttü. Aynı yıllarda, şiir kitabı olarak Yasak Sevişmek ve Aynanın İçindekiler dizisinden Bıçağın Ucu yayımlandı. 1968'de Biket İlhan ile evlendi, 15 yıl evli kaldı. İstanbul'a dönüş 1973'te Bilgi Yayınevi'nin danışmanlığını üstlenerek Ankara'ya taşındı. Sırtlan Payı ve Yaraya Tuz Basmak'ı Ankara'da yazdı. 1981'e kadar Ankara'da kalan yazar Fena Halde Leman adlı romanını tamamladıktan sonra İstanbul'a yerleşti. İstanbul'da gazetecilik serüveni Milliyet (2 Mart 1982 - 15 Kasım 1987) ve Gelişim Yayınları ile devam etti. Bir süre Güneş gazetesinde yazan Attilâ İlhan, 1993-1996 yılları arasında Meydan gazetesinde yazmaya devam etti. 1996 yılından 2005 yılına kadar köşe yazılarını Cumhuriyet gazetesinde sürdürdü. 1970'lerde Türkiye'de televizyon yayınlarının başlaması ve geniş kitlelere ulaşmasıyla beraber Attilâ İlhan da senaryo yazmaya geri döndü. Sekiz Sütuna Manşet, Kartallar Yüksek Uçar ve Yarın Artık Bugündür halk tarafından beğeniyle izlenilen diziler oldu. İlk romanı Sokaktaki Adam yayımlandığında 10 roman yazmıştı. Bunlar hiç gün ışığına çıkmadı. Attilâ İlhan bunun sebebini bir söyleşide şöyle açıklıyor: "... birçok roman yazdım daha önceden. Ama neden yayınlamadım? Çok akıllıca bir sebebi vardı. Çünkü biliyorum ki yazarlar ilk romanlarında kendilerini anlatırlar. O da romancılık değildir. Günlük tutmaktır." (Düşün, Haziran 1996). Roman serüvenine başladığında döneminin diğer yazarları daha çok yerel ve kırsal olayları, kişileri işlerken Attilâ İlhan şehir insanını Türkiye'nin yakın dönem tarihini siyasal, ekonomik ve sosyal yanlarıyla ele alan bir yapı içerisinde işliyordu. Sadece İstanbul ve İzmir gibi Türkiye'nin büyük şehirlerini, işlediği dönemin yaşam tarzını, ekonomik ve sosyal sorunlarını kahramanlarının gözüyle yansıtmakla yetinmiyor; aynı zamanda, batı kültürünün Türkiye'ye ne şekilde yansıdığını, olumlu ve olumsuz etkilerini, çizdiği karakterlerle ve Avrupa'daki şehirlerle örtüşen bir yapı içerisinde inceleniyordu. Hazırlık ve arayış dönemi Romanda "hazırlık ve arayış dönemi" diye nitelendirilebilecek dönemde, yayımladığı Sokaktaki Adam ve Zenciler Birbirine Benzemez'de yazarın Paris'te yaşadığı yıllara ait deneyimlerinin ve gözlemlerinin karakterlere yansıdığı görülür. Yazıldığı yıllarda Türkiye'deki Batılılaşma uğruna toplumdan kopan kişilerin bocalamaları Sokaktaki Adam'da ele alınırken, Zenciler Birbirine Benzemez'de Avrupa'da komünist ve antikomünist mültecilerle karşılaşan, hayal kırıklığına uğramış bir devrimci anlatılır. Her bölümün farklı bir karakterin ağzından aktarıldığı Sokaktaki Adam, Attilâ İlhan'ın edebiyatımıza getirdiği yeni bir söylem olarak alınabilir. Daha sonraki romanlarında da görüleceği gibi, diyalektik bir yaklaşımla işlenen olaylarda kahramanlar güçlü ve zayıf yanlarıyla okura ulaşır; birbirlerini suçlamaz ve okuyucuda ön yargı oluşturmazlar. Attilâ İlhan, Zenciler Birbirine Benzemez için şunları söylemiştir: "Kitap 'soğuk savaş'ın en belalı döneminde yazıldı, yayınlandı. Çok ikircikli bir sorunu tartışıyordum. Romanın kahramanı, İstanbul'daki ve Paris'teki 'solcu' çevrelerle düşüp kalkıyor, bunlarla ilişkilerini ve tartışmalarını anlatıyordu, her şeyi olduğu gibi yazmak, romanın yayımlanmasından vazgeçmekle eşitti. Bu bakımdan, içeriğine hafif flu bir hava verdim." Romanın dilinin farklılığını ise yazıldığı dönem içerisinde yoğun Fransızca çalışmasına bağlayan yazar, bazı cümleleri Fransızca düşünüp Türkçe yazmıştır. Olgunluk dönemi Yazarın "olgunluk dönemi" diye tanımlanabilecek edebiyat süreci Kurtlar Sofrası ile başlar. Sokaktaki Adam'da ne istediğini değil, ne istemediğini bilen biri anlatılırken; Zenciler Birbirine Benzemez'de Mehmed-Ali istedikleri ile istemedikleri arasında mütereddit bir karakteri yansıtmaktadır. Oysa Kurtlar Sofrası'nda Mahmud ne istediğini çok iyi bilen bir karakteri çizer. Bu üç romanıyla Attilâ İlhan Türk aydınına farklı açılardan bakar, fikirlerini diyalektik-materyalist bir sentez içinde derleyerek Türkiye için bir sentez önerir – ki sonradan yazdığı yedi kitaplık Aynanın İçindekiler serisi de bu zemine oturmaktadır. Bıçağın Ucu, Sırtlan Payı, Yaraya Tuz Basmak, Dersaadet'te Sabah Ezanları, O Karanlıkta Biz, Allah'ın Süngüleri: Reis Paşa ve Gazi Paşa bu seriyi oluşturan romanlardır. Her romanda yer alan karakterler, Türkiye'nin tarihinde köşe başlarını oluşturmuş dönemlere ayna tutan aydınlardır. Tarihi olaylar, politik ve sosyal dengelerle ele alınır. Birbirleriyle bağlantısı olan karakterlerden her biri bir romanda ön plana çıkar ve olaylar onun gözlemleriyle aktarılır. Bu serinin bütünü irdelendiğinde yine, yazarın Türk aydınına yakın tarihimize bir bakma şansı tanıdığını ve kendi toplumcu-gerçekçi bakış açısıyla önergeler sunduğu görülür. Ölümü Attilâ İlhan ilk kalp krizini 1985 yılında geçirdi. Bu tarihten sonra kardiyolojik sorunları devam eden İlhan'ın 2004'ten itibaren sağlık durumu daha da bozuldu. 10 Ekim 2005'te İstanbul'daki evinde geçirdiği ikinci kalp krizi sonucu hayata veda ettiğinde 80 yaşındaydı. Tiyatro ve sinema sanatçıları Çolpan İlhan'ın ağabeyi ve Kerem Alışık'ın dayısıdır. 2003 Sertel Demokrasi Ödülü'ne layık görülmüştür. 1946 CHP Şiir Yarışması İkinciliği, 1974 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü Tutuklunun Günlüğü ile, 1974 Yunus Nadi Roman Armağanı Sırtlan Payı ile, vefatından sonra 2007 yılında kurulan Attilâ İlhan Bilim Sanat Kültür Vakfı çalışmalarına devam etmektedir. Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Attilâ_İlhan