9/10
·360 syf.··
2026 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 16:15
FUENTES, bilgi birikimine, özellikle derin entellektüel ve tarihsel bilgisine hayran olduğum ve kanımca yazdığı olağanüstü romanları hakettiği değere ulaşamamış, Latin Amerika’nın en büyük yazarlarındandır. Özellikle sahip olduğu bilgi birikimini, yüksek hayal gücünü de kullanarak anlaşılması çok zor olan, aynı zamanda bizleri edebi dilin zirvelerine taşıyan romanlara imza atmıştır; Terra Nostra, Artemio Cruz’un Ölümü, Koca Gringo ve daha pek çok romanı gibi. Bu romanında da Friedrich Nietzsche ile balkondan Meksika’nın panoramasına, sokaklarına bakarak, birbirleriyle konuşarak, özellikle Nietzsche’nin felsefi bakış açılarına değinerek deneysel bir roman sunuyor bizlere. FUENTES, kitabın arkadında da belirtildiği üzere, ölümünden kısa bir süre önce tamamladığı bu romanında hayali bir devrimden yola çıkarak yerleşik gerçekleri sorguluyor. Her zamanki gibi anlaşılması hiç de kolay olmayan, ama edebi hazzın doruğuna doğru bir yolculuğa çıkartıyor bizleri….
Friedrich BalkonundaCarlos Fuentes · Can Yayınları · 201542 okunma
Tepsideki Melek / Esra Kahya
10/10
·215 syf.··
2026 33. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 22:33
​Bazı kitaplar sadece bir hikâye anlatmaz; bizi kendi çocukluğumuzun tozlu odalarına, o odalardaki nesnelerin gizli diline götürür. Esra Kahya’nın Tepsideki Melek romanı, tam da böyle bir yüzleşme ve hatırlama metni. Yazar, bizi melekli tepsilerin, Süreyya siluetli çay tabaklarının, marley döşemelerin ve içlerinde adeta sır gibi saklanan porselen süslerin olduğu o koca vitrinlerin dönemine, yani kolektif hafızamızın tam kalbine yolculuğa çıkarıyor. ​O dönemlerde çocuk olan hangimiz eşyalarla konuşmadı, hangimiz kapı çizgilerindeki budaklardan canavarlar türetmedi ki? İşte bu yüzden, romandaki Güliş yabancı bir karakter değil; hepimizin çocukluğunun birer parçası. Güliş biziz. Kimimizde vitrini canavar gören o hayalperest çocuk, kimimizde babasını kaybettiği için acısını helvaları balkondan dökerek sessizce haykıran o sızı, bir diğerimizde ise merdivenden komşu terliklerini fırlatan o hırçın ama aslında sadece "görülmek" isteyen ruh... Esra Kahya, hepimizin içindeki o yaralı çocuğu Güliş’in şahsında ete kemiğe büründürüyor. ​ ​Güliş: Romanın sadece başkahramanı değil; adeta çocukluk yaralarımızın kolektif bir simgesi. Esra Kahya, Güliş figürü üzerinden okura şu evrensel gerçeği fısıldıyor: Kırılmış bir çocukluk, yetişkinliğin en ağır yüküdür. "Annem bazı zamanlar çok güzel severdi.Ona sarıldığım an,ait olduğum yeri bilirdim.Ona sarıldığım an,annemin tenini hissettiği an durulur,dinilerdi.Böyle zamanlarda sarılmak sonsuz olsun isterdim."Oysa Güliş annesine nasıl da aç ,onun sevgisine nasıl da muhtaç. ​Aydın: Bir adamın, bir kadını ve hayatı nasıl naif, nasıl "güzel" sevebileceğinin ete kemiğe bürünmüş hali olarak çıkıyor karşımıza. Sevginin gürültülü değil, şifalı ve onarıcı bir eylem olduğunu Güliş’e ve okura gösteriyor. ​Nevra: Nazenin bir çiçekken hayatın
Alıntı
Tepsideki MelekEsra Kahya · İletişim Yayınları · 2025201 okunma
Reklam
7/10
·416 syf.··
2026 50. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 13:13
