Canlar canını buldum bu canım yağma olsun
Assı ziyandan geçtim dükkânım yağma olsun
Ben benliğimden geçtim gözüm hicabın açtım
Dost vaslına eriştim günahım yağma olsun.
Varlık çün sefer kıldı dost anda bize geldi
Viran gönül nur doldu cihanım yağma olsun
Yunus ne hoş demişsin bal u şeker yemişsin
Ballar balını buldum kovanım yağma olsun.
Yunus Emre
Ali Ecevit Tarhan on yaşında çocukluğunu kaybetti. Firuze Akın onsuz üç yıl sabretti, yalnızca ışığını feda etti. Sonra al sattı bal sattı, dere tepe düz gitti, develer pire, pireler deve oldu, usta öldü, ballar bitti, Firuze on yaşına geldi; çocukluğunu kaybetti. O vakte kadar yalnızca içinde özlem vardı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu Arif Saimde de öyle sanıldığı kadar da iş yoktu. Paşanın gözünün bebeği olduğu halde gönderdiği, afedersiniz, kıçlarından kehribar gibi ballar damlayan, afedersiniz her birisinin kıçlarındaki damlaların üstüne bakanların sureti çıkar, iște böyle incirleri azıcik yüreklilik gösterip de Paşaya ulaştıramamıştı. Zülfü bu incirleri Paşaya öyle yaranmak, bir şeyler koparmak için göndermemişti Allah bilir, salt, ülkemizde de böyle cennet meyveleri yetişiyor demek için, bu ulusun en büyüğü yürekten sevinsin diye göndermişti.
Sanılır ki; insan manevi hayata yöneldikçe; stresli, sıkıntılı, bunaltıcı bir yaşamın içerisinde bulur kendini. Hakikat bunun tersidir; manevi yaşamdaki sürur ve lezzet, maddi yaşamdakinin çok üzerindedir. Peygamber Efendimiz (sav), "Cennet çepeçevre nefsin hoşuna gitmeyen şeylerle sarılmış, cehennem de bedeni arzu ve iştihâları kabartan şehevâtla..."buyurmuşlardır. İbadetler nefs penceresinden bakıldığında zahiren daraltıcı eylemlerdir. Ama bu bir bakış yanılgısıdır! Şeytan insana maneviyattaki güzellikleri çirkinlik gibi sunmaya, lezzet ve süruru iç karartıcı sahneler olarak göstermeye uğraşmaktadır. Halbuki, iman ve ibadetlerin derinliklerine dalanlar, dünyevi sıkıntılardan kurtulmuş ve tadılmamış lezzetlere gark olmuşlardır. Acıları sevinçlere dönüşen bu insanlar "Ballar balını buldum, kovanım yağma olsun / Canlar canını buldum, bu canım yağma olsun /Assı ziyandan geçtim, dükkânım yağma olsun" demişlerdir.