Ömer Bağlam

Ömer Bağlam
@baglam03
Uçak bakım teknisyeni
Lisans mezunu-Kocaeli üniversitesi
İstanbul
3 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı

Ömer Bağlam

, bir kitap okudu
8/10
·481 syf.·
8 günde okudu
·
2024 5. kitabı
Zülfü Livaneli
8.9/10 · 163,9bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Biraz sonra elindeki tepsiye yerleştirdiği incecik, zarflı fincanlarda nefis kokan, bol köpüklü iki kahveyle geldi. Birer küçük bardak su ve kahve fincanlarının yanına birer güllü lokum koymuştu. Tam eski İstanbul işi. Şu “cafe”lerin hiçbirinde bulunmazdı bu. İnsanlar niye bu güzel âdetleri bırakır da hazır kahve içerler diye bir kez daha merak ettim. Hem de tadı yabancı bir kahve. Aslında nedeni belliydi. Dünyanın değişik yerlerinde yaşayan, birbirinden farklı özellikteki milyarlarca insan, aynı tür yiyecek ve içecekleri sevmeli, aynı tarz giysileri almalı, bunun için de aynı tarz bir hayat yaşamalıydı. Böylece uluslarüstü büyük firmalar, ürünlerini dünyanın her yerinde satabilirdi.. Belki de daha korkuncu, bu sistemin yerel kültürleri yok ediyor oluşuydu.
Sayfa 303·Kitabı okudu

Ömer Bağlam

, bir kitabı okumaya başladı
Yaşar Kemal
8.9/10 · 39bin okunma

Ömer Bağlam

, 2024 okuma hedefini güncelledi.
2024 OKUMA HEDEFİ
8/25 kitap - %32 tamamlandı
8 kitap okudu
25 kitap
2.277 sayfa
0 inceleme
3 alıntı
nasıl ki en mutlu ülke az ya da çok ithalat yapması gerekmeyen ülke ise,iç zenginliği kendine yeten ve eğlenmek için dışarıdan az ya da çok bir şeye gereksinmeyen insan da en mutlu insandır zenginlik deniz suyu gibidir:ne kadar çok içilirse,o kadar çok susanır kişinin kendi başına ve kendisi için ne olduğunun değerinin,o kişinin salt başkalarının gözünde ne olduğunun karşısında uygun bir biçimde küçümsenmesi,mutluluğumuza çok katkıda bulunacaktır. çoğu kimse,fazlasıyla bugünde yaşar,bunlar da korkaklar ve endişelilerdir.bir kimsenin doğru ölçüyü tutturduğu ender görülür sahip olmadığımız bir şeye bakarken,bizde hemen"bu benim olsaydı nasıl olurdu?"düşüncesi doğar ve şu şeyin eksikliğini duyumsanır.bunun yerine daha sık,"bu bende olmasaydı nası lolurdu?" diye sormalıyız oysa akıllık,düşündüklerimizle konuştuklarımız arasında büyük bir uçurumun bulunmasını gerektirir insanın gençliğinde,mutluluk ve hazla karşılaşmanın harika ama bunlara ulaşmanın zor olduğunu düşünür;yaşlılıkta ise dünyadan alınacak bir şey olmadığını bilinir ve bu yüzden katlanılabilir bir bugünün yaşanıldığında sevinilir ve hatta küçük şeylerden zevk alınır.