7/10
·272 syf.··
2021 293. kitabı
Bir zamanlar çok huysuz küçük bir çocuk varmış. Babası ona bir torba çivi verip, her sinirlendiğinde çite bir çivi çakması gerektiğini söylemiş. İlk gün çocuk çite 37 çivi çakmış. Çocuk, önümüzdeki birkaç hafta içinde yavaş yavaş öfkesini kontrol etmeye başlamış ve çite çaktığı çivilerin sayısı yavaş yavaş azalmış. O çivileri çite çakmaktansa öfkesini kontrol etmenin daha kolay olduğunu keşfetmiş. Sonunda, çocuğun kendini hiç kaybetmediği gün gelmiş. Çite çakılacak hiç bir çivi kalmamış. Durumu babasına haber vermiş. Bu defa baba, çocuğuna, öfkesini kontrol altında tuttuğu her gün bir çivi çekmesini önermiş. Günler geçmiş ve delikanlı sonunda babasına tüm çivileri söktüğünü söylemiş. Baba, oğlunun elinden tutmuş ve onu çivileri çakıp çıkardığı çite götürmüş. “İyi iş çıkardın oğlum, ama çitteki deliklere bak. Çit, asla eski aynı çit olmayacak. Bir şeyleri öfkeyle söylediğinde tıpkı bunun gibi bir iz bırakırız. Bu durum, birini bıçakladıktan sonra bıçağı onun gövdesinden çıkarmak gibidir. Kaç kere özür dilerim desen de bıçak veya çivi yarası hep orada kalacaktır
Zero LimitJoe Vitale · Pegasus Yayınları · 20161,077 okunma
Puan vermedi·202 syf.··
2021 298. kitabı
Bir zamanlar çok huysuz küçük bir çocuk varmış. Babası ona bir torba çivi verip, her sinirlendiğinde çite bir çivi çakması gerektiğini söylemiş. İlk gün çocuk çite 37 çivi çakmış. Çocuk, önümüzdeki birkaç hafta içinde yavaş yavaş öfkesini kontrol etmeye başlamış ve çite çaktığı çivilerin sayısı yavaş yavaş azalmış. O çivileri çite çakmaktansa öfkesini kontrol etmenin daha kolay olduğunu keşfetmiş. Sonunda, çocuğun kendini hiç kaybetmediği gün gelmiş. Çite çakılacak hiç bir çivi kalmamış. Durumu babasına haber vermiş. Bu defa baba, çocuğuna, öfkesini kontrol altında tuttuğu her gün bir çivi çekmesini önermiş. Günler geçmiş ve delikanlı sonunda babasına tüm çivileri söktüğünü söylemiş. Baba, oğlunun elinden tutmuş ve onu çivileri çakıp çıkardığı çite götürmüş. “İyi iş çıkardın oğlum, ama çitteki deliklere bak. Çit, asla eski aynı çit olmayacak. Bir şeyleri öfkeyle söylediğinde tıpkı bunun gibi bir iz bırakırız. Bu durum, birini bıçakladıktan sonra bıçağı onun gövdesinden çıkarmak gibidir. Kaç kere özür dilerim desen de bıçak veya çivi yarası hep orada kalacaktır
İçindeki Gücün SırrıJoseph Murphy · Olimpos Yayınları · 2023415 okunma
Reklam
8/10
·384 syf.··
2026 176. kitabı
Üstün Başarı #okudumbitti Acar Baltaş’tan okuduğum ilk kitaptı ve açıkçası yazarın sade, anlaşılır ama bir o kadar da sağlam duran kalemini çok sevdim. Üstün Başarı, isminden dolayı ilk bakışta sadece ders çalışma ya da sınavlara hazırlanma kitabı gibi görünebilir; ama aslında bundan çok daha fazlası. Kitap başarıyı yalnızca yüksek notlar, iyi okullar ya da parlak kariyerler üzerinden anlatmıyor. İnsanın kendi potansiyelini tanıması, onu hayata geçirmesi, öğrenmeyi sürdürebilmesi ve bunu yaparken ruhsal dengesini de koruyabilmesi üzerine çok güzel bir yol haritası sunuyor. Bu yönüyle hem öğrenciler hem anne babalar hem de kendini geliştirmek isteyen herkes için okunabilecek bir kitap olmuş. En sevdiğim tarafı, “hadi motive ol, her şeyi