Adı:
Ağır Boşluk
Baskı tarihi:
Şubat 2014
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055108212
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hece Yayınları
Sonra tahterevalliye takıldı gözüm. Kim bilir kaç gündür bir yanı havada bir yanı yerde kalmıştı. Kendini tartamamak üzerine tasarlanmış bir oyuncaktı sonuçta. Hiç iki yanı yan yana ve dengede duramasın diye icat edilmişti. Çok acıdım tahterevalliye, Ayşegül. Ayağının uyuştuğunu düşündüm. Biz insanlar bir uzvumuz uyuşunca onu hissetmeyiz ya… Tahterevallinin de ayağını kaybettiğini sanmasından korktum. Gidip uyuşan ayağını yukarı kaldırdım. Diğerini aşağı indirdim. Aşağı indirdiğim tarafa da, 'Hadi şimdi biraz da sen taşı' bakışı fırlattım. Sonra etrafa korku dolu başka bir bakış fırlattım. Tahterevalliye gönderdiğim bakışı kimse gördü mü diye… Delirdikten sonra sorun yok da delirmek üzereyken delil bırakmak istemeyiz hiçbirimiz. 

Bir merdiven gıcırtısı duymak istedim. Eski bir merdiven gıcırtısına duyulan hasret, en çok da ekşi bir meyveye duyulan hasrete benziyordu. Eski bir merdivenin gıcırdama sesi dolsaydı kulaklarıma ve o sesin aslında gıcırtı değil de çığlık olduğunu yalnız ben bilseydim. Anılarını taşımakta zorlanan, yıkılmak ile kalmak arasındaki bir merdivenin ağlama sesi... Liflerine hava kaçmış bir merdivenin ağlama sesi sanki bana iyi gelecekti. Benim de liflerime soğuk hava kaçmıştı.
136 syf.
“Hayat bazen inandırıcı olmayabilir; ama siz öykü yazdığınızda yazdığınız öykü inandırıcı olmak zorunda!” cümlesi Handan Acar Yıldız 'ın kendisinden çok etkilendiğini ve çok şey öğrendiğini ifade ettiği Rasim Özdenören’den “iyi bir öykücünün nasıl yazması gerektiğine dair” düşüncelerin serdedildiği bir anda hafızasına kazıdığı ve yazarlık sürecinde de hakkını teslim etmeye çalıştığı bir söz. En azından okuduğum ilk kitabı olan Ağır Boşluk için bu teslimin bihakkın yapıldığını çok rahatlıkla ifade edebilirim.

“Ne anlattığınızın önemi nasıl anlattığınızın önemi yanında çok değersiz kalıyor.” diyen yazar bu kitabında ele aldığı onca farklı mevzuu ele alış tarzıyla tezini ispat ediyor. On dokuz farklı öykünün yer aldığı Ağır Boşluk’ta öykülerin her biri sizi içine çekiyor. Çağrışımlarla, imgeye dayalı anlatımla her bir öykü şerha şerha büyüyen bir anlam derinliğine sahip oluyor. Yazar, okuyucusunu kendi kast ettiği mana ile sınırlı tutmak istemiyor, sizi yüzmedeki maharetinize göre denizlerde olabildiğince açılmaya, okyanusların derinliklerinde gerçekleşebilecek farklı ve heyecanlı keşiflere davet ediyor.

