Erhan BALCI

Erhan BALCI
İnsan bazen en çok, kimseye anlatamadığı yerden yorulur… ve kitaplar, o anlatılamayanların sessiz tercümanı olur.
Tarihe Düşülen Bir Not…
24 Kasım 1918’ de Ward price padişah VI. Mehmed Vahdettin “İngiliz milletine duyduğum hayranlık ve sempati bana babamdan miras kalmıştır. Ermeni meselesinde suçlu olanlar ise yakında cezalandırılacaktır.” dedi.
Sayfa 61 - Cumhuriyet kitapları·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
Herkes Barış Görürken O Tehlikeyi Gördü
30 Ekim 1918'de ateşkes antlaşmasının imzalandığı, Savaş bakanlığı tarafından tüm askeri birliklere bildirilmiş ve ateşkes koşullarına kesinkes uyulması istenmişti. Ateşkes antlaşması gerek Istanbul basınında, gerekse saray ve hükümette "barışa kavuşuldu" biçiminde yorumlanıyordu. Basın antlaşmaya övgüler yağdırıyor, hükümet adına iyimser sözler söyleniyordu. Öyle ki, İstanbul gazetelerine göre "devletin bağımsızlığı, saltanatın hukuku bütünüyle korunmuştu" Mustafa Kemal bu olumlu havanın aksine, antlaşmayı karmaşık ve çok tehlikeli buluyordu.
Sayfa 29 - Cumhuriyet Kitapları·Kitabı okudu
Tarih
Akıntının İçinde Kaybolan Bir Adam
7/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 18:04
Bazı kitaplar bittiğinde hikâyesi akılda kalır, bazılarıysa bıraktığı hisle uzun süre insanın içinde dolaşır. “Rip Akıntı” benim için ikinci gruba ait oldu. Roman, ilk sayfalardan itibaren okuyucuyu belirsizliğin içine çekiyor. Hafızasını kaybetmiş bir adamın parçalanmış geçmişini takip ederken aslında sadece onun hikâyesini değil; insanın çaresizlik karşısında neye dönüşebileceğini de okumaya başlıyoruz. Kitap boyunca sürekli bir sıkışmışlık hissi vardı. Sanki karakterle birlikte daralan bir odada nefes almaya çalışıyorsunuz. En sevdiğim tarafı, olayları büyük büyük anlatmak yerine duyguları yavaş yavaş insanın içine işlemesi oldu. Suçluluk, fedakârlık, vicdan, korku ve inanç gibi kavramlar bağırarak değil; satır aralarında sessizce büyüyor. Özellikle Mirza karakteri sadece yaşadıklarıyla değil, yaşamak zorunda bırakıldıklarıyla etkiliyor. Kurgu temposu oldukça akıcıydı. Bazı bölümlerde “dur biraz” demeden sayfaları çevirdiğimi fark ettim. Özellikle geçmiş ile bugün arasındaki bağların yavaş yavaş açılması merak duygusunu sürekli diri tutuyor. Final kısmıysa birçok taşın yerine oturduğu, insanı kısa süre sessiz bırakan türden olmuş. Kitapta dikkatimi çeken bir diğer şey de maneviyat ile psikolojik çatışmaların dengeli şekilde verilmesiydi. Ne tamamen karanlık bir anlatı var ne de her şeyi umutla örten bir bakış açısı… Daha çok insanın içindeki savaşın anlatıldığı bir hikâye hissi bırakıyor. Elbette herkesin beklentisi farklıdır ama ben bu kitabı sadece bir olay örgüsü okumak için değil, karakterlerin yükünü hissetmek isteyenlere öneririm. Çünkü “Rip Akıntı”, bana göre bir insanın başına gelenleri değil; insanın ne kadarını içinde taşıyabildiğini anlatıyor. Rip Akıntı: Hayat
Psikoloji
Rip Akıntı: HayatMurat İsfan Korkmaz · Bengisu Yayınları · 2025120 okunma