Evsizler Şarkı Söyler

·
Okunma
·
Beğeni
·
105
Gösterim
Adı:
Evsizler Şarkı Söyler
Baskı tarihi:
Ocak 2018
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053262978
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İz Yayıncılık
Gülhan Tuba Çelik, öykülerinde kafa karışıklığımızı da müşfikliğimizi de es geçmiyor. Anlatıcının ve anlatılan kahramanın birbirleriyle empati kurup kolayca yer değiştirebildiği, şehirlerin köyleri, memleketin gurbeti, yeni zamanın eskileri anlattığı öyküler bunlar… Kenarda kalanın dramına bizzat metnin satırları ortak oluyor. Bekâr odasının yoklukla sınanan sakinleri veya yeni nesil bir kaybedenin yaşadığı kimlik sorunu gerçekliğe müdahale edilmeden yer alıyor. Öykülerindeki sahiciliğin bir tezahürü olarak evsizlere şarkı söyletiyor mesela. İnsanın neşe ile keder arasında gidip gelen yazgısının, o meçhul dip akıntısının peşinde bir yazar. Edebiyatta teknik ve temanın birbirleriyle olan mücadelesi modern zamanlara denk düşer. Evsizler Şarkı Söyler’in öyküleri ise söz konusu çekişmenin gereksizliğinin bir ispatı gibi.
Gülhan Tuba Çelik'i kendisini Post Öykü dergisinde tanıdım. Hazırladığı dosya konularıyla ismi dikkatimi çekmişti. Tabii ki yazdığı öyküleri de. Sağ olsun kitabı çıktığında alacaktım ki kendisi bana hediye etti. Benim gözümde Post Öykü'nün Yıldız Tilbe'si o.
Gelelim öykülere. Kahramanlarımız evsiz olduğu için konu karamsar bir atmosferin içinde işleniyor. Evsiz deyince sokakta yaşayan insanlar aklınıza gelmesin. Bir yere ait olamamış insanlar bahsedilen. Evsizler de şarkı söyler aslında bizler gibi. Karakterin anormal yanları hayatın sunduğu yönlerin farkındalığı olduğunu gösteriyor yazar. ( Ben öyle algılıyorum. Çok mu içselleştirdim ) Bazı öyküler arasında bağ var. Devam niteliğinde değil ama kullanılan ögeler benzer. Misal ilk öykülerde el unsuru (Motif) kullanılıyor. Üslup olarak kendi rengini bulmuş. Değişik betimlemeler ve çağrışımlarla süsleniyor anlatım. Onun için yabancısıysanız yazarın üslubuna ilk başlarda yadırgayabilirsiniz. ( Ahmet Büke misal onun da öykülerini ilk okuyan tuhaf karşılayıp sonra alışınca öykülere bayılıyor.) Eleştirdiğim bir konu, ben merkezli (1. Tekil şahıs) anlatımlarda misal genel kültürü düşük birini yazıyorsunuz. Karakter olayı edebi bir dille anlatıyor. Genel kültürü olmayan birinin böyle bir dille konuşmasını pek bağdaştırmıyorum. İlahi anlatıcı seçilmesi daha güzel duracağına inanıyorum. Gülhan Tuba için bir sıçrama taşı bu kitap. Ben ikinci kitapta daha üstün öykülerle karşımıza geleceğini inanıyorum.
O sabahın akşamı, ilk kez hiçbir şey bilmediğimi düşündüm. Belki yetişmiş ama büyümemiştim. İri gözlerini yüzümde yakalardım bazen. Anlatmamı ister gibiydi. Bahsetmemi. Konuşmamı. Bildiğim hiçbir şey yoktu. Rüzgâra benzeyen ama midemi buran sıcacık bir şeyler geçerdi içimden bana öyle baktığında. Bana öyle baktığında, bildiğim bir şeyler olsa bile unuturdum.
''Binbir çeşit kuş,böcek,hayvan; binbir çeşit bulut,seyyare güneş; binbir çeşit kadın,erkek,çocukla yürüyordum. Dünya koca bir uğultuydu kulaklarımda.''
Ben. Beklemekten yapılmış bir duvardım. Babamı, devleti ve Allah'ı bekledim hep. Söyledikleri her şeyi yaptım. Sevdiğim oğlan aylardır yolunu gözlediğim mektubu bana verdiğinde, mektubu okuduktan sonra babamın gözlerine bakamam diye, bir koşu gidip okul tuvaletinin kapkara deliklerine attım. Sevdiğim oğlan günlerdir hayalini kurduğum buluşma için İstiklal Marşı törenini ekip sınıfta saklanmayı önerdiğinde, törenlerin ve marşların ötesindeki devlete koştum ve sıranın en önünde durdum. Sevdiğim oğlan uykusuzluklarımın sebebi olsa da, geceler boyu kıvrandıktan sonra, nihayet onu öpmeyi hayal edişimin sabahında, en çok Allah'tan korktum.
