"Budizm rekabetçi zihniyetin, negatif bir döngü içinde mutluluğu başkalarına bağlı kılan bir zehir olduğunu açıklar: Başkalarının başarısızlığında mutlu, başarılı olunduğunda mutsuz insanlar... Budizm, huzurun anahtarlarından birinin, insanın kendini başkalarıyla kıyaslamamasında, rekabetçi zihniyetin terk edilmesinde, bütün kıskançlıkları aşmaya çalışmakta yattığını gösterir. Mutluluğa varmak için en iyi panzehir, başkasının mutluluğundan sevinç duymayı öğrenmektir."
Ama ne yazık ki, çoğumuz siyasi, ekonomik, toplumsal ya da dinsel anlamda bir şeye bağlanmışız ve oradan, o bağlı olduğumuz yerden merkezi, bağlı olduğumuz şeyi hiç sorgulamıyoruz. Bu nedenle özgürlüğü durmaksızın düşüncelerde, kitaplarda, bitmek tükenmek bilmeyen sözcüklerde arıyoruz.
Bir Şaman sözü der ki:
"Sevdiklerine bağlı ol ama bağımlı olma.
Fedakâr ol ama kendini feda etme. Dünü unutma, saplanıp kalma da. Sabret ama katlanma.
Eleştir ama suçlama.
İste ama ısrar etme.
Ve en önemlisi hiç kimseye biat etme. Bir gün hepimizin öleceğini de asla unutma....
Her şey dengeyi kurabilmekle alakalı aslında. İyi ayarla.