Puan vermedi·588 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
"Ben hasta olmak istemiyorum. İçimdeki hastalığı al anne, ölünce bebekler annesini göremiyor çünkü! " Herkese Merhaba Kalemini çok sevdiğim yazarın "Bir Şans Daha "kitabıyla sizlerleyim. Her kitabında farklı bir konuya değinmesi, akıcı anlatımıyla neredeyse ara vermeden okuduğum bir kitap oldu. Kitabın ismine bakıp aşk romanı zannetmeyin. Kitabın asıl amacı tüp bebek tedavisi için uğraşanların yaşadığı zorluklar, bir umutla bekleyişlerini , bir bağışla hayata tutunacaklar için ilik bankasınından gelecek cevaba muhtaçlıği anlatıyor . Diğer değindiği ana konu ise bir kadının aldatılmasına rağmen evladı için nelerden vazgeçtiğine değiniyor . Aldatılma kelimesini görür görmez hemen ben affetmem , kitap bana göre değil demeyin. Bence demeyi bırakıp kitabı okuyup ona göre karar verin . Çünkü kaderin planları , yaşanan olaylar kararları etkileyebiliyor. Hazal... Kundakta yetimhaneye bırakılmış bir bebekti. Orada tanıdığı Ebru'yu abla bilmişti. Burslu okuduğu lisede tanıştığı Demir ile evlilik yapmıştı . Kocasına öylesine aşık öylesine güveniyordu ki onun gözünde kusursuzdu. 4 yıllık evliliklerinde çocuk sahibi olmayı istemişlerdi ama bir türlü olmamıştı . Hayat ona en büyük mucizesini verdi. Hamile olduğunu eşine söyleyeceği gün aldatıldığına şahit oldu. Aldatılmayı affetmedi ve izini kaybettirdi . Bir daha yolu yoluma çıkmasın diye dua ederken kader planlarını kurmuştu .4 yaşındaki kızı Ecrin lösemi hastasıdır. Uzun uğraşlar sonucu ılık bulunmuş ve nakil yapılır ama vücudu nakili kabul etmez. Tek seçenek kalmıştır . Hazan , Demir'i arar ve acil hastaneye gelmesini söyler. Apar topar gelen Demir bir kızı olduğunu ve hastalığını öğrenir . Demir'in verdiği örnekler de Ecrin'e uymaz. Tek seçenek kalmıştır artık. Bu seçenek ise Hazan için çok ağırdır . Kadınlık gururu mu
Bir Şans DahaMüjde Aklanoğlu · Hasrem Yayınları · 2026261 okunma
10/10
·637 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
Katyuşa hiç evlenmemiş iki hanımın sahip olduğu bir çiftlikte sığırtmaçlık yapan bir kadının gayr-ı meşru torunuydu. Annesi kimseyle evli değildi, ancak her yıl çocuk doğuruyordu. Doğan çocuklar kendisinin çalışmasına engel olur diye bakılmayarak ölüme terk edilirdi. Katyuşa da bu çocuklardan biri idi. Ancak sahibesinin bebeği görerek beğenmesi üzerine bakılarak yetiştirildi. Yaşlı hanımların eğitim gören yeğenleri Prens Dmitriy ara sıra teyzelerini görmeye gelirdi. Katyuşa bu zengin prense sevdalandı. Prens bir geldiğinde Katyuşa’yı baştan çıkararak eline yüz ruble verip yüzüstü bırakıp gitti. Üç ay sonra hamile olduğunu fark eden Katyuşa bu şekilde devam edemeyeceğini anlayınca çiftliği terk etti. Çeşitli yerlerde çalışan Katyuşa sonunda genelevine düştü. Çocuğu da bakımsızlıktan öldü. Uzun bir süre genelevinde çalışan Katyuşa meydana gelen bir adli vakadan dolayı tutuklanarak cezaevine konuldu. Yedi yıl genelevinde hayatını geçiren Katyuşa altı ay hırsız ve katillerle bir arada kaldıktan sonra Ağır Ceza Mahkemesinin karşısına çıkartılacaktı. Dmitriy zengin bir burjuva hayatı yaşamaktaydı. Koçarginlerin kızı Misiy ile evlenmeyi planlamaktaydı. Fakat genel valinin karısıyla beraber olduğundan evlenmeye metresinin rızasını almadan karar verememekteydi. Dmitriy bu arada ağır ceza mahkemesine jüri üyesi olarak seçilmişti. Sabahleyin kalkıp bilinçli bir vatandaş olarak mahkemeye gitti. Mahkemede zehirlenme davası görülecekti. Davada üç sanık vardı:Otel hizmetçisi olan Semyon Kartinkin ve Esfemya Boçkova ile genelevinde çalışan Maslova. Dmitriy sanıklardan Maslova tanıtıldığında kulaklarına inanamaz oldu. ‘Bu, o olamaz.’ diyordu. Sonradan Katyuşa’ya iyice bakan Dmitriy ruhunun derin ve acı bir değişimin içinde olduğunu sezinliyordu. Tacir Smelkov Mavritanya Otelinde
DirilişLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·258 syf.··
2026 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 16:46
Kötü insanlar yaşlı ve çirkin olarak kodlanıyor ise iyi insanlar genç ve güzel olarak kodlanması pekala mümkündür. Dorian da güzelliğiyle nam salmıştır, onu görenler onun güzelliğine adeta tapma derecesinde hayranlık duyar. Bu güzelliğe sahip birinin asla kötü olamayacağı sanki ezelden sarsılmaz bir kanun gibi kabul edilir. Basil, Dorian için, vicdanın sesi öyle ki yaptığı portre de aynı görevi yapacaktır; Harry ise vicdanını susturan biridir. Harry karakteri çok ilginçti yer yer çok mantıklı konuşsa da çoğu felsefesine katılmak mümkün değil. Harry bir aforizma uğruna herkesi kurban edebilir. Kitabın asıl vermek istediği mesaj hedonizmin insan hayatı üzerindeki etkisi gibi hissettim. Harry ve Dorian hedonizmin vücut bulmuş halleri gibi. Kitap hedonizmi hem büyüleyen hem de teşhir eden bir metin. Henry çekici fikirlere sahip ve Dorian ı çokça etkiler. Ama Henry sadece fikirleri vardır bu fikirleri gerçekten yaşıyor mudur göremiyoruz. Bence Lord Henry için tartışılması gereken” gerçekten inandığı şeyi yaşayan biri mi, yoksa insanları fikirleriyle manipüle eden estetik bir nihilist mi” olmalıdır. Harry adeta fikirlerini yaşamayıp sadece başkalarının hayatında test eden biri gibi. Etkiliyor ama hayatında uygulamıyor. Dorian portreyi günü gününe yazdığı bir günlüğe benzetir syf176 Syf 179 da yer alan Dorian Basil ile konuşması özet mahiyetinde (spoiler içerir) “Seninle yıllar önce ben gencecik bir delikanlıyken tanıştım, bana iltifatlar yağdırdın, bana güzelliğimle kibirlenmeyi öğrettin. Bir gün beni gençliğin ne denli mucizevi bir şey olduğunu anlatan bir arkadaşınla (Lord Harry i kastediyor) tanıştırdın. Sonra güzelliğimin mucizesini gözlerimin önüne seren o portreyi yaptın. Pişman olup olmadığıma karar veremediğim o delilik anında bir dilekte bulundum” der. O
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202399bin okunma
Kuran’ı Kerim’in İcaz ve Belagatı
9/10
·655 syf.··
2026 13. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 22:14
40 Kelimesi de ayrı ayrı emek olan bir kitaptan en dikkat çeken üç kelimenin birbiri ile İcaz ve izahı (إمراة)_Dişi-Eş. ( البعل)- Eşkoca •(İmraetün) kadın Arapçada 1.anlamı dişilik 2. anlam olarak eş anlamında kullanılır. •Kur’anda (إمراة ) kelimesi evli dahi olup nasıl bir kopukluk olursa olsun şu şekillerde kullanılır; -ölüm, boşanma -Eşler arası çatışma,çekişme (Nisa/128) -Eşler arası din farkı (Hud/81) -Çocuk doğurmamış olmak (Meryem/5) -Bekar (Kasas/23) -Kadınsal durumlar (Bakara/282) vb. durumlar için ilişkiden uzak durumlarda kullanılır. Burada bir kelime daha devreye giriyor. O da Zevc ( زوجة ) . Zevc; iki şeyin birbirine tutunup birbirinden ayrılmaması demektir. Zevc kelimesi tam bir evlilik için kullanılır. (Yukarıdaki şartların tam tersini taşıyan). Bundan dolayı hanımına tutunan erkeğe ‘zevc’, kocasına tutunan kadına da ‘zevce’ denir. Örnekle ilerleyecek olursak kısırlık hangi tarafta olursa olsun aile birliği için bazen yıkıcı olabiliyor.Bu olayı Hz. Zekeriya’nın eşi için iki farklı ayette (امرأة ) - ( زوجة) kelimeleriyle net bir şekilde ortaya konuluyor. (Hz. Zekeriyanın eşi yaşı ilerlemiş ve kısır bir kadındır.) İlgili Ayetler; •Meryem 5-8. Ayetler … قال رب أني يكون لي غلام و كانت امراتي … …karım ise kısırdır.Bana kendi tarafından ; bana ve Yakup hanedanına varis olacak bir çocuk bağışla..(Allah şöyle dedi:) ‘Ey Zekeriya! Haberin olsun ki biz sana Yahya adlı bir oğul müjdeliyoruz… •Enbiya 89-90. Ayetler …و أصلحنا له زوجه… …Biz de onun duasını kabul ettik ve kendisine Yahya’yı bağışladık. Eşini de kendisi için doğurmaya elverişli kıldık… -İlk ayette çocuk olmadan önce imraeti , (امرأة)Yahya (a.s) olduktan sonra zevcehu (زوجه) kelimesi kullanılmıştır. (بعل) Ba’l -Koca Yukarıda kadın (امرأة ) geçen kelimelerden
