Bu sene okuduğum ve aklımda en çok kalan romanlardan biri
9/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Bala Es Kar sadece bir roman değil; arkasında muazzam bir araştırma, tarihsel izler, mitolojik göndermeler ve insanın zihnini sürekli “Acaba… gerçekten olabilir mi?” diye sorgulatan bir kurgu var. Pek çok yerde kendimi “Bu sadece bir hikâye mi, yoksa bildiğimiz tarihin arka odasında başka bir gerçeklik mi var?” diye düşünürken buldum. Kitap oldukça uzun ama inanılmaz akıcı. Yazar, Göktürk tarihini, kadim sembolleri, şamanik öğretileri ve alternatif tarih okumalarını çok başarılı bir şekilde birleştirmiş. Üstelik sadece tarih ve mitolojiyle yetinmiyor; DNA, genetik hafıza ve atalarımızdan taşıdığımız kodlar üzerine de çok derin ve detaylı şekilde duruyor. Bu kısım, insanın kim olduğunu sadece kültürel olarak değil, biyolojik ve enerjetik düzeyde de yeniden düşünmesine neden oluyor. Bu yüzden beni inanılmaz bağladı; sonuna kadar büyük bir merakla, çok kısa bir sürede okuyup bitirdim. “Ba La Es Kar”, sadece bir macera romanı değil; insanın kökenine, hafızasına ve kolektif bilinçaltına dair bir yolculuk.
Bala Es KarGök Türk · MD Basım · 2020113 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2026 29. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 21:34
Günahları taşmış biri var ki Allah bu cezayı verdi Merhaba arkadaşlar bu akşam #atsiz kaleminden #delikurt kitabını yorumlamaya geldim Bu kitap sade Ama oldukça etkileyici bir dil kullanır okurken kendimizi bir kahramanlık destanının içinde bulabiliriz.. Bu kitabı bana yine kitapları çok seven bir arkadaşım tavsiye etmişti iyi ki de etmiş okuduğuma hiç pişman değilim size de tavsiye ederim.. Deli kurt bir aidiyet hikayesidir hiçbir zaman oturamayacağı bir tahtın gölgesinde yaşayan aşkı ve kaderi arasında sıkışmış kalmış bir askerin hüzünlü destanını anlatmaktadır Şamanizm izleri taşıyan Gökçen karakteri üzerinden eski Türk inançlarına ve doğaüstü motiflere yer vermektedir Kim isterseniz kitaba geçelim: Satı kadın Çakır'ın süt anası olan ve 2 yaşında oğlu evlenme yaşayan Çakır'ı sahici bir ana kadar seven Türkmen kadınıdır büyük oğlumun niğbolu Savaşı'nda kocasına Ankara Savaşı'nda şehit verir iki kızını evlendirip gurbete göndermiştir küçük oğlu evlenme yalnız kalmıştır sipahi olan sütü olacakları çok sever.. Bala hatun Yıldırım beyazıt'ın oğullarından İsa Bey'in haremidir Türk'ün Türk'ü kırdığı o korkunç Ankara Savaşı'ndan sonra Yıldırım Beyazıt tutsak düşüp kendi canına kıyınca oğulları Beylik davasına kalkarlar büyük bir aşk da sevdiği Bana hatun 3-4 ay sonra dünyaya bir çocuk getirecektir bu çocuk erkek olur ve kendisi de davayı kaybederse kardeşleri bu çocuğu sağ bırakmazlar. Aradan 10 yıl geçer kardeşlerin en küçüğü olan Mehmet bey Osmanlı ülkesine bey olur Çakır ile ciddi bir kızla evlenmiş Ayşe ve Fatma adında iki kızları olmuştur Çakır 10 yıl sonra Bala hatunu ve satık kadını görmek için tımarını bırakıp sadık adının köyüne gider sadık adından Bala hatun'un öldüğünü ve çocuğunun ismini Murat koyduğunu öğrenirler köylüler burada deli kurt lakabına takarlar.
