baran

baran
@baransoyleme
audentes fortuna iuvat
Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana, dünyada başka türlü bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.
Sayfa 164·Kitabı okudu
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Nasıl Olduysa
nasıl olduysa birden adımı unuttum adını unuttuğum o sıcak şehirde yıldız alacası yüzen bir zakkum yanımda o hayal kız ikide birde yolumu gözlerine bakıp bulduğum sahi ben ne hırçın bir çocuktum ele avuca sığmaz aklı fikri şiirde mısra mısra başımı belaya soktum izmir cezaevi dokuzyüz kırk bir’de kaşla göz arası liseden kovuldum inanmakta geç sevmekte çabuktum bazen yaşadıklarım aklıma gelir de kaç kere umutsuzluğun yolunu tuttum istenmeyen adam hemen her devirde hemen her devirde ateşten bir buluttum binlerce umuttan belki bir umuttum
Sayfa 2·Kitabı okudu
Şiir
Ulusal Miras
ebediyen değişmeyecek ulusal miras, daha önce de belir­tildiği gibi, gelecekte ulaşılacak herhangi bir idealden ya da ta­ahhütten daha yüksek bir duygusal değere sahiptir. "Ulusal düşünce" , bakışların dönüşmekte olan yerine, varolan ve de­ğişmez olana yönelmesine yol açar.
Alıntı
Toplumsal Süreç
Generallerin yeni bir savaş stratejisi saptarken eski savaş stratejilerini örnek aldıkları söylenir. Eğer "toplum­sal gelişim" ya da "toplumsal süreç" gibi kavramların kaçınıl­maz olarak ilerleme düşüncesini de içerdiği ileri sürülüyorsa, generaller gibi davranılıyor demektir. . . Özellikle 20. yüzyıl sosyologları Toplumsal gelişim kavramının ele alımında 19. yüzyıl sosyologlarını örnek alırlar. Bu yaklaşım hem ideolojik bir sürekliliğe hem de mevcut kavramların sorgulanmasından kaçınmaya işaret eder. Adeta toplumsal gelişim, sabit bir yönü olan bir tren gibi düşünülür; herkes bu trenin "doğru" yolda ilerlediğini varsayar, fakat kimse rayları ya da yönü sorgulamaz.
Duygu ve Düşünce
Duygusal yansızlık
Sosyolojik düzlemde "duygusal yansızlık"ın kurumsallaşması olarak görülebilecek olan şeyin, kişilik düzleminde "disiplinli örgütlenme ve kişili­ğin uzun vadeli çıkarları yararına anında tatminlerden vazgeç­me gerekliliğini idrak etmek" olarak görülebileceğini söyler. . . Toplumu ayakta tutan bürokrasi, hukuk ve bilim gibi kurumlarda bireylerden duygusal yansızlık göstermeleri beklenir. Bu; anlık tatminlerden kaçınma, tarafsızlık ve sabır gibi davranışları içerir. Bu tutumun sadece çalışılan alanda değil, bireyin tüm yaşamında uzun vadeli faydalar sağlar. Bu açıdan bakıldığında Weber’in rasyonelleşme süreci, sadece kurumlara değil, bireylerin kişilik yapılarına da yön verir. Toplumun işleyişiyle bireysel disiplin arasında bir paralellik oluşur.
Alıntı