bahar

bahar
@baharvaari
“doğuşumdaki tek fevkaladelik, Türk olarak dünyaya gelmemdir.” anitsayac.com
Puan vermedi·517 syf.··
Beğendi
·
2023 68. kitabı
·
48 günde okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2023 20:31
Jack London’ın kaleminden çıkan Martin Eden, insanın kendi içindeki savaşını, sınıf farklılıklarını ve bireyin topluma karşı verdiği mücadeleyi derin bir şekilde yansıtan bir roman. İlk sayfadan itibaren Martin’in tutkusu, okuma ve kendini geliştirme arzusu beni hem etkiledi hem de sorgulatmaya itti. Roman, sadece bir yazarın yükseliş hikayesi değil; aynı zamanda bir insanın ideallerine ulaşmak için neleri feda ettiğini, hatta kendisini nasıl kaybettiğini gösteriyor. Martin'in sınıf atlama çabasıyla başlıyor her şey. Ruth'a duyduğu aşk, onun gözünde bir motivasyon gibi dursa da zamanla bu aşkın, kendi kişisel gelişiminin gölgesinde kaldığını fark ediyoruz. “Senin Tanrın Paradır, Güçtür, Asalettir ve Kültürdür!” diyerek Ruth’un ailesine karşı patladığı sahne, hem Martin’in hayal kırıklığını hem de toplumun çarpık değer yargılarını yansıtıyor. En çok da Martin’in birey olarak var olma çabası beni etkiledi. “Ben bir bireyim, bir adamım! Ve bu dünyada kendim için bir yer edinmek istiyorum.” sözleri, onun aslında bir aşk hikâyesinin değil, bir kimlik arayışının kahramanı olduğunu gösteriyor. Romanın dili zaman zaman ağır olsa da, bu Martin’in iç dünyasını yansıtmakta oldukça başarılı. Özellikle sonlara doğru, Martin’in içine düştüğü yabancılaşma hissi beni çok düşündürdü. “Her şey boştu. Yaşam, başarı, aşk... Hepsi birer yanılsamaydı.” sözü ise onun içsel çöküşünün en sade ama en sert ifadesi. Martin Eden bana şunu gösterdi: Eğer kendimizi kaybedeceksek, büyük hayallerin peşinden gitmenin de bir anlamı kalmıyor. Kendi değerlerimizi ve benliğimizi koruyamadıktan sonra, başarı sadece bir kabuktan ibaret.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,2bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Aşkın, özgürlüğün ve direnişin romanı: Jane Eyre
10/10
·626 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2025 14:17
Jane Eyre, ilk başta klasik bir aşk romanı gibi görünse de aslında çok daha fazlasını barındırıyor. Küçük yaşta ailesini kaybeden ve yengesinin yanında sevgisiz büyüyen Jane’in hayata karşı verdiği mücadele, özellikle genç kadın okurları etkileyebilecek türden. Eser, Jane’in özgürlük, adalet ve bağımsızlık arayışını merkeze alırken; dönemin kadın rollerine karşı duruşuyla da dikkat çekiyor. Zaten bu yüzden ilk yayınlandığı zamanlarda fazla "cesur" bulunmuş, hatta uygunsuz olarak damgalanmış. Ama belki de bu eleştiriler, onu zamanla daha güçlü ve kalıcı hale getirdi. Charlotte Brontë, o dönem için çok radikal sayılabilecek bir kadın karakter yaratmış. Jane, sadece sevilmek istemiyor; saygı görmek, eşit kabul edilmek ve kendi ayakları üzerinde durmak istiyor. Edward Rochester’a duyduğu aşka rağmen, kendi ilkelerinden asla vazgeçmiyor. “Ben ruha sahibim... ve kalbim tıpkı seninki kadar dolu!” sözü, onun tüm roman boyunca savunduğu eşitliği net bir şekilde ortaya koyuyor. Roman sadece bireysel bir gelişim hikâyesi değil, aynı zamanda dönemin ataerkil toplum yapısına da ince bir başkaldırı. Jane’in iç sesi, okuyucuyu hem düşündürüyor hem de duygusal olarak bağlıyor. “Kadınlar yalnızca süslenmek ve konuşmak için yaratılmadı; onlar da hisseder, düşünür ve ister.” gibi cümleler, Brontë’nin feminist sayılabilecek duruşunu destekliyor. Kitapta bazı yerlerde anlatım biraz ağırlaşsa da, karakter gelişimi ve duygu geçişleri bu açığı kapatıyor. Yazarın empati kurdurma gücü çok yüksek. Jane’in hayatında sürekli bir yalnızlık, bastırılmışlık ve buna rağmen yılmama hali var. Jane Eyre, içindeki mücadele ruhuyla ve zamanının çok ötesindeki duruşuyla sadece bir klasik değil, aynı zamanda feminist edebiyatın öncülerinden biri olarak da görülebilir. Özellikle genç kadın okuyucuların,
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,2bin okunma
10/10
·240 syf.··
2024 18. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2024 00:47
Öncelikle çok akıcı bir kitap birkaç saatte okudum. Fantastik kitapları okumamama karşın güzel bir kitaptı. Kesinlikle tavsiye ederim. Karısının intikamını almak isteyen Kaya'nın mahallede geçim derdiyle başlayıp Armageddon savaşına kadar ki serüvenini anlatıyor. Kitaptaki o kuyu sahnesi eminim ki hepimize Şahmeran efsanesini hatırlatmıştır. Kaya'nın bir çok yerde ölmemesine çok şaşırmıştım.