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202019,7bin okunma
Reklam
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 09:39
Kim bu "Deli Kurt " diye aldığım kitapta Yıldırım Bayezid'in oğullarından İsa Bey'in oğlu "Murat" ı okudum..."Murat", varlığı Osmanlı'nın entrikalarına kurban gitmesin diye adı sanı gizlenmiş bir Şehzade aslında... Onu Deli Kurt yapan da ata olan sevdası... Karış karış bildiği yolu şaşıracak olsa bile can yoldaşı bildiği atı ona yol gösteriyor...Bala Hatun'nun oğlu "Deli Kurt" Osmanlı hanedanına mensup olduğunu bilmeden yetişmiştir yiğitçe... Türkmen obalarında Deli Kurt'la beraber Türk'ün çadırlarına konuk oluyor insan...Mis gibi tarhana çorbası, etli börek ve pestil ezmesinin tadını damağınızda hissediyorsunuz sanki... Kendini sadakatle bekleyen karısı olmasına rağmen kadere iman etmeyen Gökçen Kız'a gönlünü kaptırır "Deli Kurt"... Kitabı okuduktan sonra kendime sorduğum soru şu oldu... "insanlar soylarına göre mi yoksa dinlerine göre mi ayırmalıydı...? (Burada benim "hümanist" duygularım heyheylendi ama.) Türklerin İslamlaşma sürecini sorguladım...Türk'ün kendi öz inancı kendinde mi kalmalıydı diye yine sorguladım... Sonra iyiki bir " Nihal Atsız" geçmiş bu ülkeden dedim...
1000Kitap
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202019,7bin okunma
Puan vermedi·228 syf.··
2026 30. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 07:53
Yemek yapmayı, yeni tatlar keşfetmeyi ve her malzemenin ardındaki hikâyeyi öğrenmeyi seven biri olarak “Yiyecekler Olmasaydı” benim için oldukça keyifli ve düşündürücü bir okuma oldu. Sağlıklı, organik ve özüne yakın yiyeceklere olan ilgim nedeniyle kitap boyunca anlatılan birçok detay beni hem etkiledi hem de sofralara bakış açımı değiştirdi. Çünkü bazen bir ekmeğin, bir kaşık yoğurdun ya da birkaç damla zeytinyağının yalnızca bir yiyecek olmadığını unutuyoruz. Kitap; peynirden zeytine, domatesten yumurtaya, ekmekten bala kadar hayatımızın merkezinde olan yiyeceklerin insanlık tarihindeki yerini anlatıyor. Özellikle peynirin sabırla dönüşen hikâyesi, zeytinin medeniyetlerle kurduğu bağ, domatesin mutfakları değiştiren yolculuğu ve yoğurdun taşıdığı kültürel miras beni en çok etkileyen bölümler arasında oldu. Bunun yanında baharatların dünyayı nasıl değiştirdiğini, makarnanın nasıl küresel bir fenomene dönüştüğünü, ekmeğin insanlık tarihindeki yerini okumak da çok keyifliydi. Kitabın en sevdiğim yönlerinden biri, bilgiyi sıkmadan anlatabilmesi oldu. Tarih, gastronomi, kültür ve insan ilişkileri bir araya gelince ortaya çok sıcak ve samimi bir anlatım çıkmış. Sayfalar ilerledikçe aslında yiyeceklerin yalnızca karın doyurmadığını; insanları bir araya getirdiğini, kültür oluşturduğunu ve nesiller arasında görünmez bağlar kurduğunu daha iyi anlıyorsunuz. Benim için bu kitap, mutfağa olan sevgimi daha da derinleştiren bir okuma oldu. Yeni tarifler denerken duyduğum heyecanın, doğal ürünlere olan ilgimin ve yemek yaparken hissettiğim huzurun aslında ne kadar köklü bir geçmişe dayandığını fark ettim. Özellikle tarhana, turşu, yoğurt gibi geleneksel yiyeceklerin yalnızca bir lezzet değil; aynı zamanda ortak hafızamız olduğunu hissettiren bölümler çok
Yiyecekler OlmasaydıTuğba Parıltı · Masa Kitap · 20268 okunma
"Nedir bu aşınan anlaşılmama sancısı"
10/10
·89 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 15:45
Bazı kitapları okursun, bazılarıysa sana bir şey hissettirir. Bal Sokağında Gül Sarnıçları benim için ikinci tarafta kaldı. Okurken sürekli “ne anlatıyor?”dan çok “neden bu kadar tanıdık geliyor?” diye düşündüm. Sanki biri gece sessizliğinde içindekileri yavaş yavaş döküyormuş gibiydi. Bazı dizelerin altını çizmek istedim, bazı sayfalarda ise sadece durup düşündüm. Özellikle “Kuyu”, “Memleket” ve “Bala Çalan Hengâmeden Yâre Ağıtlar” şiirleri bende ayrı bir his bıraktı. Şiirler samimiyetini hiç kaybetmiyor. Bu yüzden okurken bir şiir kitabından çok, birinin iç dünyasına denk gelmişim gibi hissettim. Benim için bitince rafa kaldırılacak değil, ara ara tekrar açılıp birkaç sayfa okunacak bir kitap oldu.
