Aşk ateş, akıl da duman gibi kabul edilebilir. Aşk geldi mi akıl durmaz, kaçar. Hakikatte aşığın akılla bir işi de yoktur zaten. Bu yüzden aşka akıllı adam değil, iş eri gerektir, her şeyden hür iş eri. Yüz binlerce defa diri bir gönül gerektir aşk için, ta ki aşık bir solukta yüzlerce can feda edebilsin.
,"Seni de kollayanlar var," dedi. "Ağbin var, onun çevresi var. Benim kimsem yok. Bende cinayetten başka bir şey yok. Ben cinayet oldum artık. Anlıyor musun bunu? Benim işim değil bu, ben cinayet oldum. Cinayeti benden alırsan, ben biterim. Anlıyor musun? 'Meslekten ihraç ederiz,' dediler. 'Konuşmazsan atarız,' dediler."
Aşk ki sevgilidendir, ona muhalefet olmaz, belki uğruna feda olunur. Sevgiliden bir vuslat umuduna, aşık, bin can fedaya hazırdır.O ki sevgilinin güzelliğini her yerde görmektedir, başkaları sevgili için "Yarın görünecek!" umudundayken onun bugünü yarın olmuştur. O sevgiliyi bulunduğu ateşlerin içinden seyreder, her anda ve her mekânda... Adıyla, hayaliyle, sözü ve hatta lakırdısıyla... Aşk bir ateştir ve âşık daima yanar, yakılır, erir. Denizden çıkarılıp ovaya atılan balık, belki tekrar denize ulaşırım diye nasıl çırpınır durursa âşık da varacağı makama varmak için öyle çırpınır durur işte!...
Her bakımdan ateş kesilendir aşık, diye başladı anlatmaya Ali Ruhi Bey, hararetle koşup giden yanıp yakılan ve alev gibi yücelip başı çekendir, dive devam etti sonra, Yusuf Nafi Efendi'nin hayran bakışları arasında. Bir an bile işin sonunu düşünesi değildir aşık, hiçbir şeyi umursamaz sevgiliden başka, ne şüphe tanır, ne gerçek. İvi de kötü de birdir onun yolunda. Aşk gelince iyi de kalmaz, kötü de çünkü.