başarırsın” gibi havada kalan cümlelerle ilerlememesi oldu. Daha gerçekçi, daha uygulanabilir ve insanı suçlamadan düşündüren bir dili var. Erteleme, odaklanma, sınav kaygısı, öğrenilen bilgiyi kalıcı hâle getirme, hedef belirleme gibi konulara değinirken insan ister istemez kendi alışkanlıklarını da sorguluyor. Ben okurken bazı yerlerde “Evet, ben bunu biliyorum ama uygulamıyorum” diye düşündüm. Özellikle öğrenmenin sadece masa başında geçirilen saatlerden ibaret olmadığını göstermesi çok kıymetliydi. Duygusal denge, olumlu tutum, anlam duygusu ve kişinin kendini tanıması da başarının bir parçası olarak ele alınmış. Bu bakış açısı kitabı kuru bir çalışma rehberi olmaktan çıkarıp daha bütüncül bir kişisel gelişim kaynağına dönüştürüyor. Anlatımı akademik terimlerle yorucu hâle gelmeden ilerliyor. Sanki alanında çok deneyimli biri karşınıza oturmuş da size sakin sakin “Bak, başarı böyle bir şey; acele etmeden, kendini tanıyarak ve doğru yöntemlerle ilerleyebilirsin” diyormuş gibi. Bu samimi ve güven veren tonu çok sevdim. Bence
Üstün BaşarıAcar Baltaş · Doğan Kitap · 2026321 okunma
Puan vermedi·97 syf.··
2026 5. kitabı
Cumhuriyet döneminin tanınmış yazarlarından Orhan Kemal'e ait romanımız Baba Evi ve Avare Yıllar olarak iki bölümden oluşmakta. Türk edebiyatında çocukluktan gençliğe geçişi en iyi anlatan eserlerden biri olan bu kitabımızın toplam sayfa sayısı iki yüz yirmi bir. İlk bölümü oluşturan ''Baba Evi'' ise doksan yedi sayfa. Kitap girişi Orhan Kemal'in hayatına ve eserlerine ayrılarak yazar hakkında ön bilgilendirme yapılmış. Orhan Kemal edebi hayatına şiirle başlamış ancak şiirin yanında deneme niteliğinde olan düzyazılar da yazmaktaymış. Orhan Kemal’in çalışmaları arasında bir roman denemesi bulan ve çok beğendiğini belirterek ona “Bırak şiiri miiri birader; hikaye yaz, roman yaz sen” diyen Nazım Hikmet'le olan tanışıklığının da bin dokuz yüz kırk yılında Bursa Cezaevinde olduğunu bu bilgilendirmelerden dolayı öğreniyoruz. Kitabımızın ilk bölümünde yer alan eser adı Baba Evi... Otobiyografi türündeki bu eserde kimi zaman biyografik öğelerden de faydalanılarak; toplumda saygınlığı bulunan, statü sahibi, ataerkil bir ailenin konakta yaşadığı günler anlatılır.. Önsözde yazar Adana kahvehanelerinden birinde Küçük Adamı tanıdığını sohbet sırasında onun hayatından etkilendiğini ve yazmaya karar verdiğinden bahseder. Küçük Adamın hikayesidir kitapta anlatılan ancak Orhan Kemalin hayatını az çok bilenler kurgusal karakterlerin yanında kendi hayatından derin izler taşıdığını rahatlıkla görebilirler. Baba evinin anlatımı Çanakkale savaşlarının devam ettiği dönemde küçük adamın doğumunun dedesi tarafından askeri görevde olan babaya telgraf çekilerek haber edilmesiyle başlar. İlerleyen sayfalarda Osmanlı’nın son demlerinde zaman zaman görevi dolayısıyla başka şehirlere gitmek zorunda kalan otoriter, despot bir yapıya sahip babanın çocuklarının okumasını, onların saygın bir meslek
Baba EviOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20082,757 okunma
Murakami okumayı düşünüyorsanız sövgüme bi bakabilirsiniz .d
Puan vermedi
