Ne yalan söyleyeyim, bu kadar derin bir hikayeyle karşılaşmayı beklemiyordum. Kitabı okumadım, yaşadım desem yeridir. Çünkü yazarın kalemi ve yarattığı sinematografi öylesine güçlü ki kendimi Leningrad'ın karla kaplı sokaklarında yürürken, siren sesleri arasında nefes almaya çalışırken ve karakterlerin yaşadığı her duyguyu iliklerime kadar hissederken buldum. Kitabın bu kadar çok okurun kalbinde iz bırakmasının sebebi bence bu. İçimden bir ses kitabın dizi ya da filminin yapılacağını söylüyor.
Olaylar, Almanya'nın 1941 yılında Sovyetler Birliği'ni işgal etmesiyle başlıyor. Herkes ekmek ve yiyecek kuyruklarında beklerken, Tatyana kendine bir dondurma alıp otobüs durağında oturuyor. Tam da o sırada Kızıl Ordu subayı Alexander Belov ile karşılaşıyor. Elbette birbirlerine âşık oluyorlar; fakat aralarında büyük bir engel var: Tatyana'nın ablası Daşa. Daşa, Alexander'a takıntılı bir şekilde âşık ve ne yazık ki Alexander ile Tatyana'dan önce tanışmış.
Karşılaşma sahnesini ve sonrasında iki karakter arasında gelişen diyalogları son derece güçlü, samimi ve etkileyici buldum. En sevdiğim karakter ise Tatyana oldu. Bazı okurlar onun davranışlarını çocukça ve aptalca bulmuş. Ben buna kesinlikle katılmıyorum. Kitaptaki en olgun ve en güçlü karakterlerden biri Tatyana'ydı. Üstelik henüz 17 yaşında olduğunu da unutmamak gerek. Onun yaşında birinin vereceği tepkileri yargılamak yerine anlamaya çalışmak gerektiğini düşünüyorum.
Daşa'ya sinirlendiğim yerler oldu ama bu öfkem Alexander'la ilgili değildi. Tatyana'yı sürekli küçümsemeye çalışması, onu geri planda bırakması ve yer yer iğneleyici tavırları sinirime dokundu. Yine de aldatılmayı hak ettiğini düşünmüyorum. Ama garip bir şekilde Alexander'ı kitabın ortalarına doğru bu konuda suçlamayı bıraktım ve davranışının arkasındaki
Bronz AtlıPaullina Simons · Pegasus Yayınları · 20161,557 okunma
Kitap kulübümün bana kazandırdığı çok kıymetli bir eser oldu. Ne Tanpınar'ı okumuş ne de Murat Menteş'i tanımıştım; aksine polisiye tarzına sıcak bakmamıştım. Bu kitapla her şeye bakış açım değişti, diline hayran oldum. Günlerce konuşabilirim bu konuda. Kitabı anlatan en güzel söze, kitapta alıntı olarak yer vermişler. "Yüzbinlerce insanın, küçük bir yere doluştukları toprak parçasını çirkinleştirmek için vargüçleriyle uğraşsalar da; orada hiçbir şey yeşermesin diye her yana beton döküp, filizlenen her bitkiyi kökünden koparmış, havayı kömür ve petrol yakarak alabildiğine kirletmiş, çevredeki tüm ağaçları kesmiş, tüm dört-ayaklıları, kuşları kovmuş olsalar da, ilkbahar yine de ilkbahardı. Sevgiyle kalın.
Uykunun Formülü - Kamil İçöz
Modern hayatın temposunda çoğu zaman yorgun düşüyor, zihnimizi susturamadığımız için kaliteli uykuya hasret kalıyoruz.
"Uykunun Formülü", uykunun sadece biyolojik bir ihtiyaç olmadığını, aynı zamanda doğru niyet ve sünnetlerle bir ibadete dönüşebileceğini anlatan çok değerli bir eser.
Yazar, uykusuzluğun sebeplerini ele alırken Kur'an ve Sünnet ışığında huzurlu bir uyku için uygulanabilir tavsiyeler sunuyor.
Özellikle Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) uyku adabını sade ve anlaşılır bir şekilde aktarması kitabın en etkileyici yönlerinden biri.
Kitabı okuduktan sonra anlatılan bazı tavsiyeleri uygulama fırsatı buldum ve gerçekten faydasını gördüm.
Daha rahat uyumaya başladım ve uykuya bakış açım değişti.
Bu kitap bana, hayatı değiştiren şeyin her zaman daha fazla çalışmak değil, doğru alışkanlıklar ve doğru sistemler kurmak olduğunu hatırlattı.
Daha huzurlu, verimli ve bilinçli bir yaşam için güzel bir başlangıç yapmak isteyen herkese tavsiye ederim
Kış Bahçesi, aile bağları, anne-kız ilişkileri, savaşın insan hayatında bıraktığı izler ve sevginin iyileştirici gücü üzerine etkileyici bir romandır. Hikâye, annelerinin geçmişindeki sırları öğrenmeye çalışan iki kız kardeşin yolculuğunu anlatır. Geçmiş ve günümüz arasında gidip gelen anlatım, okuyucuyu duygusal olarak derinden etkiler.
