8/10
·222 syf.··
2026 44. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 22:59
Mine Söğüt, Kırmızı Zaman romanında yalnızca gizemli bir atmosfer kurmuyor, aynı zamanda karakterlerin acılarla dolu hayatlarını da etkileyici biçimde anlatıyor. Romanın merkezinde Haliç kıyılarında yaşayan gizemli Zaman Dayı bulunuyor. Kırmızı kayığıyla bir gece ansızın ortaya çıkan bu adamın geçmişi kimse tarafından bilinmiyor. Balıkçılar onun surların altındaki gizemli dehlizlerden geldiğine inanıyor ve zamanla Zaman Dayı çevresinde türlü efsaneler oluşuyor. Özellikle hiç solmayan kırmızı kayığı ve geceleri kulübesinden yükselen çığlıklar romanın gizem duygusunu sürekli canlı tutuyor. Kitapta yalnızca Zaman Dayı’nın hikâyesi değil, Balat’ın yoksul insanlarının hayatları da anlatılıyor. Hüsran isimli küçük kızın yaşadıkları romanın en etkileyici bölümlerini oluşturuyor. Alerjisi nedeniyle evden çıkamayan Hüsran, dış dünyayı yalnızca penceresinden izliyor ve çöpten bulunan kitaplarla kendisine başka dünyalar kuruyor. Özellikle babasının eve getirdiği kırmızı kaplı Kırmızı Zaman kitabı onun hayatını değiştirmeye başlıyor. Hüsran okudukça İstanbul’un geçmişindeki cinayetleri, saray entrikalarını ve surların altındaki karanlık dehlizleri hayal ediyor. Romanda sık sık cinayetler, kayboluşlar ve eski İstanbul efsaneleri ön plana çıkıyor. Bizans döneminden kalan gizli geçitler, aşk yüzünden işlenen cinayetler ve insanların içindeki karanlık taraf sürekli hissediliyor. Mine Söğüt, geçmişle bugünü iç içe geçirirken İstanbul’u yaşayan bir karakter gibi anlatıyor. Özellikle Balat sokakları, sur dipleri ve Haliç kıyıları roman boyunca karanlık ama büyüleyici bir atmosfer yaratıyor. Bu atmosfer okuyucunun kitabın içinden çıkmasını zorlaştırıyor. Kırmızı Zaman, yalnızca olay örgüsüyle değil, insan ruhunu anlatış biçimiyle de dikkat çekiyor. Yoksulluk, yalnızlık, korku ve ölüm
Kırmızı ZamanMine Söğüt · Yapı Kredi Yayınları · 20192,377 okunma
8/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
YIRTICI KUŞLAR ZAMANI AHMET ÜMİT 448 SAYFA #AhmetÜmitokuyoruz #BaşkomserNevzat #Ortakokuma #Okudukbitti Millet birbirine sarılmayı unuttu, birbirinin gözünün içine muhabbetle bakmayı, birbirlerine sevgi duymayı, saygı duymayı. İnsanlar insan olmayı unuttu. Çünkü cinayet işlemenin belli bir saati yoktu, çünkü katiller, öldürmek için bizim mesaiye başlamamızı beklemezlerdi, çünkü vahşet zamansızdı. Sen asla unutmazsın Nevzat. Belki affedersin ama asla unutmazsın. Uzun bir maceranın sonuna geldik Yırtıcı Kuşlar Zamanı kitabıyla. Başkomser Nevzat, yıllar önce bir patlamada kaybettiği eşi ve kızının katillerine nihayet ulaşıyor. Üstelik Ağva'da yağan şiddetli bir yağmur sonrası ortaya çıkan gizemli bir ceset sayesinde. Bir gizem başka bir gizemin çözümü olur. Fakat bu çözüm berbat bir çürümenin de ortaya çıkması demektir. Eşi ve kızının kaybetmenin acısı ile o döneme ait pek çok şeyi hatırlayamayan, ağır bir depresyon halindeki Nevzat, geçmişin hayaletleri ile büyük bir mücadele halinde tüm kitap boyunca. Buruk bir huzura kavuştuk onunla beraber. Sokaklarda kol gezen suç şebekeleri ve bu şebekelere kol kanat geren siyasiler, faili meçhul cinayetler, ahlaki