Okudum ve çok beğendim, gönül rahatlığı ile tavsiye ederim.
151 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Güray Süngü'nün aşırı zekice yazılmış öyküleri gibi Handan Acar Yıldız'ın da harika öykülerini anlatabilecek kabiliyete sahip değilim galiba. Handan hoca ile iki kez bir araya gelebilme ve sohbet edebilme imkanı bulmuştum; İstanbul'da ve Eskişehir'de. O kadar kibar ve zarif bir hanımefendi ki, öyküleriyle o kadar uyuşuyor ki... Şimdilerde zevksiz ve niteliksiz öyküler o kadar çok okunurken ben şimdi Handan Acar Yıldız'ın öykülerini herkese duyurmak istiyorum. Herkes duysun, öğrensin, alsın ve okusun diye koca koca hoparlörlerden anons yapmak istiyorum. Birkaç gün önce okula dönmek için bindiğim uçakta yanımda oturan ve edebiyatla ilgilenen bir beyefendi bana bu kitabı okuduğumu görüp teşekkür etti. Resmen bana "Bu kitabı okuduğunuz için size teşekkür ederim" dedi. Kitap bitince o kadar iyi anladım ki neden bu teşekküre mazhar olduğumu... Somut ve soyut arasındaki ince çizgiden yazılmış bu öyküler. Üstüne bol bol düşünülecek malzeme var sayfalar arasında. İnşallah hayatınızım bir döneminde bu kitabı okuyabilecek kadar kısmetli olursunuz.
136 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Ne diyebilirim ki.. Soyut kavramların nasıl somutlaştırılabileceğinin öyküsü bu.. Ud'un sancısı eşyanın da ruhu olduğunu hatırlattı bana.. Şiddetle tavsiye ediyorum..
136 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10
Sanıyorum iki veya üç sene önce, yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Abartmıyorum çokça fazla beğenmiştim. Sonra diger kitaplarını da temin edip okudum ve okuyacağım. Herkese tavsiye ederim, kesinlikle okunmalı...
136 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Ütopik yazılmış biraz.Çok fazla ölüm kelimesi geçiyor.soyut imgeler çoğunlukta.okurken keyif almadım.adi gibi ağır boşluk sadece ağır.cogu yaş grubunun okuyabileceği nitelikte değil.
Babaları tarafından sevilmediğini düşünen çocuklar çok erken olgunlaşır.
Handan Acar Yıldız
Sayfa 128 - Zımpara Tutmayan Sıfat
Çocuklar annelerini çaresiz gördüğünde yanar, babalarını çaresiz gördüğünde üşürler.
Handan Acar Yıldız
Sayfa 98 - Hece Yayınları / minnet
Bazen birinin öldüğüne üzülememek ölümüne üzülmekten daha büyük acı verir.
Handan Acar Yıldız
Sayfa 129 - Zımpara Tutmayan Sıfat
Ben inandığımda çok acı çekiyorum ve biliyorum ki yürek kası sporla gelişmez ve bilinenin aksine şizofreni bulaşıcıdır.
Handan Acar Yıldız
Sayfa 48 - Kadavra Terapi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ağır Boşluk
Baskı tarihi:
Şubat 2014
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055108212
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hece Yayınları
Sonra tahterevalliye takıldı gözüm. Kim bilir kaç gündür bir yanı havada bir yanı yerde kalmıştı. Kendini tartamamak üzerine tasarlanmış bir oyuncaktı sonuçta. Hiç iki yanı yan yana ve dengede duramasın diye icat edilmişti. Çok acıdım tahterevalliye, Ayşegül. Ayağının uyuştuğunu düşündüm. Biz insanlar bir uzvumuz uyuşunca onu hissetmeyiz ya… Tahterevallinin de ayağını kaybettiğini sanmasından korktum. Gidip uyuşan ayağını yukarı kaldırdım. Diğerini aşağı indirdim. Aşağı indirdiğim tarafa da, 'Hadi şimdi biraz da sen taşı' bakışı fırlattım. Sonra etrafa korku dolu başka bir bakış fırlattım. Tahterevalliye gönderdiğim bakışı kimse gördü mü diye… Delirdikten sonra sorun yok da delirmek üzereyken delil bırakmak istemeyiz hiçbirimiz. 

Bir merdiven gıcırtısı duymak istedim. Eski bir merdiven gıcırtısına duyulan hasret, en çok da ekşi bir meyveye duyulan hasrete benziyordu. Eski bir merdivenin gıcırdama sesi dolsaydı kulaklarıma ve o sesin aslında gıcırtı değil de çığlık olduğunu yalnız ben bilseydim. Anılarını taşımakta zorlanan, yıkılmak ile kalmak arasındaki bir merdivenin ağlama sesi... Liflerine hava kaçmış bir merdivenin ağlama sesi sanki bana iyi gelecekti. Benim de liflerime soğuk hava kaçmıştı.

Kitabı okuyanlar 19 okur

  • İlker K.
  • Duygu Katık
  • Rabia Kaya
  • Laf- ı Güzaf
  • Selma Kavurmacıoğlu
  • Orhan Közen
  • eczacıhanımkız
  • Fa_Rab.
  • Kardelen Çiçek
  • Melike

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (3)
9
%16.7 (1)
8
%33.3 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0