1K
Gölgelerin İçinden ArmageddonAhmet Kaya · İkinci Adam Yayınları · 202444 okunma
10/10
·83 syf.··
Beğendi
·
2023 40. kitabı
Stefan Zweig gerçekten bu kitabında psikoloji konusunda ne kadar başarılı olduğunu bir kez daha kanıtlamış. Okudukça içine çeken ve her bir karakterin ayrıca iç dünyasının yansıtıldığı çok iyi bir kitap. Kitabımız birbirini tanımayan ama ortak noktaları satranç oynamak olan üç kişiyi konu ediniyor. Bu kişiler sırasıyla Dr.B, Mirko Czentovic ve anlatıcı. Bu üç ana karakter New Yorktan Buenos Aires’e giden bir gemide daha yeni de bahsettiğim ortak noktaları olan satranç sayesinde bir araya geliyorlar ve hikaye burdan sonra başlıyor. Satrancın nesi çekici olabilir diyorsunuzdur belki de içinizden fakat emin olun öyle değil. Her bir karakter 2. Dünya savaşının etkisinde olan Stefan Zweigin iç dünyasının bir yansıması. Tabi durum böyle olunca okuması benim açımdan bir hayli zevkli oluyor sizede kesinlikle okumanızı tavsiye edeceğim bir kitap,şimdiden keyifli okumalar.
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,6bin okunma
Puan vermedi·330 syf.··
Beğendi
·
2023 17. kitabı
Ve yine Livaneli farkı... kitabı okumam konusunda çok fazla öneriler alıyordum en sonunda alıp okudum ve bayıldım kitabın kurgusu, dili, okuyucu içine alması, o kadar mükemmel bir o kadar sanatkare bir teknikle yazılmış ki sonuyla başının asla bir olmayacağı düşüncesi ben gibi bütün okuyucuları şaşırtacak durumda. Mehmet'in hikayesini gazeteci kızdan daha fazla merak ediyordum ve kız ısrar ettikçe içgüdüm ona yardımcı oluyordu. Rusya ve optima arası gelişen bu roman aslında olmayan karakteri sanki varmış gibi o zamana kadar yaşamış gibi göstermesi kitabın çok çok farklı bir yanını ele almıştı. Kendimi kitabı o kadar kaptırdım ki sonunun böyle olacağını hiç tahmin etmedim öğrendikten sonra da içimden inkar edesim geldi çünkü Ahmet ve Mehmet gerçekten var olan insanlardı ve birinin diğerini hayali olarak varsayması beni hayal kırıklığına uğrattı Rusya'nın cezaevinde çok zorlu mücadeleler veren ve yaşamında binlerce darbe almış bazı okuyuculara göre hasta bazı okuyuculara göre paranoyak ve bazı okuyuculara göre de mükemmel bir karakteri canlandırıyordu. Livaneli'nin okuduğum bütün kitapları arasında beni en çok hayrete düşüren ve en çok etkileyen kitabı kardeşimin hikayesi diyebilirim. İnsanlara dokunmayı, aşkı, sevgiyi, insanları kendisinden uzak tutmuş karakter farklı bir insanı canlandırıyor. Genel olarak kitabı çok beğendim ve tavsiye ederim.
Edebiyat
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,7bin okunma