bir çöküntü, liayaktsızlık, yozlaşmış ilişkiler, uyuşturucu şebekeleri. Günümüz Türkiye'sine kısa bir bakış bir yandan da. Mafya bağlantıları, yabancı suç örgütü liderlerinin ülkede cirit atması, parayla satılan vatandaşlıklar, sokak hayvanlarının öldürülmesi, kaset skandalları ve daha neler neler. Nevzat ve ekibinin maceradan maceraya koşuşu. Bir adalet ve ahlak sorgulaması, iyilik ile kötülüğün mücadelesi. Pekçoğunuzun okuduğu bir kitap ve çok ayrıntı vermek istemiyorum. Nevzat Başkomser ile vedalaşmak hüzünlüydü benim için. Devam eder mi onunla yolculuğumuz bilinmez elbet ama Nevzat'ı, Ali'yi, Zeynep'i,
Yırtıcı Kuşlar ZamanıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202413,3bin okunma
Reklam
Alıntı ve aklıma gelenler
Puan vermedi·118 syf.··
2026 3. kitabı
·
55 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 15:07
Sf39 özgürlük vebireyselviliğün ortadan kaldırıldığı bir toplumda bile vatansever şarkılarla ve zaferler öven ya da özenli bit dalkavuklukla hazırlanmış kahramanlık baladlarına ihtiyaç olacaktır; ve bu tür şiirler sanatsal değerlerini kaybetmek zorunda kalmadan sipariş üstüne ya da ortaklaşa yazılabilir. * bu bana Avrupa’da hristiyanlığın altın çağında gerçekleşen sanatsal resimler ve mimari yapıları hatırlattı. Kalite bazında muazzam ve eşsiz işler çıkarken düşünsel olarak bireyselcilikler yorumlamalardan uzak olan işler oldular. Sanatçıların da eski dönemlerde krallara iktidarlara övgü dolu çalışmalarıyla garanti işler alıp rahat yaşamı seçerken kaliteden ödün vermeden sanat üretebildiler. Bu bağlamı geniş ölçeğe taşırsak da düz yazının bir sanat eseri olarak değerlendirilmesi ne kada doğru olacaktır? Şiir Balat şarkılar özel bir zanaat türüyle düşünce anlatımı yaparken yazarın burada dert yandığı yazarın kısıtlanması aslında düşüncelerin her alanda kısıtlandığı ve zanaat çalışmaların düşüncelere fazla takılmasa hep yaşatılabileceği. Yeter ki o zanaat tarzı yada oturmuş sanatsal güruh toplu bir şekilde bu özgürlüğe ve karşı düşünceye bağlı olmasın.
Kitaplar ve SigaralarGeorge Orwell · Sel Yayıncılık · 20134,783 okunma
8/10
·152 syf.··
2021 168. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2021 00:00
Kitap, beş farklı kadın karakterin Balat'taki bir mum dükkanında kesişmesini konu alıyor. Balat seçimi tesadüf değil tabiki. O eski, yorgun ama karakterli binalar aslında kitapta işlenen "yaralı ama değerli insan ruhunu" simgeliyor. Karakterlerin mum dükkanına gelmeleri de bir tesadüf değil çünkü kitap mumların, kokuların ve renklerin insan psikolojisi üzerindeki etkileri, niyet ve inancın gücü gibi spiritüel temaları işliyor. Dükkanın içindeki o mum kokuları ve mistik hava, okurken insanı fiziksel olarak oraya çekiyor; bu konuda yazar atmosfer yaratmada oldukça başarılı. Kitabın adı çok zekice düşünülmüş. Karakterler birbirine "ayna" oluyor. Aslında karakterlerin travmalarını okurken kendi travmalarımı düşünüyordum. Eğer hayatınızın bir döneminde "Ben neden hep aynı hatayı yapıyorum?" dediyseniz, kitaptaki o yüzleşme anları size tokat gibi çarpabilir. Dili oldukça sade, hatta bazen "kişisel gelişim kitabı" okuyormuşsunuz hissi verecek kadar direkt. Ama bu sadelik, kitabın ağır konuları (kayıplar, başarısızlık korkusu, sevgisizlik) yormadan işlemesini sağlıyor. Melda Kamhi Kosif
