Senin gördüğün ağzımın kenarında duran dua,
Ben ayaklarımın altındaki toprağa, döktüğüm
gözyaşına inandım.
Öyle uzun ki dünya;
katlanmaya, kıvrılmaya, açılıp çarşaf olmaya.
mümkündür yol yapmaya bir ömür, yol almaya
Hocalık yıllarımın kız öğrenciler sayesinde, bana kazandırdığı diğer bir gerçek de, ERKEG İN fikirsel ve ahlaksal gelişmesinin ancak KADIN'ın etkisiyle oluşabileceği inancıdır.
"Hiçbir insanın Tanrı'yı görmüş olduğuna ya da O'nunla konuştuğuna, inanmıyorum; Tanrı'nın Musa'ya vahiyler yolladığına ve bu vahiylerle kadın hak ve özgürlüklerini kısıtladığına da inanmıyorum. Yeryüzündeki dinlerin tümü kadını aşağılatmada ... Eğer kadınlar, bu dinlerin kendilerine reva gördü ğü haksızlara HAYIR demeyecek olurlarsa onlar için hiçbir zaman kurtuluş yolu açılmaz"
Bir zamanlar, yani daha henüz İslam'a girmeden önceki dönemlerde, KADIN'ı başına taç yapan, devlet ve hükümet başkanlıklarına çıkaran, erkeğfain yanında ve ona eş haklara layık kılan bir milletin bugüne erişmiş kÜşakları olmamıza rağmen, Türk kadınını yücelikten köleliğe, özgürlükten «tabiliğe» in diren bir düzene karşı susmuşluğumuz ve üstelik bu düzenin lehimize sağladığı imtiyazlardan yararlanmamız, suçumuzu daha da ağırlaştırmıştır.
Büyük suçun ve sorumluluğun özellikle biz erkeklere ait bulunduğunda hiç birimizin kuşkusu olmamalıdır. KADIN'ı erkeğin sömürüsüne ve hizmetine terk ve şehvetine araç eden Şeriat zihniyetini baştacı yapmak biz erkeklerin af'edilmez çılgınlığımızdır.