Kristin Hannah, karakterlerin duygularını başarılı bir şekilde yansıtarak okuyucunun onlarla bağ kurmasını sağlar. Özellikle savaş dönemine ait bölümler oldukça etkileyici ve hüzünlüdür. Kitap, aile içindeki kırgınlıkların ve yanlış anlaşılmaların sevgiyle nasıl aşılabileceğini bizlere göstermektedir.
Kış Bahçesi, sadece bir aile hikâyesi değil; bazen en çok sevdiğimiz insanların bile taşıdığı acıları göremediğimizi anlatan çok dokunaklı bir roman. Kitabı okurken anne karaktere zaman zaman kızdım, zaman zaman da ona derin bir üzüntü duydum. Hikâye ilerledikçe davranışlarının arkasındaki nedenleri öğrendikçe bakış açım tamamen değişti.
Özellikle savaş yıllarını anlatan bölümler beni en çok etkileyen kısımlar oldu. İnsanların hayatta kalmak için nelerden vazgeçmek zorunda kaldığını görmek hüzün vericiydi. Kitabın sonunda ise hem burukluk hem de umut hissi kaldı.
Bence Kış Bahçesi, okuduktan sonra uzun süre akılda kalan, insanı kendi ailesi ve sevdikleri üzerine düşündüren güçlü bir roman. Okumak isteyenler için tavsiye ederim...
Kış BahçesiKristin Hannah · Doğan Kitap · 20256bin okunma
Merhabalar arkadaşlar bu kitap bana hediye olarak gelmişti.
Kitapta su, dua ve sadece su üzerine değil, beslenme üzerine bazı bilgiler vardı. Ama benim için bunlar çok da yeni şeyler değildi. Zaten daha önce okuduğumuz makalelerde, izlediğimiz beslenme videolarında ya da bir diyetisyenin/uzmanın anlattığı temel bilgilerle benzer içeriklerdi.
Ayet ve hadislerden de bahsedilmiş fakat herhangi bir kaynak verilmemişti. Hangi sure, hangi ayet, hangi hadis hangi kaynakta geçiyor bunlar belirtilmemişti. Açıkçası ben bu durumlardan rahatsız oluyorum.
Bir diğer dikkat çekici nokta da yazar adıyla ilgiliydi. “Mustafa Kaya” isminin gerçek bir kişiden ziyade bir rumuz olduğu yönünde bazı bilgiler var. Yazarı açık şekilde bulamamak da kitapla ilgili güven duygumu zayıflattı.
Ayrıca kitap, özellikle internet ortamında çok fazla övülüyor: “muhteşem bir kitap”, “suya bakış açım değişti”, “hiç bilmediğim şeyler öğrendim” gibi büyük iddialar var. Ama ben açık konuşayım, kitapta öyle çok sıra dışı, hiç bilinmeyen bir bilgiye rastlamadım.
Yanlış ya da eksik bilgi var demiyorum ama benim için “çok etkileyici ve çığır açıcı” bir içerik de değildi. Açıkçası okumasaydım da olurmuş dedirtti.
Belki de beni en çok şaşırtan şey bu kadar abartılı bir şekilde övülmesi oldu. Çünkü bahsedilen bilgilerin çoğu zaten genel beslenme ve yaşam bilgileri içinde sıkça karşılaşılan şeyler.
Kısacası, kötü bir kitap değil ama benim beklentimi de karşılamadı.
Su KanunuMustafa Kaya · Fenomen Kitaplar · 20162,184 okunma
Bu kitap bana bir kez daha şunu hatırlattı: İnsan için en önemli şeylerden biri sorgulamaya ve soru sormaya başlamaktır.
Kitaplar insanların düşüncelerini, deneyimlerini ve yaşamdan çıkardıkları dersleri bize ulaştıran en değerli araçlardan biridir. Okuduklarımız yalnızca bilgi kazandırmaz; düşüncelerimizi, duygularımızı ve hayata bakış açımızı da dönüştürür.
Bu kitap; farkındalık, düşünce gücü, şükür, esneklik ve kişisel gelişim üzerine birçok değerli bakış açısı sunuyor. Özellikle şu cümle uzun süre benimle kalacak:
Hayali gerçekleştirmenin yolu, onu şu anda oluyormuş gibi yaşamaktır.
İlk kez bir kitabın altını bu kadar çok çizerek okudum. Ayrıca sonunda yer alan kitap ve yazar önerileri, kendini geliştirmek isteyenler için ayrı bir değer katmış.
Sabır kavramına bakış açım biraz farklı olsa da, kitapta verilen mesajların kıymetini azaltmıyor. Aksine, her sayfasında insanı düşünmeye, kendine dönmeye ve farkındalığını artırmaya davet ediyor.
Bu kitabı bitirdiğimde bir kez daha anladım ki; hayatımızı değiştirmek istiyorsak önce düşüncelerimizi, sonra kendimizi değiştirmeliyiz.
Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum
@voolkanerkan
@zihniniyenidenyapilandir
@destekyayinlari
Ruhumun Aynası