Din
Kur'an'da Eş Anlamlı Sanılan 40 Kelimenin İ'caz ve İzahıAbdulazım İbrahim Muhammed El Matani · Beka Yayınları · 20251 okunma
Onlara huzur bağışla Tanrım
Puan vermedi·280 syf.··
2026 36. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 21:32
Onlara sonsuz huzur bağışla Tanrım.” Bu romanın kurulduğu dünyada huzur, en çok eksik olandı. Ölümle açılan anlatı, bir ailenin içindeki sevgisizliği, bir ülkenin dönüşüm sancılarıyla birlikte görünür kıldı. İnançlar değişir—Yahudiliğe dönüş, koyu Hristiyanlık, Kur’an sesi, Budda öğretisi —ama bu çeşitlilik bir hakikat üretmez. Din, çoğu zaman ahlaki bir pusula değil, günahı silmeye yarayan ve içi yalanlarla doldurulmuş bir ritüele dönüşür. Apartheid sonrası Güney Afrika’da Nelson Mandela ile simgelenen demokratik umut, “katılımcılık ruhu” ile yayılır; ancak bu ruh gerçek bir eşitlik değildir. Salome’nin her törende biraz daha görünür hâle gelmesi arka sıralardan en öne geçmesi, bu değişimin simgesidir; fakat ona verilen ev sözünün sürekli ertelenmesi, adaletin hâlâ geciktiğini gösterir. Verilen söz, sonunda yerine getirilse bile artık bir hak teslimi değil, anlamını yitirmiş bir gecikmedir. Aile ise bu romanda bir sığınak değil, duygusal bir boşluktur. Bireyler birbirine temas etmez, sevgi dilde bile karşılık bulmaz. Sadece ölümlerde bir araya gelen ve birbirşerine sarılmaktan aciz kardeşler…Anton’un kopuşu, Astrid’in savruluşu, kişisel zayıflıklarla parçalanan hayatlar, insanın ait olma ve var olma arayışını boşa çıkarır. Bu noktada romanda şöyle bir saptama yapabilirim: kötülük yalnızca sistemde değil, insanın vicdanındadır ve vicdanın rengi yoktur. Amor ise bu çürümenin içinde bir vicdan taşıyıcısıdır. O, verilen sözü unutmayan, gecikmiş olsa da adaleti talep eden tek kişidir. Ama onun mücadelesi bir zafer değil, bir tanıklıktır. Çünkü bu dünyada adalet, çoğu zaman geç gelir; bazen de artık hiçbir şeyi değiştiremeyecek kadar geç. Güney Afrika’nın ve romanın sesinde heo öfke ve alay vardı. Anlatıcı dialogları da konuşma çizgisiyle ayırmadığı için bazen iç monolog
Edebiyat & Roman
VaatDamon Galgut · Delidolu Yayınları · 2022719 okunma
8/10
·139 syf.··
2026 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 23:20
Biraz konunun küresel değil de bireysel yanlarına yoğunlaştım. Şu çeşit çeşit istibdatın içimdeki etkilerine odaklandım. Atanamamış ve iş dünyasındaki aptallıklardan kısa sürede bezmiş, üstelik gerçekten birçok açıdan şevki kırılmış hissediyorum. Mesela hiç Osmanlıymış gibi hissetmiyorum. Hani Osmanlı be. Bunu abartmalıyız belki. Köklü bir geçmiş ya da güçlü bir şimdiye ait hissetmiyorum. Damarlarımda asil bir kan coşmuyor. Bu çarpık sistem adeta kimliğini eritiyor insanın. Kendime hemen şimdi şevk ve çalışma reçete ediyorum. Başkalarının hilelerinden zarar gördüğü halde hile yapmaktan kaçınan herkese de selamet diliyorum. Bu karmaşa içinde ittifak kurmak zor olabilir. Ama Al-i İmran 159. ayeti hatırlamalıyız. Peygamberimiz amcasını da kaybettiği Uhud savaşında, kendi fikri ve rüyası müdafaadan yanayken, istişare ettiğinde cephede savaşalım çıkmasına riayet ediyor. Okçuların terk etmesi ve yenilgi, ağır kayıplar... Ayet bu hadise üzerine iniyor: "Sen (o zaman), sırf Allah'ın rahmetiyle onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık onları sen bağışla, onlar için Allah'dan mağfiret dile. (Yapacağın) işlerde onlara da danış, bir kere de azmettin mi, artık Allah'a dayan. Muhakkak ki Allah kendine dayanıp güvenenleri sever." Belki benzer bir durumdayız ve şefkatle iletişime çokça ihtiyacımız var.
Kurtuluş Reçetemiz İttihad-ı İslâmKazım Güleçyüz · Yeni Asya Neşriyat · 20131 okunma