Hellooo Nasılsınız bakalım? Sizlere okumaktan çokça keyif aldığım bir yazar getirdim. Bizde de yayınlanan Truly Devious serisini okumayan kalmamıştır diye düşünüyorum (3.kitaptayım o seride okunacak ve bitecek inşallah) Sabah Evi'nde Ölüm bağımsız bir kitap. Hikaye iki farklı zaman diliminde ilerliyor. İlk sayfalara 1920 ile acı bir merhaba diyoruz 1920'lerde inşa edilen Morning House'da yaşayan Raltson ailesinin trajik iki ölümle sarsılmasını ve bu ölümlerin günümüze kadar gizemini korumasını okuyoruz. Baba doktor Raltson altı çocuk evlat edinir ve inşa ettikleri Morning House'da izole bir yaşam sürmeye başlar. Her bir çocuğu deney çocuğu olarak düşünebiliriz. Zira bu eğitimlerle çocukların her biri bir alanda başarı sağlarlar. Ama tabi çocuklar büyüdükçe de karakterleri değişir ve artık geri dönülmez bir trajediye de kapıyı açar. Çocukların en küçüğü Max boğularak ve aynı gün kardeşlerin en büyüğü Clara balkondan düşerek ölür. Geride kalanlar için ise trajedi peşlerini bırakmaz. Bu sır dolu ölüm ve gizemlerle günümüze kadar geliyoruz. Gününüzde Marlow neden olduğu bir yangın sonrasında bulunduğu yeri geride bırakıp Morning House'da geçici olarak çalışmaya başlar. Zamanla geçmişi keşfetmek gizemi çözmeye çalışmak kaçınılmaz olur. Gizemli olayları okumayı seviyorum. Hele geçmiş tarihlerde yaşanıyorsa okumak daha keyifli zira bugünün şartlarıyla o zamanın şartları çok farklı olunca ilgi çekici olmayı nasıl başarmasın. Yazarın kalemini sevdiğim için, öneri kısmında elbet önereceğim ancak kitapta lgbtq unsuru olduğunu belirtmeden geçmek istemem. Bunun bilincinde alın OKUYUN ve OKUTUN KitapRüyasından Sevgilerle
Sabah Evi’nde ÖlümMaureen Johnson · Ephesus Yayınları · 202624 okunma
Albert Camus - Yabancı
Puan vermedi·110 syf.··
2026 1. kitabı
SENTEZ ENTELEKTÜEL OTURUM | HAZİRAN AYI İLK KİTABI (01-07)./06.2026 ​KİTAP KİMLİĞİ ​Kitap Adı: Yabancı ​Yazar: Albert Camus ​Tür: Kurgu (Roman) ​Sayfa Sayısı: 112 ​Odak Noktası: Absürdizm Varoluşçuluk, Bireysel Yabancılaşma ve Toplumsal İkiyüzlülük ​ ​Soru: Yazarın bu eserde inşa ettiği düşünce dünyası, bugünün modern insanı için bir "çözüm" mü sunuyor, yoksa sadece "sorunu" mu derinleştiriyor? ​ Cevap: Camus aslında sorunu derinleştirerek radikal bir çözümün kapısını aralıyor. Modern insan, toplumsal beklentilerin, dijital onaylanma arzularının ve yapay mutluluk illüzyonlarının arasında sıkışmış durumda. Meursault’nun hikayesi, bu yapaylığı ve hayatın anlam arayışını tamamen sıfırlayarak yüzümüze sert bir gerçeği çarpıyor: Hayatın önceden belirlenmiş hiçbir ilahi veya toplumsal anlamı yoktur. ​Bu ilk bakışta nihilizm (hiççilik) gibi görünüp sorunu derinleştirse de, aslında Camus’nün Absürd (Saçma) felsefesinin özüdür. Çözüm, bu anlamsızlığı kabul edip hayata karşı isyan etmektir. Kitabın sonunda Meursault’nun idam edilmeden hemen önce dünyanın o "tatlı kayıtsızlığına" kendini açması ve mutlu olduğunu fark etmesi modern insana şunu söyler: Gerçek özgürlük, sistemin dayattığı maskeleri fırlatıp atarak yaşamın saçmalığını kucaklamak ve her şeye rağmen dürüstçe yaşayabilmektir. Camus bize hazır bir reçete sunmaz, bizi özgürleştirecek olan o sarsıcı teşhisi koyar. PARADOKS SEANSI: FİKİR ÇARPIŞMASI ​ Vaka: Meursault’nun işlediği cinayet tamamen kaçınılmaz bir doğa olayının (güneşin ve sıcağın) getirdiği anlık bir cinnet halidir; dolayısıyla Meursault bir katil değil, trajik bir kurbandır. ​1. Savunma Hattı: Çoğunluğun aksine, bu iddiayı destekleyen en güçlü kanıt kitaptaki hangi olay veya cümledir? ​Kitaptan Kanıt: Romanın mahkeme sahnesinde Meursault'nun
1000Kitap
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,4bin okunma
Spoiler içerir
Puan vermedi·440 syf.··
2026 1. kitabı
