"Ballar hep gider,bal'ın sonu kötü biter"
`Kayıt
Korku salardı inceliğin acıman tevazuun Dünya ve insan çıkmazlarına yumuşak bakışın Nur sarnıçları ballar koydun çöllere ruh eşiklerine Senden kaynıyordu yine sana kapılıyor ırmakların Yamalı ve tertemiz elbiselerim olunca Her gece mutlak uyanıp adını anınca Bir gün elbette sofraya birlikte çökeriz Sen dağ gibi kurul ben zerre bir yer tutayım Sura vardıkça gövdelendim soyundum aşk duasına Atılıyorum sırlarına açılıyor hücrelerim Menzili çoktan geçtim ün saldı kayboluşum Kendi kuytumda çalkıyor şerbetini ağzım `Cahit Zarifoğlu
Şiir
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ballar Balını Buldum Yasemin Kuloğlu Tek bavul dünyalığı ile bize adeta , "Yunus ne hoş demişsin/ Bal u şeker yemişsin/ Ballar balını buldum/ Kovanım yağma olsun." diyordu.
Alıntı
Peygamber Efendimiz ﷺ, Hz. Âişe’ye hitâben: “İsmin Âişe (huzur ve mutluluk içinde yaşayan.) Ama sen bizi huzur ve mutluluk içinde yaşatıyorsun.” diyerek iltifatta bulunurlarmış. Mübarek, ballar ballısı her türlü güzellikte olduğu gibi muhabbet ve iltifat konusunda da kemâl mertebede tabi (:
Maskelerin Gölgesinde
İnsan ilişkilerinin en eski yaralarından birine parmak basan bir hiciv kaleme aldık, mevzu: Omurgasızlık ve çıkar uğruna değişmek. Kaleme aldığımız aşağıdaki mısralar, maskelerin ardına gizlenen sahte gülüşlere ve menfaat sofralarında el pençe divan duranlara tutulmuş bir "yüzleşme" aynası... Maskelerin Gölgesinde Bir Karakter Kaybı İnsanın en zor sınavı, sahip olduğu imkânlar değil, o imkânlara ulaşmak için neleri feda ettiğidir. Bazıları için hayat, dik durulması gereken bir yolculuk değil; rüzgârın yönüne göre şekil alan, daha fazla "ikbal" ve "yağlı kuyruk" uğruna her türlü kılığa girilen bir tiyatro sahnesidir. Kimliksizliğin Bedeli Zamanında idealizmden dem vuranların, bugün bir başkasının sofrasında yer kapmak için attıkları taklaları görmek hakikaten üzücü... Dostluk; aynı yolda, aynı değerlerle yürümekse eğer; bir tarafın yolu cüzdanına, diğer tarafın yolu vicdanına çıktığında, o bağ artık kopmuştur. Değişim ile başkalaşım arasında nüanstan öte bir fark vardır. Değişim, olgunlaşmaktır, büyümedir. Başkalaşım ise, özünü satmak, dün "beyaz" dediğine bugün "kara" diyecek kadar hafızasını ve haysiyetini yitirmektir. Eskimeyen Hakikat Aşağıdaki şiirde şu can alıcı soru aslında bunu özetliyor: "Eşek aynı eşek de, çul mu değiştin?" Dışarıdaki parıltılı kıyafetler, altına çekilen lüks araçlar ya da takılan o "şirinlik maskeleri", içerideki çürümeyi örtmeye yetmiyor. Yalakalıkla elde edilen ballar, gün gelir sahibinin karakterini zehirler. Çünkü insan, sattığı doğruların bedelini ancak yalnızlığıyla ve kendine olan saygısını kaybederek öder. Unutulmamalıdır ki; eğilerek yükselenler, ulaştıkları zirvede ancak dizlerinin üzerinde durabilirler. Dik duranların başı ise göğe erse de yere değse de her zaman aynı hizadadır. İnsanın kendine olan saygısını bir
Yunus Emre'nin, Kalbime işleyen derin satırları.
Canlar cânanı buldum bu canım yağma olsun assı ziyan dan geçtim, dükanım yağma olsun yunus ne hoş demişsin balu şeker yemişsin ballar balını buldum kovanım yağma olsun.