Hani Avrupa'nın en prestijli sanat galerilerinden birinde sergilenen bi muz tuvali vardır ya, Murakami de günümüz edebiyat dünyasında o muz portresini temsil eden kişidir diye düşünüyorum. Yani insan bir kitabını okur ve bu lafı derse belki önyargı, belki de anlayışsızlık diye yorumlanabilir, buna okeyim. Ama aynı yazarın diğer kitaplarını okuduktan sonra da da aynı şeyi derse burada cidden düşünülmesi gereken bir şey vardır. Ben şahsen Murakami'nin günümüz çarpık sanat ve edebiyat anlayışının bir ürünü olduğunu, o "ne yaptığını çok iyi bilen yazar!" sloganının altında da safi fos bir ezik olduğunu düşünüyorum. Murakami resmen amerikan "üstkimliği" psikolojisinin altına kendini yatırmış, komplekslerinin farkında olmayan, ezik bir temcit pilavcısı. Metinlerinde hep aynı konular ve kelimelerin altında da aynı zihniyet var: cinsellik, etik dışılık ve kompleks. Peki diyelim, belki bu aykırılıkları zekice birbirine bağlamıştır, bu kadar ünlü ve emin olunan bir yazar olduğuna göre bunları ustaca bir bağlamla sunuyordur diyorsunuz, "o seks ama aslında seks değil, rüya ama rüya değil, tecavüz ama tecavüz değil işte" lafları ve anlatılarının herhalde beklenmedik, alışılmışı bozan ve mutlaka mantıklı bir sebep sonuç ilişkisi vardır diyorsunuz, sayfalarca safi bu konular üzerinden dönen mevzuları okuyor duruyorsunuz, ama sonra bir bakıyorsunuz hiçbir bağlam yok. Yazar meğerse safi yazıp geçiyormuş. Olaylar bildiğin sebep sonuç ilişkisinden bağımsız. Hadi onu da sktir ettik diyelim, belki bize başka bir bağlam sunar diyorsunuz, yok. yazar onu da vermiyor .d sadece şu var "her şey inanılmaz elit, bak ara sıra çoh ilginç karakterlerle sizin iştahınızı da açıyorum, ara sıra yunan tragedyasına dokunduruyorum (sebep sonuç arıyosanız bu sayın iştee) filan..." Ya bu arada o ilginç
İmkansızın ŞarkısıHaruki Murakami · Doğan Kitap · 201513,9bin okunma
Calvino’yu anlayamamak…
Puan vermedi·128 syf.··
2026 37. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 19:40
Bir yazarı okumakta ve anlamakta hiç bu kadar zorlandığımı hatırlamıyorum. Palomar’dan sonra bu okuduğum ikinci kitabı oldu, belki de yanlış kitaplardan başladım bilemiyorum. Görünmez Kentler’i de almış olduğum için okuyacağım, oradan da bir şey alamazsam sanırım tekrar okumayacağım bir yazar. Şöyle bir his veriyor bana, ben çok şey biliyorum, bak böyle dolambaçlı cümleleri nasıl da kuruyorum, sen bunları anlamasan da olur ama anlayabilmelisin diyen bir yazar… Seveni çok, kıymetli de bir isim, gömmek benim haddim değil ama ben Calvino ile çok istememe rağmen anlaşabilmiş değilim. Epey tecrübeli bir okur olduğum için de bunun suçluluğunu duymuyorum. Üzülüyorum diyebilirim. Bu kitabını kurgu okumayı seven Tarot meraklılarının özellikle seveceğini ve daha iyi anlayacağını düşünüyorum. Kolektif bilinçdışının bir temsili olarak tarot kartlarını kullanıyor ve onlar üzerinden hikayeler anlatıyor. Fikir şahane ama gel gör ki hikayelerin içine girmek kolay değil. Belki minicik olarak siyah-beyaz verilen kart görselleri renkli ve daha büyük olabilseydi (ki böyle bir tasarımı koskoca YKY neden yapmadı anlamak zor) durum farklı olabilirdi.
Edebiyat & Roman
Kesişen Yazgılar ŞatosuItalo Calvino · Yapı Kredi Yayınları · 2020590 okunma
Reklam
Reklam