-Nolursun Haydar Usta… Gözüm Haydar Usta. Bak, bir obanın çoluğu çocuğu, yaşlısı genci senin ağzının içine bakıyorlar. Ne dersin Ustam? +Ulan ne biliyorsunuz Allah’ın benim her isteğini yapacağını?
Sayfa 13
Alıntı
"Biliyor musun, gezegenlerin hareketini her gün izlemek, günlük hayatlarımızın ne kadar küçük ve önemsiz olduğunu anlamanı sağlıyor. Tartışıyoruz. Kavga ediyoruz. Çabalıyoruz. Servetimizi artırmak için rekabet ediyoruz. Evrene bak. Hareketi devasa bir saat gibi çok dinamik. Dünya bu saatin çarklarındaki küçük bir dişliden ibaret, insanların yarattığı fark ise bakterilerinkinden fazla değil. Kısa hayatlarını yaşayan, küçük savaşlarında savaşan milyonlarca ve milyonlarca bakteri. Evrenin mekanizmaları olmasaydı hiçbirimizin var olamayacağını durup düşünmüyorlar bile. İnsanların ne yaptığına bak—ölmeden önce asla harcamayacakları bir banka hesabı için birbirlerini öldürüyorlar. Bu saçmalık." "You know, watching the movement of the planets every day makes you realize how small and insignificant our daily lives are. We argue. We fight. We struggle. We compete to increase our wealth. Look at the universe. Its movement is so dynamic, like a huge clock. The earth is just a cog in the gears of the clock, and humans make no more difference than bacteria do. Millions and millions of bacteria living their short lives battling their petty battles. They don’t stop to think that without the mechanisms of the universe, none of us would exist. Look at what people do—they kill each other for a deposit in the bank, which they will never spend before they die. It’s ridiculous.”
Deme şu niçin şöyle, Yerincedir ol öyle, Bak sonuna sabreyle, Mevlâ görelim neyler, Neylerse güzel eyler. (İbrahim HAKKI)
Şhevek sistemlerini eleştiriyor!
Sanırım şunu bir görevi reddettiğimizi söylemeye utandığımızı; toplumsal vicdanın bireysel vicdanda bir tür denge tutturmak yerine ona tümüyle egemen olduğunu söylemeye çalışıyorum. Biz işbirliği yapmıyoruz biz emre uyuyoruz. Dışlanmaktan, tembel, işlevsiz, bencil diye adlandırılmaktan korkuyoruz. Komşumuzun düşüncesinden, kendi seçim özgürlüğümüze saygı gösterdiğimizden daha fazla korkuyoruz. .. hele bir dene çizgiyi aşmayı dene, yalnızca hayalinde, sonra da neler hissettiğine bak. işte o zaman Tirinin ne olduğunu, neden çöküp yitik bir ruh olduğunu anlarsın. Bir suçlu o! Suçu yarattık,tıpkı mülkiyetçiler gibi. Bir insanı kendi onay alanımız dışına çıkmaya zorluyoruz, sonra da onu bu nedenle suçluyoruz. Yasalar yaptık, geleneksel davranış yasaları, tüm çevremize duvarlar ördük ve bunları göremiyoruz. Çünkü düşüncemizin bir parçası onlar. Tir bunu hiçbir zaman yapmadı. On yaşından beri tanıyorum onu. Hiç yapmadı, hiç duvar örmedi. O doğuştan isyancıydı. Doğuştan Odocu'ydu gerçek bir Odocu.! Özgür bir insandı, ama diğerleri biz kardeşleri ise onu ilk özgür eylemi nedeniyle cezalandırıp delirttik. "
Sayfa 280 - metis·Kitabı okudu
İnsan kaybolmayı ister mi? Ben işte istedim bayım. Uzaklara gittim Uzaklar sana gelmez, sen uzaklara gidersin Uzaklar seni ister, bak uzaklar da aşktan anlar bayım!