Ne diyeceğimi bilmiyorum.
“Hiç de bir şey söylemek zorunda değilsin," diyor. Yapmak zorunda olmadığın bir şey olarak hatırla bunu daima. Çoğu insan sırf bulunmaz bir hiçbir şey söylememe fırsatını kaçırdığı için çok şey kaybetmiştir.
Fukaralık edebiyatı bayat bir ekmek gibi gözden düştü, hatta çöpe atıldı. Ancak “bayat” da olsa ekmek aslanın ağzında, insanların bir kısmı onu çöpten toplamaya çabalıyor.
Hayatımızın rengini neler belirliyor?
Eskiden olsaydı; kuş sesi, su sesi, ezan sesi, kağnı gıcırtısı, yağmurda toprak kokusu, yeşilin her tonda görüntüsü falan derdik.
Bütün bunların algılanabildiği, rahmet olarak kavranabildiği, sakin ve durgun bir hayatımız vardı.