Spoiler içerir. Yazarın söyleşisine katıldığım gün salonda yer bulamadığım için rahatsız olmamdan dolayı yalnızca ayakta 10 dakikasını dinleyebildim. Bu kısa bölümde yazar, geçmişte töre cinayetleri olarak adlandırılan birçok olayın bugün "balkondan düşme" gibi ifadelere dönüştüğünü , kadınların şiddet ve baskıyla karşı karşıya kaldığını anlattı. Eskiden ekonomik olarak ayakta kalabilmek ve hayatlarını idame ettirebilmek için kadınların çoğu zaman çeşitli zorluklarla mücadele etmek zorunda kaldığını, sevgisiz evlilikler yaptığını vurguladı. Ardından, süresiz nafaka uygulamasının kaldırılmasını kadınlar açısından önemli bir hak kaybı olarak değerlendirdi. Burada dikkat çekici bir çelişki bulunduğunu düşündüm. Eğer toplum, gerçekten erkek egemen bir yapı üzerine kurulmuşsa ve erkekler sistematik olarak avantajlı konumdaysa, boşanma sonrasında süresiz ekonomik sorumluluğun büyük ölçüde erkeklere yüklenmesi bununla nasıl bağdaştırılabilir? Bu benim kafamı karıştırdı. Toplumda gerçekten güçlü olma rolü erkeğe mi, kadına mı verildi? Eserde yaklaşık otuz yıl boyunca evli bir adamla metres ilişkisi yaşayan, sevildiğini hissetse de aşağılanan, hiçbir zaman seçilmeyen ve hep ikinci sırada kalan bir kadın, Şehnaz yer alıyor. Övgü sözlerinde bile ismini zikretmeyen narsist bir profesörü hastalık derecesinde seven Şehnaz, zamanla kendisini sömüren bu ilişkinin bir parçası haline gelirken, sanki sevdiği kişiden çok kendi köleliğine, ezikliğine ve vazgeçemeyişine bağlanmış görünüyor. Aynı şekilde Şehnazın annesi de bağlandığı ancak birlikte olamadığı gizli kalmış ve travması olan ilişkisini bilincinde unutsa da bilinçaltında uyurgezer olarak dışavuruyor. Zaten hepimiz, ebeveynlerimizin beğenmediğimiz özelliklerini zamanla göstermiyor muyuz? Feminist bir bakış açısına sahip olan yazar
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,2bin okunma
dünyanın gürültüsünden uzaklaştıran canım kitap.. ♡ㅤ
10/10
·291 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 22:06
Selamın Aleyküm sevgili kitapseverler İlk incelememi böyle bir kitapla yapacak olmak kalp atışımı hızlandırıyor dersem abartmış olmam… Ben ne okudum, nasıl bir okuma süreciydi bu böyle? Bu sorularla doluyken beynim, dayanamadım sıcağı sıcağına hemen yazmaya koştum. Öncelikle, bu kitap üzerinde çalışıp aynı anda da youtube’dan bu kitabın açıklayıcısı olarak part şeklinde ders videoları yükleyerek verdiği bunca emek için Necmettin Salih hocamızdan ve Necmettin Salih hocamızın karşıma çıkmasına vesile olan arkadaşlardan Allah razı olsun… ♡ Kitaba gelecek olursam, bu kitap benim gibi tefsire başlamayı düşünen ama nasıl başlayacağını bilemeyen, ağır anlatımlarla karşılaşacağını düşünerek başlamaya cesaret edemeyen kardeşlerime gözüm kapalı önereceğim bir kitap. Hocamız kitabı iki seri halinde okuyucuya sunmayı uygun görmüş. ‘Bir Rüyanın İzinde’ serinin ilk kitabı, 42 ayetin tefsirinden oluşuyor. Hocamız Yusuf Suresi’nin tefsirini yaparken açık ve duru bir anlatım kullanmış. Ancak ne kadar sade bir anlatım olsa da asla yüzeysel okunabilecek ya da bir çırpıda okunacak bir kitap değil, gerçekten zaman ayırarak, üzerinde düşünerek ve sindirerek okunması gereken bir kitap. Tekdüze, sıkıcı bir anlatıma kitap boyu rastlamadım, bu sebeple kitaba karşı ilgim ve heyecanım hep diri kaldı. Yazar, her ayetin tefsirinin ardından naçizane yorumlarına ve önemli müfessirlerin yorumlarına da yer vermiş. Bu da anlatımı benim fikrimce canlı tutmasını sağlamış. Müfessirlerin ayetlerdeki mana derinliğine farklı pencerelerden bakmalarına bağlı olarak farklı şekillerde yorumladıkları bazı ihtilaflı ayetler detaylarıyla açıklanmış. Özellikle bu konu beni çok cezbetti. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim ki bu kitabın yalnızca tefsir kitabı olduğunu söylemek bence kitap için ve yazar için eksik bir
Bir Rüyanın İzindeNecmettin Salih Ekiz · Ketebe Yayınları · 202651 okunma
Reklam
Reklam