baran

baran
@baransoyleme
audentes fortuna iuvat
Tanrı gibi olacak. iyiyi kötüyü bileceksiniz.
ÖĞRENCİ: Yemin ederim size, sanki basımda var düş tacı. Bir baska zaman sizi rahatsız edebilir miyim, Derin bilgeliğinizin dibine inebilir miyim? MEPHISTOPHELES: Elimden geleni ardıma komam. ÖĞRENCİ: Kesinlikle yine ayrılamam, Sunmalıyım size daha anı defterimi. Esirgemezse himmetiniz benden bu imi! MEPHISTOPHELES: Pekâlâ. Yazıp verir. ÖĞRENCİ okur. Eritis sicut Deus scientes bonum et malum. (Tanrı gibi olacak, iyiyi kötüyü bileceksiniz.) Saygıyla kapatır ve izin ister. Takıl bakalım eski meselin ve yengem yılanın peşine, Görürsün gününü elbet isteyince benzemek Tanrı'nın eşine! "Tanrı gibi olacak iyi kötü Bileceksiniz" sözü Tevrat'ta Havva'yı kandıran yılanın yani iblisin Havvaya söylediği sözdür. MEPHİSTOPHELES Burada kendini yılanla yani iblisle özdeşleştiriyor ve öğrenciyi yoldan çıkarıyor. MEPHISTOPHELES Alaycı bir şekilde öğrenciyi kutsal bilgi arayışına teşvik ediyor ama sonuç felaket olacak. Yengem yılan diyerek Adem ile Havva'yı kandıran yılanla akraba olduğunu belirtiyor. "Tanrı'nın eşine benzemek" yani yaratıcıya yaklaşmaya çalışmak şeytan için küstahlıktır ve cezasız kalmaz. Bilgi baştan çıkarır, eğer kaynağı karanlıksa.
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
MEPHISTOPHELES. Ay, inan bana, kimi binlerce yıl Bu sert yemeği çiğner de, Beşikte ve tenesirde Bu bayat mayalı hamuru hazmedeni ara da bul! İnan bize, bütün bunlar Anca bir Tanrı'ya yarar; Kendisi sonsuz nur içinde, Zifiri karanlığı getirdi bize, Oysa size uyar bir tek gündüz ve gece. MEPHİSTOPHELES Burada insanın sınırlı doğasına, bilgisinin ve inancının yüzeyselliğine vurgu yapıyor. Tanrının mutlak bilgisi ile insanın bilgisizliğini karşılaştırarak, İronik bir dille insanın durumunu küçümsüyor.
Alıntı
İster var olsunlar ister var olmasınlar, biz tanrıların kölesiyiz.
Sayfa 50·Kitabı okudu
Alıntı
Sonsuz varoluş
Doğuştan bana ait olan içimdeki toprağı, adım adım fethettim. İçinde bir hiç olarak kaldığım bataklığı, azar azar ele geçirdim. Sonsuz varlığımı doğurdum, ama kendimi kendimden forsepsle koparmak zorunda kaldım.
Sayfa 35·Kitabı okudu
Alıntı
Pessoa'nın hayat tasviri
Hayatı bir han olarak tahayyül ediyorum, çöküş arabası gelene kadar orada kalacakmışım. Araba beni nereye götürecek, bilmiyorum, çünkü hiçbir şey bilmiyorum. Dört duvar arasında beklemek zorunda olduğuma göre, hanı bir hapishane olarak da kabul edebilirim, çeşit çeşit insanla karşılaştığım için, dostlukların yeşerdiği bir yer olarak da. Huysuz ya da görgüsüz biri sayılmam. Odasına kapanıp, kendini yatağa atıp gözünü bile kırpmadan bekleyip duranları kendi hallerine bırakıyorum; kulağıma hoş seslerin ve müziklerin çalındığı salonlarda gevezelik edenlere de ilişmiyorum. Kapının önüne oturup gözlerimi ve kulaklarımı manzaranın renkleriyle ve müziğiyle sarhoş ediyor, arabayı beklerken alçak sesle, yalnızca kendim için bestelediğim anlaşılmaz şarkıları söylüyorum. Gece çökecek, o posta arabası kapıya dayanıp hepimize seslenecek. Bana bahşedilmiş hafif rüzgârın ve onun tadını çıkarabilmem için bahşedilmiş ruhun tadını çıkarıyorum; ve daha fazlasını ne soruyor ne kurcalıyorum. Handaki anı defterine yazıp bıraktığım şeyleri günün birinde benden başkaları da okur, bunlarla yol boyu oyalanabilirse, ne âlâ. Kimse okumazsa ya da zevk almazsa, o da kabulüm
Sayfa 21·Kitabı okudu
Alıntı