1000Kitap
Aynalı Tılsımlar DükkanıMelda Kamhi Kosif · Destek Yayınları · 2020292 okunma
8/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
Masalcı – Erhan Altunay | Kitap Yorumu Bu kitabı da yine PDF formatında okuyup yorumladım. “Masalcı”, hem tarihi hem de masalsı yapısıyla okuyucuyu içine çeken, sürükleyici bir roman. Dikkat hafif spoiler içerir Kitap, kutsal İstanbul emanetlerini bulma yolunda geçen bir macerayı konu alıyor. Ancak bu sadece bir “hazine avı” hikâyesi değil. Okudukça kendinizi olayların içinde, hatta çözümün bir parçası gibi hissediyorsunuz. Yazarın anlatım gücü burada gerçekten etkileyici. Hikâye boyunca Balat, Sahaflar ve Ayasofya çevresinde dolaşıyor; yer altı tünellerine giriyor, zamanlar arasında yolculuk yapıyorsunuz. Kitapta farklı dinler ve eski kültürler de önemli bir yer tutuyor. Özellikle paganizm ve eski inanç sistemlerine yapılan göndermeler, anlatıya derinlik katıyor. Masalcı karakteri ise kitabın merkezinde yer alıyor. Hikâyeyi başlatan ve bitiren kişi olmasıyla oldukça güçlü bir figür. En dikkat çekici detaylardan biri de kitabın başladığı yerde bitmesi — bu da hikâyeye ayrı bir anlam katıyor. Yazarın dili oldukça akıcı ve sürükleyici. Öyle ki, okudukça “biraz daha devam edeyim” hissi sürekli sizinle oluyor. Kitaptan bazı alıntılar: “Masallar anlatıldıkça ve dinledikçe gerçek olur.” “Hayat şu an’dan ibaret, farkına varan pek yok.” “Geçmişin taşlarını yerinden oynatmak bugünkü düzeni sarsabilir.” “İşaretleri bulup takip etmek gerek.” Sonuç olarak “Masalcı”, tarih, bilgi ve masalı harmanlayan, okuyucuyu hem düşündüren hem de içine çeken bir eser. Farklı bir okuma deneyimi arayanlara kesinlikle tavsiye ederim. Ve bu yorumdan bana kalan: Hayatın işaretlerini takip edip, an’da saklı sırrı görebilmek… Aylin Özgür
MasalcıErhan Altunay · Destek Yayınları · 20161,007 okunma
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2026 00:00
Kitabı baştan sona bir tanışıklık duygusu ile okudum. Neredeyse bütün hikayeleri. Çocukluğumun hatıraları, Yaylacık köyü dedem ve ninem onların anlattığı hikayeler, Edremit, ilk gençlik okul yıllarım ve kasaba ufku ile İstanbul'un semtlerine onyedi yaşında atılmış ilk adımlarım.... Fatih, Balat, Bayrampaşa, Çarşı... Korkular, savaş, vazgeçiş, aşk, evlilik ve çocuklar. Gülhan Tuba Çelik sanki bu hikayeleri yaşadığım ya da şâhit olduğum olaylardan esinlenerek yazmış gibi o kadar tanıdık Tabii bunda yörüklükten gelme ortak kökler hayata bakıştaki iç cızlaması ve yazarın her türden insanı gözlemleyebilen yeteneği ve empati gücü etkili. Yazar gündelik hayatın içinden bir çok insanın hikayesini yine gündelik hareketleri ile ama insanın iç dünyasının derinlerine inerek sade akıcı bir tonda yazmış. Bazen hayal bazen gerçek bazen şiir birbirine karışmış sanki. Sait Faik'in İstanbul'unu çok seven bana yine çok hoş geldi tüm bunlar. Arada bir kullandığı yöresel kelimelerse hikayelere renk katmış. Kaçırmayın okuyun derim bu hikayeleri Evsizler Şarkı Söyler Gülhan Tuba Çelik
1000Kitap
Evsizler Şarkı SöylerGülhan Tuba Çelik · İz Yayıncılık · 2018132 okunma
Reklam
Reklam