Babam, devlet ve Allah her konuda uzlaşırdı. Birinin siyah dediğine öbürünün beyaz dediği olmazdı. Ben üçünün ortasında salınır dururdum. Babamın, devletin ve Allah'ın sevdiği evimize öyle pek fazla insan girip çıkmazdı. Doğruyu kıyas edemez, bana hem yönelmiş hem vaat edilmiş olarak bulurdum. Dünyamda arzunun da isyanın da yeri yoktu. Bu ikisi, soğuk gecelerde yün yorganın altında yoklar gibi olsa da üzerine güneş doğmayan bedenlerimiz güneşi doğururken unutulurdu. Radyo cızırtılarından, çocuk seslerinden, belediye ilanlarından, böcek ilaçlama arabalarından, ağustos tozlarından, dondurma külahı kokusundan, kapı önü oturmalarından geçip giderdi yaz. Kışın da beklerdim. Nasılsa birileri hatırlatırdı ne yapmam gerektiğini. Bir gün kahve yapmam söylendi. Usulen fikrim alındı, sözler verildi. Avucuma kına yakıldı, para konuldu, içimden ağlamak gelmedi. Evleneceğim adama her baktığımda babamı, devleti ve Allah'ı gördüm önce. Gerisi net değildi. Onun evi her şeyin başladığı yerdi. Arzu, isyan, aşk; benden saklanan her şey orada toplanmıştı. Gelin olduğum gece, bir erkeği ilk kez güçsüz gördüm. Dudaklarımda uzun zamandır hasret kaldığı bir şeyi bulmuş gibiydi. Elleri boynuma. Aşağılara. Bütün avucuyla. Bekledim. Babamın, devletin ve Allah'ın seçtiği adam en iyisini bilirdi. O gecenin sabahında, bir erkeği ilk kez bu kadar çok konuşurken gördüm. Allah, devlet ve babam gibi suskun değildi. Yaptığı işten bahsediyordu. Yollardan, başka insanlardan. O sabahın akşamı, ilk kez hiçbir şey bilmediğimi düşündüm. Belki yetişmiş ama büyümemiştim. İri gözlerini yüzümde yakalardım bazen. Anlatmamı ister gibiydi. Bahsetmemi. Konuşmamı. Bildiğim hiçbir şey yoktu. Rüzgâra benzeyen ama midemi buran sıcacık bir şeyler geçerdi içimden bana öyle baktığında. Bana öyle baktığında, bildiğim bir şeyler olsa bile unuturdum.
Ona elimi uzatmayı beceremiyordum. Yanına gitsem. Sokulsam. Gözlerine bakmaktan utanmadan dudaklarını bulsam. Bana öyle bir sarılsa ki kaybolsam. Hem güneş bana verilen ilk armağan hem efendimdi. Arzu nerede başlar, nerede bitmeli bilmiyordum. Gittiğinde en çok gözlerini özlerdim. Babam da devlet de Allah da yoktu bu özlemde. Üçünün de hoşuna gitmeyecek arsızlıklar vardı. Bugüne kadar bu kadar güçlü bir şeyin yabancısıydım. Çarşıda, pazarda, akrabalarda gözlerim gözlerine değene dek bir başımaydım. Gözlerini bulunca densiz olur, nefeslenir, yayılırdım.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Evsizler Şarkı Söyler
Baskı tarihi:
Ocak 2018
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053262978
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İz Yayıncılık
Gülhan Tuba Çelik, öykülerinde kafa karışıklığımızı da müşfikliğimizi de es geçmiyor. Anlatıcının ve anlatılan kahramanın birbirleriyle empati kurup kolayca yer değiştirebildiği, şehirlerin köyleri, memleketin gurbeti, yeni zamanın eskileri anlattığı öyküler bunlar… Kenarda kalanın dramına bizzat metnin satırları ortak oluyor. Bekâr odasının yoklukla sınanan sakinleri veya yeni nesil bir kaybedenin yaşadığı kimlik sorunu gerçekliğe müdahale edilmeden yer alıyor. Öykülerindeki sahiciliğin bir tezahürü olarak evsizlere şarkı söyletiyor mesela. İnsanın neşe ile keder arasında gidip gelen yazgısının, o meçhul dip akıntısının peşinde bir yazar. Edebiyatta teknik ve temanın birbirleriyle olan mücadelesi modern zamanlara denk düşer. Evsizler Şarkı Söyler’in öyküleri ise söz konusu çekişmenin gereksizliğinin bir ispatı gibi.

Kitabı okuyanlar 5 okur

  • Taha Mutlu
  • Fidan Yaman
  • ÖZTÜRK
  • Uygar Atasoy
  • Rainbow 2071

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (2)
9
%25 (1)
8
%0
7
%25 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0