Sosyolojik düzlemde "duygusal yansızlık"ın kurumsallaşması olarak görülebilecek olan şeyin, kişilik düzleminde "disiplinli örgütlenme ve kişiliğin uzun vadeli çıkarları yararına anında tatminlerden vazgeçme gerekliliğini idrak etmek" olarak görülebileceğini söyler.
.
.
Toplumu ayakta tutan bürokrasi, hukuk ve bilim gibi kurumlarda bireylerden duygusal yansızlık göstermeleri beklenir. Bu; anlık tatminlerden kaçınma, tarafsızlık ve sabır gibi davranışları içerir. Bu tutumun sadece çalışılan alanda değil, bireyin tüm yaşamında uzun vadeli faydalar sağlar. Bu açıdan bakıldığında Weber’in rasyonelleşme süreci, sadece kurumlara değil, bireylerin kişilik yapılarına da yön verir. Toplumun işleyişiyle bireysel disiplin arasında bir paralellik oluşur.