Bal Sokağında Gül SarnıçlarıSevgi Karakuş · Sessiz Kitap · 20261 okunma
6/10
·448 syf.··
2026 60. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 19:01
Həmişə beləyəm; bir kitaba başladımmı, sevsəm də, sevməsəm də o son sətirə qədər oxuyuram. Sanki kitabı yarımçıq qoysam, içindəki hekayəyə haqsızlıq edəcəmmiş kimi hiss edirəm. Həmişə bir şans verirəm ki, bəlkə sonda fikrim dəyişər, bəlkə müəllif məni şoka salar... Bax, bu kitab da mənim üçün tam olaraq onlardan biri oldu. Düzünü desəm, Booktoker-lərin o qədər təriflədiyi, göylərə qaldırdığı "güclü qadın" obrazını mən bu kitabda görə bilmədim. Sona doğru əlinə silah alıb cəsarət göstərmək bir qadını güclü edirmi? Məncə, yox. Məntiq xətaları isə adamın gözünə girirdi. Bir qadın təsəvvür edin, iki nəfəri öldürür (sanır) və əlində öz pasportu ilə hava limanına gedib 4 saat gözləyir. Onu hər yerdə onu axtardıqları halda, o, heç bir maneə olmadan təyyarəyə minib ölkədən qaçır. Üstəlik, Amerikaya çatan kimi heç bir təhsili və sənədi olmadan iki günə iş tapır... Bu qədər rahat qaça bilirdisə, niyə cinayət törətməmişdən əvvəl uşağını da götürüb getmirdi? Axı ərinin ona bağlı olduğunu və senedlərin onda olduğunu bilirdi. Türkiyədə o boyda imkanın içində tapılmayan xəstəlik diaqnozu, Amerikaya çatan kimi bir günə necə tapıla bilər? Hər şey o qədər sürətlə irəliləyir ki, insan hekayənin içinə girməyə çətinlik çəkir. Müəllif bizə güclü bir qadın obrazı təqdim etmək istəyib, amma mən orada güclü qadından çox, hələ də böyüməmiş bir uşaq gördüm. Axı bizi boyudan ildən-ilə artan yaşımız deyil, yaşadıqlarımızdır. Hər şey o qədər sürətli və nağılvari idi ki, insan "axı bu necə ola bilər?" deməkdən özünü saxlaya bilmir. Heç o ana-qız münasibəti də mənə keçmədi. Qızının xəstəliyi hər bölümdə vurğulansa da, mən o ana-bala arasındakı lazımi duyğunu hiss edə bilmədim. Qadının fikri-zikri ancaq Alex-dədir. Arada bir qızından iki kəlmə söz açır, sonra yenə sətirlərlə Alex haqqında
DevinCan Dikmenli · Dokuz Yayınları · 2022443 okunma
Reklam
Reklam