Erdal Öz’ün romanı (1974) • 12 Mart 1971’deki hükümet darbesini hazırlayan terör dönemini anlatan eserlerden biri. Bir gece beş görevli tarafından evi aranan, çuvallara tıka basa rasgele doldurulmuş kitaplarıyla birlikte götürülen bir gencin tutukluluk günleri....
Nurilerle doluydu koğuş." diye başlar kitap. daha ilk sayfadan itibaren insanı yüreğinden yaralar.
Erdal Öz'ün kullandığı anlatım tekniği (2.tekil) nedeniyle ilk satırında itibaren sizi içine çekiyor, çünkü karakterler arasında bir siz, bir de Nuri'ler var.Anlatımı yalın, karşınızda anlatıcı, doğrudan size hitap ediyor. Kitabın sonunda siz de kendinizi Nuri gibi hissediyorsunuz, işkence görmüş, hırpalanmış, susturulmuş. Verdiği duygunun altından kalkamıyorsunuz bir müddet, belki bunun etkisiyle biraz zorlanabilirsiniz okurken, yakın tarihimizde yaşananları aklınız almıyor çünkü.
"Bağırsana ....," diyor biri
Kapkara, kalın bir yüz. Başının bir yanında uzatıp biriktirdiği bir tutam saçı, tarakla tepesinden geçirtmiş, yapıştırmış çıplak başına, örtmüş sözde kelliğini. Bir arkadaşın vardı, şiirler yazardı, o böyle tarardı saçlarını, ama onunki pek belli olmazdı. Bununki çok uydurma bir şey. Kaşları da yok gibi. Bu yüzü ilk defa görüyorsun. Kapkara. Cop gibi.
"Bağırsana be !...”
"Adını bağışlamadın?"
Nurilerden biri ilk kez adını soruyor sana. Sesini kısıyorsun, fısıldar gibi:
"Nuri" diyorsun yavaşça. "Nuri...”
.Yaralısın", romanı unutulmazlar arasına girecek çok acı bir roman.Gerçek mi ya da kurgumu bilmiyorum ama , okurken her anı gerçek .İçiniz acıyor....isyan ediyorsunuz....”Bağırsana be !” diyorsunuz .
“Bir ulus ,destanı kadar ulustur “ sözü gerçekse eğer .
“ Bir ulus ,romanı kadar uygardır “, sözü gerçekse....
( Yaşar Kemal )